Hermenötiğin Yeni Söylemi ve Kur’an’daki Anlamın Belirginliği ve Çokluğu

04 December 2025 53 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 13

Özet

Hermenötiğin yeni söylemi, vahdet veya kesret meselesi ve metnin belirgin olup olmadığı sorununu metnin anlaşılması ve yorumlanmasının doğası ve mekanizması etrafındaki felsefî düşüncelerin odağına yerleştirdi. Bu konuları gözönünde bulundurarak elinizdeki makalede, İran’ın çağdaş düşüncesinde vahyin metnine ilişkin üç hermenötik yaklaşımı analiz edip inceleyeceğiz. Bu yaklaşımlardan her birini analiz ederken hermenötiğin yeni eğilimlerini öne çıkaracağız. Bu amaçla öncelikle Allame Tabatabaî’nin vahyin metni için birden fazla manayı konu etmiş olsa da bu anlamlardan her birini vahyin sahibinin kastıyla belirgin gördüğünü, bu yüzden de onun tefsir bahislerinin daha ziyade kasıtçılık ve romantik hermenötikle aynı istikamette olduğunu ortaya koyacağız. Daha sonra Abdulkerim Suruş ve Muhammed Müctehid Şebüsteri’nin hermenötik düşüncelerini ele alıp değerlendireceğiz. Suruş, vahiy metninin anlamının metnin yazarının muradından bağımsız olduğunu savunması nedeniyle felsefî hermenötikte anlamın bağımsızlığı öğretisiyle aynı noktada buluşur. Bu arada Müctehid Şebüsteri kimi bakımlardan felsefî hermenötiğe, kimi bakımlardan da romantik hermenötiğe eğilim duyar. Çünkü bir yandan bazı yazılarında vahyin metnindeki gizli ve nihai anlamdan sözeder, diğer yandan da Kur’an’ın birden fazla ve muteber tefsirinin mümkün olduğunu kabul eder.

Anahtar Kelimeler: Allame Tabatabaî, Suruş, Şebüsteri, Kur’an, anlama, yorum, felsefî hermenötik, romantik hermenötik

Giriş

Kutsal Kitap ve Anlamındaki Çokluk

Hermenötiğin yeni düşünceleri incelendiğinde görülecektir ki modern hermenötik herşeyden çok “Metnin anlamı nedir?” sorusuyla meşguldür. Hermenötiğin iki yeni akımının bakışıyla bu soruya cevap verilebilir. Biri “kasıtçılık” ve diğeri “metnin anlamının bağımsızlığı”dır. Kasıtçılar metnin manasını müellifin kastında arar. Bu yönüyle Schleiermacher’in romantik hermenötiği ve Hirsch’ün nesnelce hermenötiği kasıtçı sayılmaktadır. Schleiermacher ve Hirsch, metnin bir tek ve öz anlamı bulunduğuna inanır. Bu şekilde kasıtçılar metnin anlamını müellifin kastıyla tek ve belirli görür. Buna karşılık Gadamer felsefî hermenötikte “anlamın bağımsızlığı” öğretisini ortaya atarak metnin anlamının müelliften ve onun kastından bağımsız olduğunu savunmuştur. O, metnin manasını anlamanın, entegre tarihsel bir konumda ve yorumcunun tarihsel ufkunun metnin tarihsel ufkuyla buluşması sonucu ortaya çıkan bir vaka olduğu kanaatindedir. Bu nedenle metnin anlamı daima akışkan, belirsiz ve tarihsel duruma bağlıdır. Kısaca metinde anlam çokluğu vardır.

Metnin anlamının belirli olup olmadığı meselesinin ve yine anlamın tekliği veya çokluğu sorununun hermenötiğin yeni söylemindeki en parlak boyutlardan olduğu ve hemenötiğin diğer meselelerinden daha fazla dikkat çektiği hesaba katılırsa bu makalenin odak meselesi de İran’ın çağdaş düşüncesinde Kur’an’ın anlamının belirginliği ve çokluğu olacaktır. Allame Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabaî çağdaş Şiî düşünürlerin en seçkinlerinden biri ve tanınmış Kur’an müfessiridir. 20 ciltlik el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an tefsir külliyatını yazmış ve bu külliyatın bazı ciltlerinde ve başka bazı yazılarında, aralarında Kur’an’daki anlamın belirginliği ve çokluğu meselesi de bulunan vahiy metninin anlamına ilişkin özellikler hakkında açıklamada bulunmuştur. Onun bu konudaki görüşünü ayrıcalıklı kılan, vahiy metninin anlamındaki belirginlik ve çokluğu birbirinin karşısına koymamasıdır.

Oysa son yıllarda bazı dinî düşünürler modern hermenötiği örnek alarak ve bahsedilen çelişkiye sahip çıkarak vahiy metnini anlama ve yorumlamanın doğası ve mekanizması çevresinde yazmışlardır. Bunların arasında anlamın belirginliği ve çokluğu ile bu ikisinin çelişkisi Abdulkerim Suruş ve Müctehid Şebüsteri’nin yazılarında daha çok göze çarpmaktadır. Bu nedenle makalenin devamında konunun geçmişi ve zemini üzerinde kısaca durarak Allame Tabatabaî, Suruş ve Müctehid Şebüsteri’nn hermenötik yaklaşımında Kur’an’ın anlamındaki belirginlik ve çokluk meselesini ele alacak, tahlil edip değerlendirecek ve bu yaklaşımların her birinin buluştuğu noktalar ve nihayet onların yeni hermenötik akımlarla ilişkisi gösterilmeye çalışılacaktır. İran’da dinî düşüncede yenilenmenin ortaya çıkışı ve yayılmasıyla birlikte bazı din araştırmacıları hermenötiğin yeni söylemlerini dinî metinleri anlama ve yorumlama alanına dahil etme gayretine girdi. Bunun sonuçlarından biri de kimi düşünürler nezdinde kutsal kelamın manasının çokluğuna inanılması vardır. Ama metnin anlamının çokluğuna dair diğer bir anlayış da eskiden beri Yahudi ve Hıristiyan yorum geleneğinde bazı modern öncesi hermenötiklerde, bunun yanısıra birçok Müslüman müfessir, arif ve filozofta kutsal metinleri anlama ve yorumlama alanında görülüyordu.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar