Bu kadar çocuk sayısıyla eşlerin sayısı anlaşılabilir mi? Tarih kitaplarında kişilerin eş ve cariyelerinin hepsi yazılmamıştır. Aksine genellikle eğer çocukları varsa, isimleri söylenir. Çocukların isimleri söylendiği zaman annelerinin isimleri de söylenir. Cariyelerde ise genel olarak “Ummu’l-Veled” tabiriyle yetinilirdi. Hz. Ali’nin (a.s) Nehcü’l-Belağa’da (23/3) zikrettiği isimler hakkında bilgimiz var mı? Bu yüzden çocukların azlığı dikkate alındığında İmam Hasan’ın (a.s) eşlerinin isimleri hakkında fazla bir beklentimiz olmamalıdır.
5- Evvela bu rivayetin kaynağının söylenmesi gerekir. İkincisi Hz. Hatice’nin (s.a) evliliğine ait rivayet senet yönünden sahih olsa bile zikredilen karinelere baktığımızda kınanan şey yine zevk boşanmasıdır. Son olarak söylemeliyim ki, hadisleri incelerken Ehl-i Sünnet’in rivayetlerini dikkate almasak bile Şia’nın eski kitaplarında 4 tane hadis vardır. (el-Mehasin, 2/601; el-Kâfi, 6/56 (iki hadis) ; Daaimu’l-İslâm, 2/257) Şeyh Hürr-ü Âmulî, Meclisî, Şeyh Ali Nemazî, Şeyh Yusuf el-Bahranî vs. âlimlerde bu hadisleri nakletmişlerdi. Bütün dikkatlere ve titizliklere rağmen onlardan ikisini Şeyh Ali Nemazî Müstedreku’l-Sefinetu’l-Bihar’da (6/60), Şeyh Yusuf el-Bahranî Hadaiku’l-Nazire’de (25/148) ve Meclisî Mir’atu’l-Ukul’da (21/96) onaylamışlardır. Teşekkürler.
Yukarıdaki soru ve eleştiriler birkaç bölümden oluşmaktadır:
1- Onun bazı bölümleri yalnızca konudan uzaklaşmaktır.
2- Bazıları, araştırmacıların verdikleri cevaptır ki insafla ele alınacaktır.
3- Bazı sözleriniz mitlak (çok talak veren) olmayı teyit etmektedir. Bunlarda incelendikten sonra kendi çözümümüzü sunacağız:
1. Bölüm
20 yaşında evlilik tahmininde bulunmak her ne kadar yalnızca bir varsayım ve sizin eleştirinizde yalnızca konudan uzaklaşmak olsa da mantıklı ve normal bir şeydir. Öte yandan bu ihtimali güçlendiren şey şudur: Bu rivayetlerin ifadelerinin akışından (eğer sahih olsalar) bütün bu uyarıları Hz. Ali’nin (a.s) Kûfe’de yaptığı anlaşılmaktadır. Zira bir rivayette şöyle buyurmaktadır: “Ali Kûfe’de kalktı…”[17] Bir başka rivayette buyuruyor: “Ali minberde şöyle buyurdu…”
Hz. Ali’nin (a.s) minberlerinin Kûfe’de ya da halifeliği döneminde olduğunu biliyoruz. Buna ek olarak rivayetlerin birinde şöyle gelmiştir: Hz. Ali (a.s) Kûfelilere bu konuyu söylemiştir. Biri dedi ki: “Ben Hasan’a (a.s) kız vereceğim, zira o Peygamber’in ve Emiru’l-Muminin’in evladıdır.” Kûfe’deki zâhirî halifeliğinden sonra Ona bu lakapla herkesin içinde hitap edilmiştir. Öyleyse bu evlilik ve boşanmaların hepsinin Kûfe’de olduğu sonucuna ulaşabiliriz.
İmam Hasan’ın (a.s), o kadar savaş ve diğer devlet işlerinin yanında evlenme ve boşanmalar yapması pek de mantıklı gelmiyor.
2. Bölüm
a) Sizin yaptığınız “Bu konu İmam Sadık’ın (a.s) zamanında, yani İmam Mücteba’dan (a.s) yaklaşık bir asır sonra yayılmıştır” eleştirinize biz de katılıyoruz. Çünkü sizinde dediğiniz gibi rivayetlerimizin çoğu İmam Sâdık’tandır. Ve esas itibarıyla Masum İmamlar (a.s) hakkında tarihin uzaklık ve yakınlığı konusu asla söz konusu değildir.
b) İncelemenin başka bir bölümünde, araştırmacı verdiği cevapta İmam Hasan’ın (a.s) mitlak olmasını, düşmanların, Hasanî seyyidleri kınamak için ellerinde bir bahane olduğunu zikretmiştir. Bunlar Ehl-i Beyt’in (a.s) düşmanlarının sözlerinde gelmiştir. Araştırmacı bununla yalnızca “mitlakın kabih olduğunu” ispat etmeye çalışmıştır. Sizinde belirttiğiniz gibi bu nakil yalnızca Mesudî’nin kitabında gelmiştir. Ama bu asıl konudan uzaklaştırmıyor.
c) Hatırlatmak gerekir ki, bu nispet sadece Mesudî’nin kitabında gelmemiştir. Tam ve birkaç rivayet halinde, ondan yaklaşık bir asır önce yaşayan İbn Saad’ın Tabakat’ında da gelmiştir.
d) Merhum Berkî ve Kuleynî’de Mesudî’den (ö. 346) önce yaşadıklarından, ondan rivayet nakletmelerinin manası yoktur. Buna göre “Berkî ve Kuleynî gibi Şia’nın muteber muhaddislerinin rivayetleri Mesudî’nin Murucu’z-Zeheb’indeki haber-i vahidden kaynaklanması kabul edilebilir mi?” eleştirisi yersizdir. Ayrıca araştırmacının böyle bir iddiası yoktur. Evet, sizinde dediğiniz gibi çocukların sayısı, eşlerin sayısının bir göstergesi olamaz.
3. Bölüm
Asıl eleştiri, bazı rivayetlerde İmam Hasan Mücteba’ya (a.s) neden mutallak nisbeti verildiğidir. Siz bu eleştirinin cevabında birkaç noktaya işaret etmişsiniz:
1- Çok talak vermek, başka bir deyişle mitlak olmak imamet ve ismet makamıyla hiç bir şekilde çelişmemektedir.
2- Rivayetlerde yasaklanan şey “mitlak -ı zevvak” tır. Yani insan zevkine kadınlarla evlenir, sonrada boşar. İmam Hasan (a.s) hakkında böyle bir şey söylenmemiştir.
3- İslâm Peygamberi de eşlerinden beş ya da altısını boşamıştır.
Cevabınızın birinci bölümü hakkında diyoruz ki: Boşama şer’i yönden beğenilen bir şey değildir. İmam Sâdık (a.s) buyuruyor:
“Allah katında boşanmaktan daha nefret edilen bir şey yoktur.” [18]
Çok talak vermenin Allah’ın yanında ne kadar kötü olduğu bilinmektedir.