Malebranche da Aristo'nun tabiat bilgisini iptal etmek istediğinden, gündeme getirdiği ilk mesele, onun “âlem başından beri mevcuttu” inancıdır. Gazali ve Malebranche'ın neden bu meseleye karşı çıktığına ve onu reddettiğine bakmak gerekir. Başka bir deyişle, neden onu “Tanrı eksenli” görüşle bağdaşmaz görmektedirler. Gazali ve Malebranche'ın ortak sebebi, kendini burada da gösteren ilahi kudreti tazim ve takdistir. Gazali şöyle der: “Fail muhtar olmalıdır. Neyi irade ediyorsa failin tanıyacağı âlem olur. Oysa Allah Teâla onlar nezdinde irade eden değildir. Bilakis esas itibariyle bir sıfata sahip değildir ve ondan sâdır olan şey, mecburen ve zaruri olarak sâdır olmaktadır.” Malebranche da şöyle der: “Eğer evrenin Tanrıdan zorunlu ve mecburi bir südur olamayacağını kabul ederseniz âlemin ezeli olmasının zorunluluk taşımadığı sonucuna varırsınız.” Başka bir yerde de şöyle der: “Varlıklar, uluhiyet makamından determinist taşma ve südurla varolmamıştır. Aksine zâtı itibariyle yaratıcının özgür ve tercihli iradesine bağımlıdırlar.” Ezeli olmalarının zorunluluk taşımaması bir yana, aksine gerçekte de ezeli değildirler ve zaman içine varedilmişlerdir: “Tanrı, varlıkların ona bağımlılık ve ihtiyacı ve kudreti tanınarak onun kayyum olduğu anlaşılsın diye evreni zaman içinde yarattı.” Malebranche'ın reddettiği taşma ve südur, Gazali'nin bahsettiği, filozoflara göre “güneşin ışığının güneşe ilişik olması gibi” Allah'ın âleme bitişik olması anlamındaki birlikte olma halinin ta kendisidir.
b) Gazali ve Malebranche, filozofların evrenin varedilme zamanına ilişkin filozofların sorununu aynı şekilde ifade etmiştir. Gazali, filozofların birinci delilini şöyle izah eder: “Eğer kadim haller, birbirinin aynı ve değişmez ise o zaman ya asla hiçbir şeyi varetmeyecek ya da sürekli herşeyi varedecektir.” Yani ya hiçbir zaman evren varedilmemiş olmalıdır, ya da hep mevcut bulunmuş olmalıdır. Malebranche da filozofların sorununu şöyle ifade eder: “Eğer evrenin yokluk gizeminden çıkarılması daha iyi olsaydı ezeli olması gerekirdi. Eğer yokluk gizeminde kalması daha iyi olsaydı hiçbir zaman varedilmemesi gerekirdi.” Diğer bir ifadeyle, âlemin varlığı onun yokluğuna tercih ediliyorsa ezeli olmalıdır, değilse asla ortaya çıkmamalıdır.
6. Okasyonalizm, Meşşailere karşı Gazali ve Malebranche'ın en önemli ortak noktası
Tabiat ilimlerinde Gazali, filozoflardan bazı meseleler aktarır ve der ki, onlara karşı çıkmak şer'an vacip değildir. Dört şey hariç. Bu dört meseleden ilki, Tehafüt'ün onyedinci meselesi başlığı altında bilinen, kitabın en önemli meselesi ve en meşhuru olan ve Gazali'nin buluşlarından biri sayılan, tabiatta sebeplilik ilkesinin ve onun karine oluşturduğunun reddedilmesidir. İlginçtir, Hakikati Arayış kitabının en önemli meselesi, diğer birçok meselenin onun mukaddimesi olarak zikredildiği ve Malbranche'ın en meşhur görüşü olan “okasyonalizm”dir, yani tabiatta sebeplilik ilkesinin reddi ve birbiriyle ilişkinin (iktiran) inkarı. Gazali şöyle der: “Filozoflar, varlık âleminde sebepler ile sebepleri yaratan şeyler (müsebbipler) arasında gözlemlenen yakınlık ve ilişkinin, zorunlu olarak gerekli ilişki ve yakınlık olduğuna hükmeder.” “Alışkanlıkla sebep denilen şey ile müsebbip adı verilen şey arasında iktiran bize göre zaruri değildir.” “Onların iktiranı, onları mukarin yaratmış Sübhan olan Allah'ın takdiri vasıtasıyladır, yoksa kendiliklerinden zorunlu ve ayrılmaz değildir.” “Dolayısıyla ateşin fail olduğuna hangi delil vardır ve ateşle karşılaşıldığında yangının meydana geldiğini görmedikçe onların delili yoktur. Gözlem, yangının karşılaşmayla eşzamanlı olduğuna delalet eder ama o sebeple meydana geldiğine delalet etmez.”
والمشاهدة تدل علی الحصول عندها و لاتدل علی الحصول بها
Biz diyoruz ki, ateş cansızdır ve ondan bir fiil ortaya çıkmaz.” ve “yangının faili... Allah Teala'dır.” “Öyleyse bir şeyin nezdinde mevcut bulunması, o şeyin onun sebebiyle varlık kazandığına delalet etmeyeceği açıklığa kavuşmuş oldu.”
Bundan dolayı Gazali'nin gözönünde bulundurduğu usül şudur:
1) Cisimler tesirden yoksundur.
2) Filozofların bu meseledeki dayanağı sadece his ve gözlemdir.
3) His ve gözlem, sebep ve sonuç olarak adlandırılan şey arasındaki ilişki ve yakınlıktan fazlasını göstermez, hiçbir şekilde tesir ve sebepliliğe delaleti yoktur.
4) Tek fail ve tek sebep Allah'tır.
5) Mesela pamuğun ateşe yaklaşmasıyla onu yakan Allah'tır, yoksa pamuğu yakan ateş değildir.