Âriflerin imtiyazı: Ârifler müfessirler, muhaddisler, fakihler, mütekellimler ve filozoflar gibi diğer İslamî kültürel tabakalardan önemli bir farkla ayrılırlar: Onlar kültürel bir sınıf olmalarının yanı sıra irfan adında bir ilim ortaya çıkarmışlardır. Aralarından büyük âlimler çıkmış ve önemli kitaplar telif etmişlerdir. İslam dünyasında ‘Mutasavvıfa’ adında birbirine bağlı toplumsal bir fırka ortaya çıkarmışlardır. Özel temelleri, özel düşünceleri, âdâp ve gelenekleri, özel bir eğitim-öğretimleri, hatta özel eğitim-öğretim merkezleri vardır. Ârifler mektep, mescit ve medrese gibi eğitim-öğretim merkezlerinin yanında bir de ‘tekke’ adında müşahhas hedefleri olan özel eğitim yerleri tesis etmişlerdir. Burada irfan, sülûk, fıkıh, hadis ve benzeri dersler veriyorlardı. Tekke, sûfîliğin yatılı eğitim mekânı olarak tanınıyordu. Burada kalanlar eğitime alınıyorlardı. Başlangıçta hizmet ehli, sonra sohbet ehli, ondan sonra da halvet ehli oluyorlardı. Müritler eğitim ve öğretim merhalelerini sırayla ve başarıyla tamamladıklarında şeyhten hırka alma makamına (ki içtihat izni hükmündedir) ulaşıyorlardı. Bununla beraber büyük İslam âriflerinden biri olan Mevlânâ’nın eğitimsel görüşlerinin incelenmesi demek, gerçekte “Mutasavvıfa” adı verilen toplumsal fırkanın düşünce ve görüşlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi demektir.
Mevlânâ’nın imtiyazı: Tasavvuf iki yöntemle tecelli etmiştir: a) Menfi: Dünyadan uzaklaşmak, alakaları terk etmek, inzivaya çekilmek ve yünlü giysi giymektir. b) Müspet: Sülûk, ihlâs ve fedakârlık merhalelerinden geçmek, halka hizmet, nefsi eğitmek, muhabbet, marifet elde etmek ve ilâhî aşk makamına ulaşmaktır. Mevlânâ, Allah’a ve kemâle ulaşma yolunun uzletin karanlık dehlizinde, inzivada, alakaları terk etmede ve yün giysi giymede görmeyen kimselerdendir. Kemale ulaşma yolunun gururdan kurtulma, enaniyetten arınma, sülûk merhalelerinden geçme, Allah’a ve evliyalarına aşk besleme olduğuna inanır. İşte bu yüzden günümüzde Mevlânâ, beşerî ve İslamî toplumlarda ciddi varlık göstermekte, şiirleri kitaplarda, eserlerde, matbuatta, basında, şarkılarda, filmlerde ve gösterilerde kullanılmaktadır. Biz bu varlığın süslerini ve sapmalarını daha iyi tanımalı ve bunu hedefli, yönlü ve arıtılmış şekilde sunmalıyız.
Kaynakça
Caferî, Muhammed Taki; Ez Derya bi Derya, Tahran: İntişarat-ı vezaret-i İrşad-ı İslami, 1364.
Caferî, Muhammed Taki; Mevlevî ve Cihânbînîha, Tahran: Biset, tarihsiz.
Caferî, Muhammed Taki; Tefsir ve Nakd ve Tahlil-i Mesnevî, Tahran: İntişarat-ı İslami, 1362.
Debs, Morris; Merahil-i Terbiyet, Ali Muhammed Kardan çevirisi, Tahran: Danışgah-i Tahran, 1368.
Dilşad Tahranî, Mustafa; Pelle Pelle tâ Mülâkat-ı Huda, Tahran: İntişarat-ı Zevvar, 1369.
Dilşad Tahranî, Mustafa; Seyri der Terbiyet-i İslâmî, Tahran: Müessese-i Zİkr, 1376.
Eflakî, Ahmet; Menakibu’l-Arifin, tarihsiz.
Elfahurî, Hana ve Halil el-Cer; Tarih-i Felsefe der Cihan-ı İslâmî, Abdulhamit Ayetî çevirisi, Tahran: Sazman-ı İntişarat ve Amuzeş-i İnkılab-ı İslamî, 1367.
Füruzanfer, Bediüzzaman; Şerh-i Mesnevî-yi Şerif, 3 cilt, Tahran: İntişarat-ı İlmî ve Ferhengî, 1373.
Füruzanfer, Bediüzzaman; Tahkik der Ahval ve Zendegi-yi Mevlânâ, Tahran: İntişarat-ı Zevvar, tarihsiz.
Hümayî, Celaleddin; Mevlevîname, 2 cilt, Tahran: Neşr-i Hüma, 1369.
İstilamî, Muhammed; Mesnevî, 2. Baskı, 7 cilt, Tahran: Zevvar, 1369.
Mevlânâ, Celaleddin Muhammed; Külliyât-ı Şems-i Tebrizî, Tahran: Emir Kebir, 1372.
Mevlânâ, Celaleddin Muhammed; Mesnevî-yi Manevî, Tahran: İntişarat-ı Nahid, 1375.
Mevlânâ; Mesnevî, çev. Abdülbaki Gölpınarlı, 6. Baskı, İstanbul: İnkılap, 1990.
Mevlânâ; Mesnevî, çev. Mehmet Kanar, 2 cilt, İstanbul: Ayrıntı, 2013.
Safa, Zebihullah; Tarih-i Edebiyat der İran, Tahran: Firdevs, 1371.
Süruş, Abdulkerim; Kıssa-yı Erbâb-ı Marifet, Tahran: Sırat, 1373.
Yesribî, Seyyid Yahya; İrfan-ı Nazarî, Kum: Defter-i Tebligat-ı İslamî, 1372.
Zemanî, Kerim; Şerh-i Câmi-i Mesnevî-yi Manevî, Tahran: İntişarat-ı İttilaat.
Zerrinkub, Abdulhüseyin; Bahr der Kûze, Tahran: İntişarat-ı İlmî, 1368.
Zerrinkub, Abdulhüseyin; Sırr-ı Ney, 2 cilt, Tahran: İntişarat-ı İlmî, 1368.