2- İlahi İrade Ve Determinizmin Reddi

04 December 2025 53 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 14

5. Gazali, eğitim görmüşlerin arasındaki bu aptallık damarını izah ettikten sonra şöyle devam eder: “Aklı az olan avam, bu helak edici şeyin tahkirinden uzaktır. Zira onların metodunda, sapkınlara benzeme vasıtasıyla kendini zeki sanmak yoktur. Öyleyse aklı az olan, hiçbir fayda sağlamayan zekadan ve körlük de çift görmekten çok daha fazla kurtuluşa yakındır.” Yani eğitim görmüşler ve ehl-i ilim, avam insanlardan daha fazla ayağı kayma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Şimdi de Gazali'nin sözünün yorumunu Malebranche'tan dinleyin. “Bilgi sahiplerinin herkesten fazla ayağı kayma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dair” başlığı altında yazdığı kısa bölümde bu iki etkene, yani ilim sahiplerinin ayaklarının kaymasına yolaçan etken olarak biri büyük şahsiyetlerin mukallidi olma, diğeri ise kendini zeki göstermeye değinir. Birinci olarak “Başkalarına ve onların saptırıcı kitaplarına tabi olmaya eğilim”i, ikinci olarak da “Başkalarının övgü ve hayranlığını kazanmaya eğilim”i zikretmiş, örnek verirken de neden onların avam insanlardan daha fazla tehlikeyle karşı karşıya olduğunu açıklamıştır: “İlim sahipleri yolcuya benzetilebilir. Yolcu kötü bir hadiseden dolayı bir yolu başka bir yolla karıştırdığında ne kadar ilerlerle ilerlesin gideceği yerden uzaklaşacaktır. Ne kadar çok çaba sarfeder ve hedefine ulaşmak için ne kadar acele ederse o kadar çok ve hızlı sapacaktır.”

6. Gazali, Müslüman filozofların motivasyonlarından bir diğerinin Yunan felsefesine katılıp onu taklit etmek olduğunu belirtir: “Hakkı taklitten kopma ve batılı taklide koyulmanın zinet güzellik olduğunu zannedip bunun zekilik olduğunu sanarak babalarının diniyle yetinmeye sırt çevirirler.”

Malebranche da aynı itiraz ve eleştiriyi bir kısım Hıristiyan filozofa yöneltmektedir. Avam insanların veya kafir filozofların ruh konusunda yanlış inanca sahip olmasının şaşırtıcı bulunmaması gerektiğini söyledikten sonra şöyle devam eder: “Hıristiyan filozoflara şaşıyorum. Tanrının aklını beşer aklına, Musa'yı Aristo'ya, Aziz Augustin'i kafir filozofun aşağılık şerhine üstün tutmaları gerekirken (böyle yapmıyor), ruhu bedenin sureti kabul ediyorlar.”

7. Gazali filozofları tenkit ederken, onların Aristo'yu mutlak filozof ve muallim-i evvel gördüğünü, Eflatun'a da “ilahi Eflatun” lakabı taktığını söyler. Malebranche da aynı tavrı takınarak, kendilerini Aristo veya Eflatun gibi göstermek için Aristo veya Eflatun'a şerh yazan kimselerin motivasyonunu eleştirir ve şöyle der: “Eğer birisi Aristo'ya şerh yazıyorsa 'Tabiatın Dehası' ve eğer Eflatun'a şerh yazıyorsa ilahi Eflatun olacaktır.” Çünkü filozoflar Aristo'yu “tabiatın dehası” ve Eflatun'u ilahi Eflatun görmektedir.

8. Gazali, Aristo'nun şarihleri konusunda şöyle der: “Aristo'nun kelamını tercüme edenlerin söylediği, tahrif ve değişiklikten uzak değildir, bilakis yoruma ve tevile muhtaçtır. Bu da onlar arasında tartışmaya sebep olmuştur.” Malebranche da “Şarihlerin yersiz ve mutaassıp yargıları” başlığı altında bir fasıl açmış ve Aristo'yu şerhedenlerin hatalarını saymıştır.

9. Gazali, Meşşai filozoflara hücum etmek üzere harekete geçmek için şöyle der: Aristo'nun şarihleri arasında ihtilaf vardır. “Nakil ve tahkikte onların en muteberi, Müslüman filozoflardan Ebu Nasır Farabi ve İbn Sina'dır.” Bu ikisini seçtikten sonra Meşşailerin fikirlerine hücum etmeye başlar ve bu iki ismin şahsiyetini de saldırılarından nasipsiz bırakmaz. Onları filozof kılıklı şeklinde niteler ve görüşlerini de, avamı kandıran zorlama ve uydurma hükümler olarak görür ve bu iki ismi delaletin reisleri ve sapkınlığın önderleri biçiminde adlandırır. Filozof cemaatinin, Aristo'yu insanüstü bir seviyeye çıkardığını söyler: “Bu kesimin zannettiğine göre o, felsefî ilimleri tertip edip donatmış ve fazlalıkları atmıştır.”

Malebranche da böyle bir şarih veya şarihliğin ve İbn Rüşd'den daha iyi hangi şarihin bulunduğunun peşine düşmelidir. Şöyle der: “Burada, bilginler arasında meşhur nasıl bir şarihin Aristo hakkında söz söyleyebileceğini görüyoruz. İbn Rüşd şöyle der: Aristo, mantık, ahlak felsefesi ve felsefe-i ûla mucididir. Bunları zirveye taşımıştır.” Yani Gazali'nin İbn Sina ve Farabi gibi filozoflara nispet ettiği sözlerin aynısını söylemiştir. Bu nedenle de aynı şekilde Malebranche'ın itirazına maruz kalmıştır:

İbn Rüşd, “Aristo'nun görüşünün mutlak ve üstün hakikat olduğuna, hiçkimsenin onun ilmine denk olamayacağına, hatta yakınına bile yaklaşamayacağına inanır. Tüm insanlığa akıl ve kanıtı öğreten odur. İnsanlar onun ilmine ne kadar girerse o kadar âlim olacaktır.” Bu şahsiyetle (Aristo) ilgili taassup, boş konuşma ve akılsızlık belasıyla sonuçlanmaz mı?”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar