3- Hz. Ali’nin (a.s) Teorik ve Pratik Siretinde Adaletçilik Modeli

04 December 2025 28 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 7

Bu ayetler, peygamberlerin (azimüşşan) hepsinin adaleti tevhid için bir yol gördüğüne ve adalete dayalı bir toplum kurarak insanları Allah'a kulluğa çağırmak istediklerine delalet etmektedir. Cahiliyette din, adaletin, güzel ve çirkinin kriteri kabul ediliyordu. Bu nedenle A'raf suresinde onlar hakkında şöyle nakledilir:

“Bütün çirkin işleri dinin hesabına yazıyor ve diyorlardı ki: “Allah bize böyle emretti.”

Fakat Kur'an şöyle der:

“De ki: (Allah) kötülüğü emretmez.”

وَإِذَا فَعَلُواْ فَاحِشَةً قَالُواْ وَجَدْنَا عَلَيْهَا آبَاءنَا وَاللّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاء أَتَقُولُونَ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ. قُلْ أَمَرَ رَبِّي بِالْقِسْطِ

“Çirkin bir şey yaptıklarında diyorlardı ki: Babalarımızı bu amel yaparken gördük. Allah da bize bunu emretti. De ki: Allah (asla) çirkin şeyi emretmez. Allah'a, bilmediğimiz bir şeyi mi isnat ediyorsunuz? De ki: Rabbim, adaleti emretmiştir...”

Adaletin temel oluşturması ve önemine dair şu kadarı kâfidir: Allah, toplumsal adaleti ayakta tutmanızı emreder.

(يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاء لِلّ

“İman edenler, adaleti hep ayakta tutun.”

Merhum Tabersi, bu ayeti izah ederken manası üzerine şöyle yazar:

“ای دائمین علی القیام بالعدل و معناه و لتکن عادتکم القیام بالعدل فی القول و الفعل ”

Yani daima adaleti ayakta tutanlar olun. Bu sözün manası ise şudur ki, âdet ve geleneğiniz, söz ve davranışta adaleti ayakta tutmak olsun. Allah, her yönüyle ve her zaman adaleti ayakta tutmayı emretmiştir.

Bireysel, toplumsal, ailevi, kültürel, siyasi ve iktisadi bütün boyutlarıyla adaleti kapsar. Molla Sadra, Şeyhu'r-Reis ve başkaları gibi büyük filozoflardan geriye kalmış eserlerde adaleti tavsif edip açıklarken bazı kısımlar geçmekte ve çeşitli tarifler vermektedirler.

Molla Sadra, hâkimlerin görüşünü şöyle açıklar:

“اذا قام العدل خدمت الشهوات للعقول و اذا قام الجور خدمت العقول للشهوات”

Adalet tesis edildiğinde insani şehvet ve eğilimler akılların hizmetine girer. Fakat zorbalık ve zulüm gölge ettiğinde akıllar insanların şehvet ve eğilimlerinin hizmetindedir.

Şeyhu'r-Reis, Şifa kitabında şöyle der: İnsanın bekası, başkalarıyla yardımlaşmasına bağlıdır. Yardımlaşıp ortak davranmaksa etkileşim ve işbirliği olmaksızın gerçekleşmez. Etkileşim ise kanun ve adalete muhtaçtır. Kanun ve adalet de adaleti tesis edecek bir insan ve kanun koyucuyu gerektirir.

Bir başka açıklamada Molla Sadra şöyle der:

“و اعلم ان رءوس الفضائل النفسانیة و الاخلاق الانسانیة التی هی مبادی الاعمال الحسنة ثلاثة الشجاعة و العفة و الحکمة و مجموعة العدالة”

İyiliklerin altyapısı olan nefsani faziletler ve insani ahlakın temel ekseni, cesaret, iffet ve hikmettir. Her üçü de aynı yerde toplanmıştır. O yer de adalettir. Bu bakışta adalet, tüm faziletlerin anası sayılmıştır. Diğerleri ise onun dalları ve meyveleri kabul edilmiştir.

Haklarında binlerce öykü ve roman üretilmiş tarihin kutsal hareketleri ve devrimleri, adaleti icra ve zulümden kurtulma arzusuna dairdir.

İslamî kültür ve edebiyatta bilinenlere ve Müslüman hakimlerin adaletin yeri ve değeri babında beyan ettiklerine ilaveten batılı ve gayri müslim filozoflar ve uzmanlar da, kimilerine değineceğimiz paha biçilmez görüşler ortaya koymuştur.

Eflatun, tıpkı bir ahlak öğretmeni gibi konuşmaya çalışmıştır. Peşine düştüğü ahlakın iki boyutu vardır. Bu boyutlardan biri, siyasi saldırganlık karşısında adaleti savunmaktır. Adaleti dindarlık, adil olma ve iyi talih gibi diğer tüm faziletlerin temeli ve kökeni sayar. Ahlak ona göre mutluluk ve iyi talihi aramaya dayanır. İyi talih ise Tanrının bilgisinin ışığında ve insanın Tanrıya benzemesiyle mümkündür. Bu benzerlik ise hikmetin yardımıyla adil ve dürüst olmaktan ibarettir. O, sonuç odaklıdır ve bir şeyi, liyakat taşıyan tarzla ve özel çabaya uygun biçimde kendini gerçekleştirirse adalete uygun görür. Şehirde adalet ise herkesin başkalarının müdahalesi olmaksızın kendi işine odaklanmasıdır.

Theodor Gomperz şöyle der: Nicomachean ahlakının beşinci kitabı sadece adaletin faziletinden bahsetmektedir. Aristo bu kitapta bahsi iyice uzatmıştır. Fakat bu uzunluk ve tafsilat, anormal ve nedensiz değildir. Aksine abartısız denebilir ki, bu bahis, Yunan ahlakında referans noktasını göstermektedir. Şöyle der: Aristo, adaleti, adil kişinin kişisel faydasının icabı gören Eflatun'un aksine, adaletin semantikinde bir değişim meydana getirdi ve adaleti, haklılığı kendinde olan bağımsız bir fazilet olarak gördü. Bu bakışa göre adalet, gayesi başkasının refahı olan ve amacı yalnızca onu uygulayan şahsın mutluluğu olmayan fazilettir. Aristo, insanın mükemmel faziletten nasiplenebilmesi için ifrat ve tefritte orta yol olarak altın itidali ve itidal doktrinini ortaya atar.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar