- Tabâtabâî, “Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.“ (Ahkaf, 15) ayetinden psikolojik sonuç çıkarmıştır. Bu müfessire göre hamilelik ve emzirme günlerinin meşakkatlarının ifade edilmesi, üstelik de bunun Allah tarafından ebeveyne ihsanda bulunma talimatından sonra gelmesi, bir tür insanî duyguları harekete geçirmek için olabilir. (Tabâtabâî, 1390, c. 18, s. 201). Sonuç itibariyle duyguları harekete geçirme aracılığıyla insanlar ebeveynlerine, özellikle de anneye minnettar olmaya teşvik edilmektedir. Tabâtabâî’nin, psikoloji bilimindeki iki meseleye, “ruhsal infial ve duygular” ve “motivasyon”a işaret eden sözkonusu ayetten çıkardığı bu psikolojik anlayış, aslında psikoloji biliminin geleneksel önermelerinin kullanılmadığı ayetin psikolojik tefsiridir. Bu psikolojik kavrayışın pek çok müfessirin eserinde bulunmadığını hatırlatmak gerekir. Mesela bazı müfessirler ayete fıkhî yönden bakmışlar ve sözkonusu ayetten, annenin emzirmesinin farz olan zamanının miktarı ile hamilelik süresiyle ilişkili kimi hükümleri çıkarmışlardır. (Sâdıkî Tehranî, 1406, c. 27, s. 34; Kâşânî, 1340, c. 8, s. 315).
- Aynı şekilde orucun farz olması konusunda, Bakara suresi 183. ayette hüküm, “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.“ şeklinde açıklandıktan sonra “أَيَّاماً مَعْدُوداتِ / sayılı günlerdedir. ” buyurulmaktadır. Allame Tabâtabâî, bu ayetteki kelimeleri detaylı biçimde ele alırken “أَيَّاماً” kelimesinin belirtisiz (nekre) gelmesi ve “مَعْدُوداتِ” ile sıfatlandırılmasını, yükümlülüğün zorluklarının Allah tarafından küçük sayılmasına delil kabul etmiştir. Bunun sebebi de mükellefi, bu zorlu talimatı yerine getirmeye cesaretlendirmektir. (Tabâtabâî, 1390, c. 2, s. 9).
- el-Mizan tefsirinde, motivasyon alanında başka bir psikolojik kavrayışı Mü’minun suresi 62. ayetin izahında görmek mümkündür: “Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.” Allame Tabâtabâî, Allah Teala’nın yükümlülüğü mükellefin gücüne bağlamasını, bu ayetin, müminlerin sıfatlarını açıklayan önceki ayetlerle üslup birliğine dikkat çekerek o sıfatlara bürünmeyi sağlamak üzere teşvik ve motivasyonu amaçladığını savunmaktadır. Konuyu biraz daha açarsak, Allah Teala önceki ayetlerde, “Rablerinin azametinden korkup titreyenler, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar, Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler, İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.” (Mü’minun, 57-61) buyurmaktadır. Bu ayetler müminlerin sıfatlarını saymaktadır. Başlangıçta iş zor gözükse de Allah Teala hemen ardından mükellefe verilen güç ve takata bağlamaktadır. Bu da, o sıfatlara bürünürlerse işin kolaylaşacağını açıklamakta ve sonuç olarak da mükellef, o özellikleri kazanmaya teşvik edilmektedir. (Tabâtabâî, 1390, c. 15, s. 41).
- Kur’an-ı Kerim’de, Allame’nin psikolojik tefsirine konu olduğu görülebilecek psikolojik ayetlerden bir diğeri de, “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” ayetidir. (Rum, 21). Allame, bu ayette geçen rahmetten kastedilenin, başkalarının mahrumiyetini görmenin insanda ortaya çıkardığı nefsanî tesirler olduğunu belirtmektedir. Bunun somut örneği olarak, ebeveynin, özellikle de annelerin küçük evlatlarının terbiyesi ve gözetimiyle ilgili merhamet duygusu gösterilebilir. Allame Tabâtabâî, bu ayette geçen sevgi ve merhametin, genel anlamıyla kullanılmış olsa bile bir toplumdaki insanlarla ilgili olarak da konu edilebileceğini düşünmektedir. Ama ayetin siyakı ve sözün akışı nedeniyle kastedilen, oradaki iki ailevî alan olacaktır. (Tabâtabâî, 1390, c. 16, s. 166).
- Allame Tabâtabâî tarafından başka psikolojik kavramlara işareti, ailenin yönetimine atıfta bulunan, “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar.”(Nisa, 34) ayetinin tefsirinde görüyoruz. Allame, kadınlar üzerinde kavvamlığın sebebi olan erkeklerin kadınlara üstünlüğünü, erkeklerde mücadele gücünün fazlalığı ve zorluklara katlanma, buna karşılık kadınlarda hissiyatın ve duyguların hâkim olması gibi sıfatların varlığına bağlamıştır. Bunlar, erkek ve kadının hayatının esası ve sermayesi, incelik ve zariflik olmaktadır. (Tabâtabâî, 1390, c. 4, s. 543).
Allame Tabâtabâî’nin Tefsir Metodunun Tahlili ve İncelenmesi
Her tefsirde ve müfessirin Kur’an-ı Kerim ayetlerine ilişkin anlayışında, müfessirin reyle tefsir tuzağından kurtulabilmesi için sözkonusu tefsirde kabul edilebilir bir dayanak ve karinenin varlığı zorunludur. Müfessirlerin eserlerinde bahsi geçen psikolojik tefsirler de bu kuraldan müstesna değildir. Hatta bazı müfessirlerin kendi tefsirlerinin delil veya karinesine de işaret ettiklerine şahit oluyoruz.