Açık Oturum: Müsteşriklerin Kur’an Çevresindeki En Yeni Görüşleri

04 December 2025 52 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 13

İkinci grup, kilise tarafından çalıştırılan evanjelik müsteşriklerdir. Bu akıma “dinî müsteşriklik” de denilebilir.

Üçüncü grup, müsteşriklikleri yalnızca siyasi olan sömürgeci müsteşrikliktir.

İnsaflı müsteşrikler hem geçmişte hem de günümüzde vardır. Bu çeşit müsteşriklere örnek olarak New York’ta Columbia Üniversitesi’nde Doğu dilleri hocalığı yapmış olan Edward Said’in adı zikredilebilir. “Oryantalizm” isimli bir kitabı vardır ve şarkiyatçılık konusundaki seçkin konumu Amerika üniversitelerinde herkes nezdinde kabul görmüştür. Oryantalizm kitabı, aralarında Farsça’nın da bulunduğu dünyanın yaşayan dokuz diline tercüme edilmiştir. Said, Hıristiyan ve Amerika vatandaşı olmasına rağmen Amerika’da üniversitelerde ders verdiği kırk yıl boyunca Batı karşısında Doğuyu savunanlardan biri olmuştur. Hatta Hıristiyanlık karşısında İslam’ı savunanlar arasında gösterilmektedir. O hem Hıristiyan olduğunu açıklıyor hem de net biçimde müsteşriklerin tarih boyunca İslam’ı doğru tanıtmadığını ve kavramlarını tersyüz ettiğini söylüyordu. “Oryantalizm” kitabında sözlerini teyit eden örneklere yer verir ve İslam’ın haklılığını savunur. Dolayısıyla insaflı bir müsteşriktir ve onu yüzyılımızda İslam’ı savunan biri olarak tarif etmek mümkündür.

Başka insaflı müsteşriklerden biri de Alman Johann Reiske’dir. Hıristiyandır. Şarkiyatbilim merkezlerinde ve ülkesinin üniversitelerinde faaliyet gösteriyordu. Batıda İslam aleyhinde yürütülen ve oryantalistlerin ortaya attığı pek çok propagandayı tenkit etti. Mesela müsteşriklerin Peygamber’e (s.a.a) vahyin nüzulünü inkar eden propagandaya şiddetle karşı çıktı ve şöyle dedi: “İslam Peygamberine nispet ettiğiniz şey öyle değildir. O, gerçekten de yüce ve ilahî bir insandı. Maddî dünyanın ötesinden ilham alıyordu.” Kur’an konusunda gündeme getirilen eleştirilerin birçoğuna cevap verdi.

“Tarihu Hareketi’l-İstişrak” adında bir kitabı bulunan Hıristiyan müsteşrik Johann Fück “İnancıma göre Johann Reiske Arap edebiyatının şehididir.” der. Sonra onun hayat hikayesi anlatırken şöyle der: “Johann Reiske bilimsel bakımdan çok yüksek bir makamda olmasına rağmen İslam’ı savunması nedeniyle Alman üniversitelerinde ders vermesi yasaklandı. Onu üniversitelerden kovdular ve evde oturmaya mecbur ettiler. Sonuçta fakirlik içinde çeşitli hastalıklara yakalandı. Mali gücü bulunmadığından İslam’ı ve Kur’an’ı savunma yolunda dünyadan göçtü.”

Johann Fück, Johann Reiske Arap edebiyatının şehidi olduğunu söylüyor, ama araştırıp gördüm ki böyle değildir. O aslında İslam yolunda şehit oldu. Özellikle de asr-ı saadette yaşanan ihtilaflar ve Ali’nin (a.s) halifelerle mücadeleleri üzerine beyan ettiği görüşlerini incelediğimde onun insaflı bir hakem konumunda bulunduğundan Ali’ye (a.s) hak verdiğini ve Hz. Ali’nin (a.s) üstünlüklerini dile getirdiğini tespit ettim.

Bu benzeri insaflı müsteşrik simalar da vardır ve bana göre yaptıkları işler takdire değerdir.

İkinci grup, evanjelik müsteşriklerdir. Evanjelik müsteşrikler devresini Dımeşkli Yuhanna’dan başladığını söyleyebiliriz. Yüce Petrus veya Arapların ifadesiyle el-mübeccel ya da el-mükerrem Petrus -Kur’an’ı Latince’ye çeviren ilk mütercim- evanjelik İslambilim ve şarkiyatbilimin başlatıcısı sayılmaktadır. Tabii ki onun Kur’an tercümesini dört yüzyıl boyunca basmadılar ve çoğaltmadılar. Bu tercümeden sadece kiliseler ve o da tenkit için yararlandı. Onbeşinci ve onaltıncı yüzyılda bu tercümenin basılması için girişimde bulunuldu. Ben, tarih boyunca onaltıncı yüzyıldan önceki çoğu müsteşriki evanjelik müsteşrik kabul ediyorum. Daha açık bir ifadeyle, keşişler, şarkiyatçılar ve İslamiyatçıların ekseriyetini oluşturmaktadır. O nedenle şarkiyatbilim ve İslambilim kiliselerde yapılmıştır. Müsteşriklik kilisenin işiydi ve şarkiyatbilim faaliyetlerinin en büyük hacmini kiliseler üstlenmişti. Petrus’tan sonra en seçkin şarkiyatçı olan Raymond Lewis de keşişti.

Üçüncü grup sömürgeci müsteşriklerdir. Sömürgeci müsteşriklik daha çok onaltıncı ve onyedinci yüzyıldan itibaren başlamıştır. Yani İngiltere, Fransa, Portekiz, İsveç vs. gibi Avrupa devletlerinin ve nihayet Amerika’nın Doğu ülkelerini sömürgeleştirme sahasına girdiği zamandan bu yana. Bu iş için şarkiyatçılara ihtiyaç duydular. Onları bu ülkelere göndererek Doğuyu tanıyabileceklerdi.

Sunucu:

Müsteşriklerin Kur’an ilimleri alanındaki araştırmaları hangi zeminde gerçekleşmiştir:

Dr. Mecid Mearif:

Herşeyden önce müsteşriklerin, Müslüman olan ve İslam araştırmaları ve Kur’an tahkikinde bizimkine benzer görüşler taşıması mümkün sınırlı sayıdaki azınlıktan ayrı olduğunu söylemeyi gerekli görüyorum. Tüm müsteşrikler iki türe ayrılabilir: Biri, İslam karşıtı konumdan İslam’ın kaynaklarını çalışan ve esas itibariyle İslam, Kur’an ve Peygamber’in (s.a.a) şahsiyeti hakkında Yahudi Goldziher örneğindeki gibi tahlillere sahip müsteşriklerdir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar