İran’da Hicrî 3. Yüzyıldan 14. Yüzyılın Sonuna Kadar Kur’ân-ı Kerîm’in Tefsirine Yönelik Çalışmaların Şekillenmesinde Etkili Olan Süreçler

04 December 2025 55 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 12

4.Hicrî Iv. Yüzyıl

  1. Horasan Tefsir Mektebinde Nîşâbûr Ve Herat Ekollerinin Oluşması
  2. Rey Tefsir Mektebinin Devamı Olarak İsfahan Tefsir Ekolünün Oluşması

Dördüncü asrın başlamasıyla tefsir ilmi de diğer dinî ilimlerle beraber hızlı bir şekilde gelişti ve kendi zamanının zirvesine ulaştı. Bu yüzyılda Horasan mektebinin önemli merkezlerinden Nişabur’da; Ebû Bekir Ahmed bin Muhammed Fârsî, Kur’ân tefsiri alanında koşulsuz şartsız bir kudrete sahipti. Onun meclislerinde binlerce kişinin bulunduğundan bahsetmektedirler (Wickens, 1982, s. 153). Nîşâbûr’un tüm ilmî gücü, adeta Muhammed Fârsî’de toplanmıştı. Ebu’l-Kâsım Hasan bin Muhammed Nîşâbûrî, ünlü bir vâiz ve müfessir idi. Süyûtî onu Horasan’ın en büyük müfessiri olarak zikretmiştir (Süyûtî, 1980, s. 15). O, Sa’lebî’nin üstadı idi. Hicrî 406 (1016) yılında vefat etmiştir.

Ebû Abdurrahman Hayrî Nîşâbûrî (h. 360 – 430 / 970 – 1039), müfessirliğinin yanı sıra, aynı zamanda kâri idi. A’mâ idi; fakat bu dönemin en büyük âlimlerinden sayılmaktaydı (Wickens, 1982, s. 166). Ebû Osman Sabûrî Nîşâbûrî (h. 373 – 449 / 983 – 1058), tefsire ilaveten hadîste de şöhret sahibiydi ve Hayrî Nîşâbûrî’nin dostlarından idi. Sabûrî, arif kimselerden idi, takvası ve zekâsıyla Horasanlılar arasında darbımesel olmuştu (Wickens, 1982, s. 200).

Horasan ekolünün bir diğer önemli merkezi Herat’ta Ebû Hâmid Ahmed bin Muhammed Herevî, Herat müftüsü idi ve Şâfiî mezhebindendi. Bu dönem tefsirinin büyük isimlerindendi. Ebû Hâmid, hadîs ilminin büyük âlimlerinden Hakîm Nîşâbûrî’nin üstadı idi. O, hicrî 355 (968) yılında vefat etmiştir. Bu dönemde yavaş yavaş Rey’den bağımsız bir ilim merkezi olmaya doğru evrilen İsfahan’da, Kur’ânî ilimlerin bilinen bir diğer önemli âlimi Ebû Saîd Hüseyin bin Muhammed İsfehânî Za’ferânî de, Ebû Naîm İsfehânî ile bu dönemde yaşamıştır. Hüseyin İsfehânî, hicrî 369 (980) yılında vefat etmiştir.

İran medeniyetinin bir diğer ilmî merkezi ve Horasan’ın ilmî rakibi olan Rey, bu dönemde de Ehli Sünnet tefsirinin büyük âlimlerinden nasipsiz kalmamıştı. Hanefî mezhebinden olan Ebû Hasan Ali bin Yezdâd Kumi de Rey’de bulunmaktaydı. O hicrî 350 yılında vefat etmiştir. Rey’de bu asırda bir diğer büyük müfessir daha yaşamaktaydı. O, Ahmed bin Fârs bin Zekeriyâ Lügavî Kazvînî idi. O, başlangıçta Şâfiî idi ve ancak daha sonra Mâlikî olmuştur. Onun iki önemli tefsiri bulunmaktadır. Bunlardan biri Câmi’u’t-Te’vîl, diğeri ise Garîb-i A’râb-i Kur’ân’dır (Kübrâzâde, 1980, s. 178).

Dördüncü yüzyıla ait birkaç tefsire daha işaret edilebilir: Örneğin, Ebû Bekir Muhammed bin Râzî’nin Ahkâmü’l-Kur’ân’ı bu dönemin tefsirlerindendir. Bu şahıs Hanefî idi. Bu tefsir, isminden de anlaşılacağı üzere fıkhî bir tefsirdir. Fıkhî meseleler hakkında olup, Hanefîlerin en muteber tefsirlerindendir. Müfessir bu tefsirde, fıkhî hükümlerin istihraç edilebileceği âyetleri derlemiştir (İbn Nedîm, 1968, s. 59).

Dördüncü asrın Farsça yazılmış tefsirlerine gelince, bunlardan biri Tefsîr-i Kur’ân-ı Pâk’tır. Bu tefsirin orijinali Pakistan’da idi. 1963 yılında İran Kültür Vakfı aracılığıyla bu tefsirin resimleri çekilmiştir. Daha sonra merhum Müctebâ Meynevî’nin yazdığı bir mukaddimeyle basılmıştır. Meynevî, bu tefsirin bir dilden başka bir dile yazılış biçimini dikkate alarak, onun dördüncü yüzyıla ait olduğunu düşünmektedir (Petronovski, 1972, s. 470).

Dördüncü yüzyıldaki İranlı Şiî müfessirler arasında İyâş Semerkandî ve Ebu’l-Abbâs Esferâynî’den söz edilebilir (Süyûtî, 1980, s. 200). Bu iki kişi, İslam’dan sonraki İran kültürünün filizlendiği dönemde, Horasan ve Rey mekteplerinin tefsirdeki yolunu devam ettiren kimselerdir. İyâşî’nin eserleri, kendi asrında büyük bir ilgiyle karşılanmış ve bu ilgi, altı asır sonrasına kadar devam etmiştir. O kadar ki, İyâşî’nin eserleri İbn Nedîm zamanında da Horasan’da çok sayıda alıcı bulmaktaydı (İbn Nedîm, 1968, s. 309).

5.Hicrî V. Asır (İran İlmî   Hareketinin /Faaliyetinin/ Aktivitesinin İran Dışına Nakli Ve İctihâdî Tefsirlerin Şekillenmesi)

Beşinci yüzyıldan itibaren, Horasan civarlarında Selçuklular ile Gazneliler arasındaki savaşlar ve bu savaşların doğurduğu sonuçlar nedeniyle İran ilmî hareketi, özellikle dinî ilimler gibi bazı ilmî dallarda yavaş yavaş İran dışına, bilhassa da Necef-i Eşref gibi bazı önemli Şiî merkezlerine intikal olmaya başladı. Bu arada diğer din âlimleri gibi tefsir uleması da İmam Ali (a.s)’nin Necef-i Eşref’teki kabri yakınlarında, Kur’ânî ilimleri tahsil ve tedris etmeye daha meyilli idiler. Necef’teki bu durum, on asır sonra, şu an itibariyle de müşahede edilebilir.

Bu asırdaki büyük Şiî müfessirler arasında III. Yezdgerd’in torunlarından Ibn Merzban olan bir şahsiyete işaret edilebilir (Donaldson, 1933, s. 209). O, meşhur kitabı Hasâisü’l-Kur’ân’da Allah’ın kelâmının özelliklerini, yeni bakış açılarıyla incelemeye koyulmuştur. Bu kitap, dokuz asır sonra şimdi de birçok tefsir ve kelâm âliminin ilgisini çekmeye devam etmektedir.Ibn Merzban, hicrî 418 (1027) yılında, Necef-i Eşref’te vefat etmiştir (a.g.e.)

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar