Açık Oturum: Müsteşriklerin Kur’an Çevresindeki En Yeni Görüşleri

04 December 2025 52 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 13

Bunların, İslamî araştırmalara girer girmez başka bir hedefleri olduğu besbellidir. Yani ta en başından itibaren, İslam’ı çelişkilerle dolu bir din ve Kur’an’ı muharref, güvenilmez, karmaşık ve çelişkili bir kitap şeklinde tavsif edebilmek için İslam’la uğraşmaktadırlar. Hatta İslam Peygamberini okuyucular gözünde, aklına gelen her sözü vahiy kalıbında insanlara dayatan bir şahsiyet gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bunların Kur’an hakkında söyleyeceği en iyi şey, Kur’an’ın, itikadî ve ahlakî meseleleri ortaya koyarken Tevrat ve İncil’in etkisi altında bir kitap olduğudur. Bu grup müsteşrikler yalnızca İslam’ın zaaflarını bulmanın peşindedir. Bir zaaf bulamazlarsa icat ederler. Bulurlarsa büyük gösterir ve en berbat ifadeler olarak okuyucularına sunarlar.

Fakat ikinci grup müsteşrikler ilke olarak böyle bir tabiata sahip değildirler. Motivasyonları bilim olabilir ve İslamî meseleleri araştırıp sonuçları sunmanın peşindedirler. Fakat bu müsteşrikler de birtakım sebeplerle İslamî muhakkiklerin vardığı neticelerin aksine sonuçlara ulaşmaktadır ve kaçınılmaz olarak bunların görüşleri de bizim için makbul değildir. Yani tenkit ve tahkike muhtaçtır. Onların motivasyonu görünüşte bilim olsa da ve İslam karşıtı tutumdan Peygamber’in (s.a.a) şahsiyetine veya İslam ve Kur’an’ın mahiyetine bakmıyorlarsa da itikadî önyargıları nedeniyle ister doğal olarak bizim araştırma disiplinimize sahip olamayan ilmî kaynak ve dayanakları bakımından, ister tarihsel şahitler ve hadisin tenkit temelleri bakımından olsun bizim tenkit prensiplerimizle mukayyet değillerdir. Bu sebeple ve başka nedenlerle İslam düşünürleri için kabul edilemez olan ve görüşleri şiddetle tenkide muhtaç sonuçlara varmaktadırlar. Bu grup müsteşriklerin çalışmalarına örnek, -Farsça’ya tercüme edilmesi sevindirici, tahkik edilip incelenebilir- Régis Blachère’in “Âsitane-i Kur’an” kitabıdır. Kitabı Farsça’ya merhum Dr. Mahmud Ramyar çevirdi. Bu kitaptaki büyük iyilik, merhum Dr. Ramyar’ın tahkikli dipnotlarıdır. Merhum Dr. Ramyar hem bu kitapta hem de “Tarih-i Kur’an” kitabında Blachère’in ve bu grup müsteşriklerin pek çok görüşünü açıklayıp tenkit etmiş ve sorunlu yanlarını belirtmiştir.

Bu girişten sonra müsteşriklerin Kur’an’la ilgili en önemli meselelerde tahkike alaka duyduklarını belirtmem gerekir. Bunlar Kur’an’ın tarihi alanında istekle çalışmış ve bu konuda bilimsel tahliller yapmışlardır. Aynı şekilde sahabe mushafları ve aralarındaki farklılıklar, Kur’an hattı ve Kur’an’da muhtelif kıraatlar, Kur’an’ın çeşitli mevzuları ve surelerin tertibi konularında da araştırmalar yapmışlardır. Surelerin tertibi konusunda birtakım listeler göstererek Kur’an surelerinin o sıralamayla nazil olduğunu iddia etmeye çalışmışlardır.

Bunlar aynı zamanda sadr-ı İslam şahsiyetleri, her birinin kişilik özellikleri ve hassasiyetleri hakkında incelemelerde bulunmuştur. Mesela Abdullah b. Mesud, Ali b. Ebi Talib, Ubeyy b. Ka’b, Zeyd b. Sabit’in hangi eğilimde olduğunu bilirler. Şahsiyetlerini analiz ederek mushafı hakkında yargıda bulunabilmek için Kur’an’ın etkili isimlerini tek tek tahkik etmeye çalışmışlardır. Kur’an’daki kavramların ihtilafı meselesini nesih kavramı mecrasında incelemişlerdir. Yine Kur’an ayetlerinin muhkem ve müteşabih, nasih ve mensuh, âmm ve hâss gibi tasnifi hakkında araştırmalar yapmış ve çok sayıda makale ve kitap yazmışlardır. Bunların bir kısmından haberdarız, ama bir kısmını da bilmiyoruz. Genel olarak bakıldığında Arap yazarlar ve Ehl-i Sünnet’in Kur’an ilimleriyle uğraşan âlimleri müsteşriklerin fikir ve inançlarına biz İranlılardan daha fazla aşinadır. Bu eserleri incelemiş ve ciddi tenkitler getirmişlerdir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar