2- İMAM HASAN ALEYHİSSELAMA “ÇOK BOŞANAN” YAKIŞTIRMASI

04 December 2025 41 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 11

Hatim b. İsmail hakkındaki önemli nokta, onun İmam Sâdık'ın (a) râvileri (روی عنه) arasında zikredilmiş olmasıdır. (Mizzî, 1406, c. 5, s. 188). Hatim, Şiî rivayetlerin senetlerinde de yer almaktadır. (Örnek olarak bkz: Kuleynî, 1407, c. 5, s. 224; c. 6, s. 383, 469, 475 ve 476). Bu sebeple Şia'nın rical kitaplarında ondan bahsedilir. Berkî onu İmam Sâdık'ın (a) ashabı arasında zikreder. (Berkî, 1342, s. 44). Şeyh Tûsî onu kitap sahibi kabul eder ve kendi isnadıyla İbrahim b. Süleyman'dan, o da Hatim b. İsmail'den nakleder. (Tûsî, 1420, s. 168). Dolayısıyla zayıflardan naklettiği ithamının, Hatim b. İsmail'in İmam Sâdık'tan (a) rivayetlerinden ve Şiî senetlerinde yer almasından kaynaklandığı tahmin edilebilir. Hatim'in İmam Sâdık'ın (a) râvileri zümresinde yer alması tabii ki bazı nedenlerle üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Bu önemli noktadan biraz ileride bahsedeceğiz.

5. “Çok boşanan” yakıştırmasıyla ilgili rivayetlerin menşei

Hadis kitaplarında geçen rivayetlerin tamamı İmam Sâdık'tn (a) nakledilmiştir. Diğer bir ifadeyle, yakıştırmalar İmam Hasan'ın (a) zamanından bir yüz yıl sonra gündeme gelmiştir. Çünkü İmam Hasan'ın (a) şehadeti Hicrî 48 yılındaydı. (Müfid, 1413, c. 2, s. 5). İmam Sâdık'ın (a) şehadeti ise Hicrî 148 senesinde vuku buldu. (A.g.e., c. 2, s. 179).

Bu bakımdan rivayetlerin sadece İmam Sâdık'tan (a) nakledilmiş olması düşündürücüdür. Siyasî açıdan onun imamet dönemi Abbasîler hükümetinin başlangıcına yakındır. Tarih araştırmalarıyla kuvvet kazanan ihtimal şudur ki, bu yakışıksız itham Abbasîler hilafetinin başında ortaya çıkmıştır. Çünkü o dönemde Mansur Devanikî -Ehl-i Beyt'in en azılı karşıtı- bunu diline dolamıştır.

Meşhur tarihçi Mes'udî Murucu'z-Zeheb'te şöyle rivayet etmiştir: “Mansur, Abdullah b. Hasan'ı ve Ehl-i Beyt'ten onunla birlikte kıyam eden kardeşleri ve diğer taraftarlarını yakaladıktan sonra minbere çıktı, Allah'a hamd ve senada bulundu, Muhammed'e (s) salat ve selam gönderdi. Sonra şöyle dedi: Ey Horasan ahalisi, sizler bizim takipçilerimiz ve yardımcılarımızsınız. Eğer bizden başkasına biat ederseniz bizden daha iyisine biat etmiş olmazsınız. Eşi benzeri bulunmayan Allah'a yemin olsun ki, biz Ebu Talib'in çocuklarını hilafete layık gördük ve hiçbir şekilde onlara itiraz etmedik. Ta ki Ali b. Ebi Talib hilafeti ele aldığında başarılı olamayıp mecburen hakemliğe razı olana dek. O zaman insanlar onun yöneticilik salahiyeti konusunda görüş ayrılığına düştü. Birlik ve bütünlük bozuldu. Hatta kendi takipçileri ve taraftarları bile ona isyan etti ve onu katlettiler. Ondan sonra Hasan b. Ali hükümeti ele aldı. Allah'a yeminle, o hükümet adamı değildi. Muaviye'den aldığı mallar karşılığında ve veliahtlık vaadiyle kandırıldı. Muaviye onu halifelikten hal etti. Sahip olduğu ve Muaviye'nin verdiği herşeyi elinden kaçırdı. Hasan yüzünü kadınlara çevirdi. Bir gün evleniyor, ertesi gün boşanıyordu. Hayatını bu şekilde geçirdi. Sonunda da yatağında can verdi.” (Mes'udî, 1409, c. 3, s. 300).

Bâkır Şerif Kureşî bu hutbeye dayanarak şöyle yazar: “Güçlü tahmine göre iddiayı ilk uyduran Mansur'dur. Tarihçiler ondan almışlardır. Bunun sebebi de Hasanî seyyidlerin başlattığı kıyamların hükümeti yıkmanın eşiğine gelmiş olmasıdır. Bunun üzerine Mansur Abdullah b. Hasan'ı yakalattı ve Haşimoğulları hakkında Horasan halkına baştan sona Emirulmüminin ve çocuklarına hakaretlerle dolu bir hutbe verdi. O hutbede İmam Hasan (a) için böyle bir yalanı uydurdu.” (Kureşî, 1413, c. 2, s. 452).

Haşim Ma'ruf Hasenî de şöyle yazmıştır: “Abbasî hükümdarlarının kötülük ve taassupta Emevîlerden aşağı kalır yanı yoktu. Ali taraftarlarına zarar vermek için hadis uydurmada onlarla fikir birliği içindeydiler. Abbasîler özel olarak Hasanîlere kin besliyordu. Çünkü zulme karşı kıyam edenlerin ağırlıklı bölümü Hasan'ın (a) çocukları ve torunlarıydı. Halife Mansur Abdullah b. Hasan'ı -zulüm ve zorbalığa kıyam etmiş iki Hasanî'den biriydi- yakaladığında kalabalık bir topluluğun önünde hutbe okudu. Ali b. Ebi Talib, İmam Hasan ve Ebu Talib'in bütün evlatlarına hakaret etti. (Ma'uf el-Hasanî, 1382, c. 2, s. 554-555).

Bu hutbede ortaya çıkan, Abbasî halifesi Mansur'un, Muhammed b. Abdullah b. Hasan b. Hasan'ın (a) şahsiyetine suikast yapmak için suyu daha kaynağında bulandırmaktan başka çare görmediğidir. Bu amaçla önce İmam Ali'nin (a) yöneticilik tarzını ve onun bu işteki yetersizliğini eleştiri konusu yaptı. Ardından İmam Hasan'a (a) yakışıksız iki itham yöneltti: Biri, hilafetten vazgeçme meselesiydi. Yahut daha net bir ifadeyle rüşvet karşılığında Müslümanların hilafetini Muaviye'ye satma konusuydu. İkincisi de İmam'ın (a) çokça evlilik yaptığı ve boşandığıydı.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar