İran’da Hicrî 3. Yüzyıldan 14. Yüzyılın Sonuna Kadar Kur’ân-ı Kerîm’in Tefsirine Yönelik Çalışmaların Şekillenmesinde Etkili Olan Süreçler

04 December 2025 55 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 12

Bu dönemde Horasan mektebi de rehbersiz kalmadı. Fazl bin Şâzân Nîşâbûrî, bu dönemde Horasan’da ve onun ilmî merkezi olan Nîşâbûr’da Şîa’nın tefsir ilminin kandilini aydınlatmıştır. Aynı şekilde bu dönemde Horasan, bir başka büyük zâtı daha dinî ilimler dünyasına armağan etmiştir. Bu kişi, Şeyh Tâife olarak da bilinen Ebû Cafer Muhammed bin Hasan Tûsî’dir. Şeyh Tâife, Tûs’ta doğdu; lâkin yaşamının önemli bir bölümünü Bağdat’ta geçirdi (Devânî, 2008, s. 33). O, hicrî 460 (1072) yılında Necef-i Eşref’te bakî âleme göçmüştür. Onun eserleri arasında Tefsîr-i Tibyân, evrensel bir şöhrete sahiptir. Bu eser Şeyh Tâife’den asırlar sonra, henüz dahi kendine has tazelik ve güncelliğini korumaktadır. Dünyadaki Şiîlerin büyük çoğunluğu bu kitabı, en nitelikli Kur’ân tefsiri olarak kabul etmektedirler (Donaldson, 1933, s. 130).

Tibyân, ilk kapsamlı Şiî tefsiridir. Bu tefsirde, Kur’ân ve tefsir ilimleri ictihâdî bir şekilde ele alınmıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, naklî eser ve tefsirlerden ayrılmaktadır.

Şeyh Tâife, Tibyân’a ek olarak; fıkıh ve diğer ilimlerde de Misbâhü’l-Müctehid, el-Hallü ve’l-Akd, Tehzîbü’l-Ahkâm ve’l-İstibsâr adlı eserlerini telif etmiştir (Donaldson, 1933, s. 209). Şeyh Tûsî, Necef-i Eşref İlim Havzası’nın kurucusu Şeyh Müfîd’in talebesidir ve bu havza bugün de faaldir (Devânî, 2008, s. 33).

Ebû Bekir Atîk bin Muhammed el-Herevî Sûrâbâdî’nin telifi olan Tefsîr-i Sûrâbâdî, beşinci asrın tefsirlerindendir. Bu tefsirin yazarı, Selçuklu sultanı Alparslan’ın muasırlarındandır. Bu tefsir Farsça’dır ve Fars nesrinin seçkin numûnelerindendir. Müellifi Şâfiî mezhebindendir ve Kur’ân’ı kelimesi kelimesine tercüme etmiştir. Bu tefsirin tanınırlığı daha çok edebî açıdandır (Durûdî, 1984, s. 135).

Aynı şekilde Tâcü’t-Terâcim veya Tefsîr-i Esferaynî beşinci yüzyılın önemli tefsirlerinden bazılarıdır. Yazarı İmâdüddîn Ebu’l-Muzaffer Şâfiî’dir. O, tefsirini bölümlere ayırmış ve her bölümde de Kur’ân sûrelerinin birkaçını tefsir etmiştir. Hâce Nizâmülmülk’ün muasırlarından olup, onun ilgisini çekmiştir (Hâcî Halife, 1278, c. 2, s. 149).

6.Hicrî VI. Yüzyıl (Kur’ân Tefsirlerinin Altın Çağı; Mefâtîhu’l-Gayb, Keşşâf, Keşfü’l-Esrâr, Mecme’ü’l-Beyân Ve Ravzü’l-Cinân Gibi Tefsirlerin Kaleme Alınması)

Ehli Sünnet’in en büyük tefsirleri hicrî altıncı asırda yazılmıştır. Bu tefsirlerden biri, altıncı asrın büyük Şâfiî müfessirlerinden olan ve Fahri Râzî olarak bilinen Muhammed bin Amr bin Hüseyin bin Hasan bin Ali’nin eseri Mefâtîhü’l-Gayb veya Tefsîr-i Kebîr’dir. Fahr-i Râzî, İran’ın kuzeyindeki Mâzenderân’da dünyaya geldi; lâkin Rey’de ikamet etti. O, aynı zamanda “Râzî” olarak meşhurdur. Onun tefsiri, şahsî görüşe göre yapılan tefsirlerin bir örneğini oluşturmaktadır. Kur’ân âyetlerini felsefî meseleler esasınca tefsir etmiştir. Bu tefsir, daha çok kelâmî-felsefî bir motife sahiptir; sekiz cilt olarak basılmıştır, sûreler yine sûreler aracılığıyla tefsir edilmiştir (Süyûtî, 1980, s. 15).

Altıncı asrın tefsirlerinden biri de “Cârullah” lakabıyla bilinen Ebu’l-Kâsım Muhammed bin Amr Zemahşerî Harezmî’nin Tefsîr-i Keşşâf’ıdır. Memleketi aslen İran’ın kuzeyindeki soğuk bölgelerdi; buna rağmen o, uzun süreler Mekke’de, Allah’ın evine komşu olarak yaşadı ve Tefsîr-i Keşşâf’ı da orada yazdı. Zemahşerî, kelâmî açıdan Mutezilî olup, fıkıhta Hanefîliğe tâbî idi. Bu tefsir, Ehli Sünnet’in en muhkem tefsirlerinden sayılmaktadır. Zemahşerî bu tefsirde, birtakım sarfî ve nahvî hususiyetlere, meânî, beyân, kırâat ilimlerine ve âyetlerin nüzûl sebeplerine değinmiştir. Bu tefsir, dört cilt halinde basılmıştır (Süyûtî, 1980, s. 61).

Keşfü’l-Esrâr ve İddetü’l-Ebrâr tefsiri de, altıncı yüzyılın diğer tefsirleridir. Onun yazarı Ebu’l-Fazl Raşîdüddîn Meybodî Yezdî’dir. Gerçekte bu tefsir, Hâce Abdullah Ensârî Herevî’nin eseri olan Sîretün fi’t-Tasavvuf adlı tefsire yazılmış bir şerh niteliğindedir. Meybudî’nin tefsiri, daha çok irfânî bir tefsir olarak bilinmektedir. Meybodî, Yezd eyaletinin şehirlerinden biri olan Meybod’dandır. Tefsiri Farsça olarak on cilt halinde basılmıştır (Nevîhmen, 1948, s. 120).

Altıncı yüzyılın diğer tefsirleri arasında da Ebu’l-Fütûh Muhammed bin Abdülkerim Şehristânî’nin eseri olan Mefâtîhü’l-Esrâr ve Mesâbîhü’l-Ebrâr bulunmaktadır. Onun tefsiri, felsefî tefsirlerdendir (a.g.e.)

Hicrî altıncı yüzyılın İranlı Şiî müfessirleri arasında da Mecme’ü’l-Beyân fî Tefsîri’l-Kur’ân adlı eserin müellifi olan Emînü’l-İslâm Şeyh Tabersî’ye işaret edilebilir. O, hicrî 468 yılında Tefreş şehrinde (Arapça’sı, Tabers’tir) doğdu ve hicrî 538 yılında Kur’ân tefsiri telifini bitirdi. Bu tefsir Arapça olarak yazılmış olup Farsça’ya çevrilmiştir (Mutahharî, 1987, s. 403).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar