Siyak
Bu çerçevede Kur’an-ı Kerim tefsirlerinde en çok istinat edilen karinelerden biri siyaktır. Bu akılcı kural, diyalogun kurallarından haberdar ve akledebilen konuşanın, bir mecliste bir mevzu çevresinde ifade ettiği kelime ve cümlelerden asla çelişkili, zıt, uyumsuz ve uygunsuz anlamları kastedemeyeceği, sonuç itibariyle de kullandığı kelime ve cümlelerden muradının uygun ve uyumlu anlamlar olacağı ilkesine dayanmaktadır. Bu kriter, cümleler ve ayetlerin bir mevzu çevresinde ve daima birlikte nazil olduğu durumda gerçekleşebilecektir. (Bâbâyî, 1392, c. 2, s. 282).
Allame Tabâtabâî, psikolojik tefsirlerinin çeşitli yerlerinde bu karineden yararlanmıştır. Örnek vermek gerekirse, Ahkaf suresi 15. ayeti tefsir ederken, hamilelik döneminin ve doğumun zorluklarına delalet eden cümlelerin dizilişinin, üstelik de bunun anne babaya iyilikte bulunma tavsiyesinden sonra gelmesinin muhatabın bu tavsiyeyi yerine getirmesini teşvik ve motive amacıyla olduğunu belirtmiştir. Allame burada tabii ki siyakın lafzına değinmemiştir, ama bu cümledeki tefsir metodu, siyakı psikolojik kavrayışta kullandığını göstermektedir. Fakat Allame, Mü’minun suresi 62. ayeti tefsir ederken kullandığı delile, yani psikolojik tefsirde siyaka açıklıkla değinmiş ve gücü yettiği kadarıyla mükellef olma beyanının, müminlerin bazen zorluklar da taşıyan sıfatlarını saydıktan sonra gelmesini siyak karinesiyle o sıfatları edinme yönünde motivasyon saymıştır.
Yine Rum suresi 21. ayette de eşler arasındaki sevgi ve merhameti tefsir ederken psikolojik tefsirde siyakın kullanımına açıkça işaret etmiş ve siyak karinesi deliliyle sevgi ve merhameti aile çevresiyle sınırlandırmıştır.
Hatırlatmak gerekir ki siyak karinesi tek başına ayetten psikolojik kavrayışımızı teyit edemez. Yalnızca cümleler ve söz dizilişi arasında anlam bağlantısı kurabilir. Siyak her ne kadar ayetlerin psikolojik anlaşılması üzerinde etkiliyse de o psikolojik anlayışın metin dışında onaylanması, bazı rivayetlerin bulunması veya deneysel bilimdeki kanıt gibi başka karinelerin varlığı, müfessirin anlayışının sıhhati için gereklidir.
Edebî Kural
Öte yandan ayetlerden psikolojik anlam çıkarırken Arapçadaki kuralların işlevi gözardı edilemez. Nitekim Allame Tabâtabâî’nin Bakara suresi 183. ayette geçen “أَيَّاماً مَعْدُوداتِ” ifadesinin tefsirinde edebî yöne gösterdiği dikkat bu noktaya delalet etmektedir. İşte bu amaçla Allame, Allah tarafından “أَيَّاماً / Günler” kelimesinin belirtisiz (nekre) gelmesi ve onun da “مَعْدُوداتِ / Sayılı” ile sıfatlandırılmasını oruç yükümlülüğünün muhatap için küçük bir şey sayıldığı şeklinde yorumlamıştır. Bu da muhatabın bu görevi yerine getirmede cesaret bulmasını sağlayacaktır.
Muhatabın Özelliği
Diğer taraftan Kur’an tefsirlerinde güvenilir karinelerden bir başkası da muhatabın özellikleridir. (Bâbâyî, 1392, c. 2, s. 244). Nitekim çok sayıda ayette bu karineden yararlanıldığı tespit edilebilir, çünkü Allah Teala, bir ayette kelamının etki uyandırması için özel bir yöntem kullandıysa muhatabın psikolojik özelliklerine dikkat edilmesi onun üzerinde kim bilir nasıl bir tesir bırakacaktır.
Elbette ki bu karinenin kullanılmasının iki şeyi gerektirdiğini de hatırlatmak lazımdır: Birincisi, ilahî kelamda insanların özelliklerine odaklanan psikolojik tefsirde bu ilkeyi kabul etmeliyiz. İkincisi, kelamın muhataplar üzerindeki etkisi ispatlanmış olmalıdır.
Allame Tabâtabâî de Ahkaf suresi 15. ayetin tefsirinde, ebeveyne ihsanda bulunma tavsiyesinden sonra hamilelik döneminin zorluklarının belirtilmesinin mükellefin duygusal olarak harekete geçirilmesine sebep olduğunu savunmaktadır. Bu, Allah Teala’nın, annenin hamilelik dönemindeki meşakkatlerini açıklaması sırasında muhatabın etkilenme özelliğine dayanarak, anne babaya iyilikte bulunma tavsiyesinden sonra hamilelik ve doğumun zorluğuna işaret ettiği meselesini kabul etmeye bağlıdır.
Bilimsel (Deneysel) Bulgular
Kur’an’ın psikolojik önermelerini anlamada epeyce işlevsel olan psikolojik tefsirin karinelerinden biri de dinî metinlerin psikolojik kavranışında yeni pencereler açabilecek psikoloji biliminin bulgularından yararlanmaktır.
Meselenin özü şudur ki, bu tefsir çeşidinde ne tür bilimsel karinelerden istifade edilebilir? Acaba psikolojik teorilerin tamamı Kur’an-ı Kerim’in tefsirinde güvenilir bir karine kabul edilebilir mi ve tefsirimizi o teoriye dayandırabilir miyiz? Bu soruların incelenmesi, deneysel karinelerin tefsir karinelerinden biri olarak tanınması bakımından önem taşımaktadır. Çünkü bu karinelerin her birinden yararlanılıp yararlanılmaması müfessirin Kur’an ayetlerini anlamasında etkili olacaktır.
Cevaben denebilir ki, bilimsel teorilere ya bilimsel aksiyomlardandır ve kesinlik kazandırır ya da aksiyomlardır ama insan için güvenilirdir ve aykırılık ihtimali sıfıra inmemiştir. (Kesine yakın zan). Yahut yalnızca bir varsayımdır ve ispat aşamasına ulaşmamıştır. (Rızâyî Isfehanî, 1381, c. 1, s. 48).