İran’da Hicrî 3. Yüzyıldan 14. Yüzyılın Sonuna Kadar Kur’ân-ı Kerîm’in Tefsirine Yönelik Çalışmaların Şekillenmesinde Etkili Olan Süreçler

04 December 2025 55 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 12

1.Câmi’ü’l-Beyân Fî Tefsîri’l-Kur’ân, Taberî, Arapça. (Farsça’ya Tercüme Edilmiştir), Hicrî Üçüncü Yüzyıl

Muhammed bin Cerîr bin Yezîd bin Kesîr bin Gâlib Taberî, Mâzenderân’ın Âmol şehrindendir. Hicrî 224 yılında doğmuş olup hicrî 310 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir. Ehli Sünnet’in ünlü ve büyük müfessirlerindendir. O, küçük yaşlardan itibaren Kur’ân’a ve onu öğrenmeye himmet sarf etmiştir. İlim tahsili ve bilgilerini artırmak amacıyla birçok yolculuğa çıkmış; Irak, Suriye, Mısır, Anadolu ve Hindistan’a seyahat etmiştir. Taberî, fıkhî yol bakımından önceleri Şâfiî mezhebine tâbî olmuş, ancak sonraları kendi müstakil fıkhî mektebini/ekolünü tesis etmiş ve Ehli Sünnet fıkhının hiçbir imamına tâbî olmamıştır. Onun fıkhî mezhebinin adı Cerîriyye’dir. O dönemler, bir grup takipçiye sahip olan bu mezhep, daha sonra ortadan kalkmıştır (Mutahharî, 1987, s. 402).

Taberî çok sayıda eser kaleme almıştır. O, bunca eseri arasında tarih ve tefsiriyle ünlü olmuş, ilim ehlinin dilinde Ümmü’t-Tevârîh ve Ümmü’t-Tefâsîr olarak bilinir olmuştur. Taberî, öncekilere ait sözleri senetlerle zikretmiştir. Bu durum da başlı başına onun nakillerinin muteber olmasını sağlamıştır. Bununla beraber birçok konuda, zayıf (muteber olmayan) ya da meçhul kimselerden de rivayetler nakletmiştir. Bu tefsirin önemli zaaf noktası, çok sayıda İsrâiliyyât içermesidir. Bu sebeple onun, hadîs naklinde ifrat ettiğini söylemişlerdir. Onun özellikle tefsir alanındaki rivayetleri, geniş perspektifli bir eleştiri ve incelemeye tâbi tutulmalıdır. Buna rağmen Tefsîr-i Taberî, öncekilerin sözleri ve teorileriyle dolu bir eserdir. Bu sayede tüm zamanları aşabilmiştir. Eğer böyle bir tefsir ansiklopedisi/külliyâtı olmasa idi, öncekilerin sözleri ve tefekkürleri yok olup gidecekti. Bu tefsir hakkında söylenebilecek önemli noktalardan biri de onun fıkhî olması ve uygun bir şekilde fıkhî meselelere giriş yapmasıdır. Taberî’nin kelâmî fikirleri de tefsirinin satır aralarında tamamen aşikârdır (Durûdî, 1984, c. 1, s. 115). Tefsîr-i Taberî Arapça olarak yazılmıştır. Hicrî dördüncü yüzyılda Nuh bin Nasr Sâmânî’nin emriyle, Bel’amî tarafından Arapça’dan Farsça’ya çevrilmiştir. Günümüzde bu tefsir, otuz bir cilt olarak basılmıştır.

2.Tefsîr-i Ayyâşî, Ayyâşî Semerkandî, Arapça, Hicrî Üçüncü Ve Dördüncü Yüzyıl

İbn Nedîm’in el-Fihrist’inde yüz elli ciltten fazla eser zikredilmiş ve Ayyâşî’ye nispet edilmiştir (İbn Nedîm, 1968, s. 361). Cafer bin Muhammed bin Mes’ûd İyâşî Semerkandî; fıkıh, hadîs, tıp, astronomi gibi birçok muhtelif alanda maharet sahibiydi. O, meşhur bir fakih olup Ali bin Bâbeviye Kumî (v. hicrî 339)’nin muasırı idi. Meşhur bir tefsire sahiptir. Her ne kadar tefsiriyle şöhret bulmuşsa da, diğer alanlarda da donanımlı bir kimseydi. O, fakihlerden sayılmaktadır (Mutahharî, 1982, s. 78). Zerkelî, İ’lâm’ında Ayyâşî’nin vefat tarihini hicrî 320 yılı olarak zikretmiştir.

Ayyâşî’nin tefsiri, İmâmiyye’nin bu dönemdeki diğer eserleri gibi naklî bir niteliğe sahiptir. Onun tefsirinin sadece yarısı -yani Hamd Sûresi’nden Kehf Sûresi’ne kadar olan bölümü- mevcuttur. Bu tefsir ilk defa hicrî 1280 yılında, Allâme Tabâtabâî’nin mukaddimesi ile Kum’da basılmıştır. Allâme bu tefsirin mukaddimesinde şöyle yazmıştır: “Bu tefsirin yazıldığı tarihten şimdiye dek on bir asır geçmiştir. Ancak tecrübe sahibi büyüklerden hiç kimse bu tefsire bir kusur izafe edememiş, bilakis herkes onu övmüştür.”

3.Et-Tibyân Fî Tefsîri’l-Kur’ân, Şeyh Tûsî, Arapça, Hicrî Beşinci Yüzyıl

Bu tefsir, Şeyh Tâife lakaplı Ebû Cafer Muhammed bin Hasan Tûsî (h. 385 – 460)’nin eseridir. Tibyân, kapsamlı ilk Şiî tefsiridir. Bu tefsirde Kur’ânî ilimlere ve tefsire, ictihâdî bir surette değinilmiştir. Bu yönüyle naklî ve rivayete dayalı tefsirlerden ayrılmaktadır. Bu kitabın müellifi, önceki âlimlerin düşüncelerini ve iddialarını akla dayalı olarak eleştiriye ve analize tâbî tutmuştur. Şeyh Tûsî’nin tefsirdeki yöntemi; âyetlerin manalarını açıklamak ve çeşitli akîdevî-kelâmî sözleri arz etmektir. O, lügavî bahislere, sözcük türetimine ve âyetlerin kırâatine özel bir ilgi duymaktaydı. Önceki ümmetlerin tarihini ve kıssalarını nakledip değerlendirmiş, zayıf olarak telakki ettiği şeyleri reddetmiştir. Bu tefsir Arapça olarak on cilt halinde neşredilmiştir.

4.Tâcü’t-Terâcim Fî Tefsîri’l-Kur’ân Li’l-E’âcim (Tefsîr-İ Esferaynî), Esferaynî, Farsça, Hicrî Beşinci Yüzyıl

Tefsîr-i Esferaynî’nin yazarı Ebu’l-Muzaffer bin Şâhpûr Esferaynî (h. 441)’dir. Bu tefsir Farsça’dır ve beş cilt halinde neşredilmiştir. Kadîm bir eser oluşu ve de âyetlerin tercümelerinde izlenen metottan dolayı, kendisinden sonraki Farsça tefsirler üzerinde etkili olmuştur. Bu tefsir; âyetler arasında bulunan gizli irtibatları, nazmı ve de mevzû’î bağı göstermeye önem vermiştir. Aynı zamanda kıssaları da ayrıntılarıyla işlemiştir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar