2- İslam Ümmetinin Vahdet Düşüncesi

04 December 2025 38 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 9

5-Kur’an-ı Kerim, ta o günden ümmet içerisinde var olacak ihtilafların kaynaklarını bizlere aktarmış ve bunun örneklerini de diğer ümmetler üzerinden bizlere göstermiştir. İhtilaflardan bahsederken, bunun kaynaklarını oluşturan “takvasızlık”, “iyiliği emredip kötülükten sakındırma ilkesinin terkedilmesi”, “sabırsızlık-dinde gevşeklik - dünyaperestlik”, “hakkı bile bile ihtilafa düşme” ve “hizipçilik” gibi insan topluluklarını ihtilaf ateş çukuruna sürükleyen nedenlere dikkatimizi çekmiştir.

6-Vahdetin oluşmasında ya da vahdetin çöküşünde, tarihi süreç içerisinde siyasilerin büyük rollerinin olduğu görülmüştür. Dinin aynısı olan siyaseti yürüten İlahi elçi ile onun gerçek temsilcisi olan halifeler ümmetin vahdetine katkı sunarken, dinin zıddı olan siyaseti takip eden kimi sultanların, vahdete büyük darbeler indirdikleri görülmüştür. Diğer bir ifadeyle; Müslümanlar arasındaki ihtilafların çoğunluğu içtihadî ve nazarî meseleler olmasına rağmen, İslam dünyasının çeşitli bölgelerinde bulunan kimi siyasî otoriteler, Müslümanlar arasında vahdetin oluşmasına engel olmuşlardır.

7-Son bir asırdan biraz fazladır ki ümmetin sıkıntılarını fark eden ve tefrikanın ümmete ne denli bedeller ödettiğini görebilen bir takım basiret sahibi âlimler, yeniden ümmet içerisinde vahdeti tesis etmek ümidiyle bir takım çözüm arayışları içerisine girdiler. Bunların beş tane olduğunu tespit ettik. Bu beş çözüm yollarından birinin ve akla en yatkın olanının Mısır el-Ezher Üniversitesi tarafından “Daru’t-Takrip Kurumu” tarafından ortaya konulduğu bilinmektedir. Bunun bir benzerinin ve aynı hedefe yönelik hizmette bulunmayı planlayan ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından tesis edilen ”Mecme-i Cihan-i Takrib-i Mezahib-i İslam” (Dünya İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu) olduğunu müşahede ettik. Birini (Daru’t-Takrib) Sünni dünya, diğerinin (Takrib-i Mezahib) Şii dünyası tarafından tesis edilen bu iki hayırlı kurumun, aynı hedefi ve aynı projeyi sundukları ve yine akla ve ilmi kıstaslara uyduğu için siyasi, aydın ve ilahiyat camiasının da desteğiyle başarıya ulaşma şansı mümkün gözükmektedir. Özellikle de son dönemlerde ümmetin tahammülü hayli güç olan bugünkü sıkıntılarla yüz yüze gelmesi, böyle bir projenin başarıya ulaşma şansını artırır. Yine de kesin bir şey söylemek biraz erkendir. Ama İslam ümmetinin bundan başka kurtuluş yolu da yoktur.

Önceki Sayfa 7 8 9 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar