Öncelikle İbn Hacer, Ali b. Medinî'den (Hicrî 234) -hadiste asrının önde gelen isimlerindendi- Hatim b. İsmail'in Ca'ferden (İmam Sâdık), onun da babasından mürsel hadisler naklettiğini ve onları kendisine isnat ettiğini aktarıyor. (İbn Hacer, 1404, c. 2, s. 111). Anlaşıldığı kadarıyla İbn Hacer Ali b. Medinî'nin Hatim b. İsmail hakkındaki sözünü doğru kabul etmektedir. Çünkü onu tenkit etmeksizin nakletmiştir. Ali b. Medinî'nin sözü kesinlikle delil ve şahitlere dayanılarak sarfedilmiş gözüküyor. Bu delillerden biri muhtemelen Hatim b. İsmail ile İmam Sâdık (a) arasında kırk yıl fark olmasıdır. Hatim'in doğum tarihi elde yoktur, ama vefat tarihi Hicrî 186 veya 187'dir. İmam Sâdık'ın (a) imamet yılları ise Hicrî 114-148 arasındadır. (Müfid, 1413, c. 2, s. 179-180). Bu nedenle İmam'ın (a) şehadeti ile onun vefatı arasında yaklaşık kırk yıl vardır.
İkincisi, İbn Sa'd el-Tabakatu'l-Kübra'da Hatim b. İsmail'in aslında Kufeli olduğunu ama daha sonra Medine'ye yerleştiğini ve Hicrî 186 yılında Harun Reşid'in hilafeti döneminde hayata veda ettiğini belirtmiştir. (İbn Sa'd, tarihsiz, c. 5, s. 425). Bu, tam da İmam Kazım'ın (a) Hicrî 148-183 arasında otuzbeş yıl süren imamet dönemidir. (Müfid, 1413, c. 2, s. 215). İmam, Harun Reşid yakalanması talimatını verdiği Hicrî 179 yılına kadar Medine'de yaşamıştı. (Bkz: a.g.e., c. 2, s. 239 / Ca'feriyan, Şemsi 1386, s. 401). Hatim b. İsmail'in nasıl olup da Medine'de İmam Sâdık'ın (a) huzurunda bulunduğu ve hadis naklettiği, fakat imametinin otuzbeş yılını Medine'de geçirmiş İmam Kazım'dan (a) rivayet etmediği ve onun râvileri arasında da sayılmadığı üzerinde düşünmek gerekir. Bundan dolayı Hatim b. İsmail'in İmam Sâdık'tan (a) rivayetlerini mürsel şekilde naklettiğinden büyük ölçüde emin olabiliriz. Rivayetlerdeki mürsel olma hali, çok boşanma yakıştırmasıyla ilgili rivayetlerin Abbasî tezgahında üretilmiş uydurma hadis olma şaibesini güçlendirmektedir.
6. Rivayetlerin muhtevasının değerlendirilmesi
“Çok boşanan” yakıştırmasıyla ilgili rivayetlerin içerik analizi ve onların naklî ve aklî delillerle değerlendirilmesi sayesinde bu rivayetlerin çürük ve temelsiz oldukları ortaya çıkacaktır. Rivayetlerin muhtevasındaki ana sorun:
6.1. İmam Hasan (a) Hicrî ikinci veya üçüncü yılda Ramazan'ın yarısında dünyaya geldi ve 28 Safer 49 senesinde de şehadete ulaştı. (Müfid, 1413, c. 2, s. 5). Bu nedenle ömrü 46 veya 47 yıldan fazla olamaz. Eğer Hazret ilk evliliğini yirmi yaşında yaptıysa babasının Hicrî 40 yılındaki şehadetine kadar aradan 17 veya 18 sene geçmiş olmalıdır ve bütün bu evlilikleri ve boşanmaları bu yapmış olmalıdır. Bu, makul görünmemektedir. Eğer bu evlilikler muvakkat nikah türünden olmuşsa başka bir imkansızlık ortaya çıkacaktır. O da bu evliliklerden doğması gereken çocuklardır. Bu çocuklar toplamda çok sayıda olmalıydı.
6.2. İmam Hasan (a) Şia'nın ikinci imamı olması bir yana, Ehl-i Sünnet'in de belirttiği gibi beşinci halife sayılmaktadır. (Bkz: Nevevî, 1392, c. 12, s. 201). Şu halde bu miktarda evlilik gerçekleşmiş olsa tarih ve siret kitaplarında hiç değilse bu eşlerin yarısının adına değinilmiş olması icap ederdi. İmam Hasan'ın (a) tarih kitaplarında zikredilen eşlerinin, çocuklarının ve damatlarının sayısı belirtilen büyük sayılarla bağdaşmamaktadır. Çocuk sayısını en çok veren 22, en az veren 12 kişiden bahseder. Sadece onüç eşin adı geçmektedir ve bunlardan üçten fazlasının hayat hikayesi elimizde yoktur. Yine tarih kitaplarında üçten fazla damat bildirilmemiştir. (Resulî Mahallatî, Şemsi 1379, c. 2, s. 457, 463 ve 469). Aynı zamanda tarih kitapları, İmam Hasan'ın (a) hayatının muhtelif açılarını ele almasına rağmen onun mıtlak biri olduğu ve eşlerinin sayısından bahsetmemiştir. Mesela Ya'kubî gibi seçkin bir tarihçi İmam'ın (a) iki eş ve birkaç cariyeden sekiz erkek çocuğu olduğunu yazar. (Ya'kubî, tarihsiz, c. 2, s. 226).
6.3. Sünnî ve Şiî rivayetlerde boşanma, mukaddes Şâri' açısından hoşa gitmeyen ve kınanmış bir şeydir. Allah Rasülü (s) şöyle buyurmuştur: “Allah katında en sevilmeyen helal boşanmadır” (Tûsî, 1414 [b], c. 4, s. 486 / Mikdad Suyurî, 1404, c. 3, s. 291 / Nevevî, 1392, c. 10, s. 61 / Suyutî, 1401, c. 1, s. 12). İmam Sâdık'tan da (a) şöyle rivayet edilmiştir: “Allah katında boşanmadan daha fazla hoşa gitmeyen bir helal yoktur. Allah çok fazla boşayan nefsine düşkünü düşman sayar.” (Kuleynî, 1407, c. 6, s. 54).