4- Bağdat’ın Düşmesinde Nasıruddin Tusî’nin ve Şiilerin Rolü Efsanesi

04 December 2025 33 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 8

Bertold Spuler ise İran'da Moğol Hâkimiyeti Tarihi adlı kitabında Hülagu'nun Bağdat fethini ele alırken bu fetihte Şiîlerin herhangi bir rolü olduğuna değinmez; sadece halifenin bazı yakınlarının liyakatsiz olduğuna, bir başka deyişle İbn Alkamî'nin ihanetine ve mektuplarına temas eder. Bununla birlikte Hülagu'nun İbn Alkamî'nin yönlendirmelerine teveccüh etmediğini vurgular. (bkz: Tarih-i Moğol der İran, s. 55) Spuler, Bağdat fethinden sonraki süreçte Hace Nasıruddin Tusî'nin Şiîler ile devlet arasındaki aracı rolüne işaret eder ve şöyle yazar: “Hülagu hükümeti zamanında ünlü âlim Nasıruddin Tusî padişah ile Şiîler arasında aracı rol üstlendi. Bu dostane ilişkiler neticesinde nüfusunun çoğunluğu Şiî olan Hılle şehri hicrî 658 yılında Hülagu'ya teslim oldu. Yine bu iyi ilişkiler sayesinde padişah Şiîlerin kutsal mekânlarının her türlü saldırıdan amanda kalması yönünde emir verdi ve böylece Şiî âlimlerin faaliyet göstermesi için uygun zemin hazırlandı. Daha önce Sünnîler tarafından müsadere edilen Şiî vakıflar asıl sahiplerine geri verildi.” (s. 245)

Sâidî ve İbn Alkamî müdafaası

Moğolların Bağdat fethinde Şiîlerin rolü tartışması günümüze kadar devam etti ve kimi araştırmacıların bütün mesailerini sarf ettikleri ayrı bir araştırma konusu halini aldı. Bu araştırmacılardan bir tanesi 1972 yılında Müeyyidüddin İbn Alkamî ve Esraru Sukuti'l-Devleti'l-Abbasiyye adlı kitabını yayımlayan Iraklı Muhammed eş-Şeyh Hüseyin es-Sâidî'dir. Sâidî Bağdat'ın fethiyle ilgili bilgi veren kaynakları sınıflandırmış ve dönemin kaynaklarının İbn Alkamî ile Abbasî halifesi arasındaki dostluktan söz ettiğini, kaynaklarda İbn Alkamî'nin Moğollarla dostane ilişkiler kurduğuna dair bir bilginin olmadığını yazmıştır. Söz konusu kitap her ne kadar Nasıruddin Tusî ile ilgili olmasa da İbn Alkamî'nin Şiî olmasından dolayı Şiîlerin Moğollarla işbirliği yaptığı suçlaması hakkında güzel bir eleştiridir.

Abdülhadi Hairî ve Hace Nasıruddin Tusî müdafaası

Dr. Hairî'nin “Nasıruddin Tusî'nin Moğollar'ın Bağdat Akınında Rolü Var mıydı?” başlıklı makalesi (bkz: Âya Hace Nasıruddin Tusî der Yureş-i Moğolân be Bağdad Nakşî Daşte est?, Neşriyye-i Danişgâh-i Edebiyyat-i Meşhed, Yıl: 17, şemsî 1363, s. 479-502) tarihçilik açısından metodolojisi olan bir çalışmadır. Dr. Hairî'nin izlediği metot, Sâidî'nin İbn Alkamî'yi incelediği kitabında izlediği metoda benzer; fakat daha düzenlidir ve konuyu odak noktası olan Nasıruddin Tusî etrafında ele alır.

Bu satırların yazarı Nasıruddin Tusî ve İbn Alkamî hakkında iki uzun yazı kaleme almıştır ve bu yazılar İran'da Şiîliğin Tarihi (Tarih-i Teşeyyu der İran) adlı kitapta yayımlanmıştır. Bu iki yazıda Dr. Hairî'nin tarihçi metodu esas alınmış ve kaynaklar daha da genişletilmiştir. Makalelerde Irak hakkında yazılan Arapça kaynaklar dikkate alınmış ve Nasıruddin Tusî hakkında kaynaklarda yer alan bilgiler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapılan bu karşılaştırma neticesinde söz konusu suçlamanın zaman içerisinde, olaydan onlarca yıl sonra telif edilen kaynaklarda gündeme getirildiği görülmüştür. (Tarih-i Teşeyyu der İran, s. 639-665)

Hasan el-Emin ve Nasıruddin Tusî

Merhum Seyyid Muhsin Emin'in oğlu Hasan el-Emin Moğollar, Nasıruddin Tusî ve İsmailiye konuları üzerinde yoğunlaşmıştır. Önce Cengiz ve Hülagu dönemlerini incelediği el-Guzzu'l-Moğolî li-Biladi'l-İslamiyye min Bağdad ila Ayni Calut (Beytur, 1983) kitabını, ardından Moğolların inanç dünyasını incelediği el-Moğol Beynu'l-Vesniyye ve'n-Nasraniyye ve'l-İslam (Beytur, 1993) adlı kitabını yayımlamıştır. Bizim ele aldığımız konuda yazdığı kitabının başlığı ise el-İsmailiyyun ve'l-Moğol ve Nasıruddin et-Tusî'dir (Kum 1997). Bu kitapta el-Emin, Nasıruddin Tusî'yi müdafaa etmiş, özellikle İbn Teymiyye'nin suçlamalarını çürütecek bilgiler sunmaya çalışmıştır. Nasıruddin Tusî'nin büyük hizmetlerinden, âlimleri ve bilginleri korumaya yönelik faaliyetlerinden söz etmiş, Moğollar üzerindeki etkisi üzerinde durmuş ve bu konulara ilgisiz kaldığı gerekçesiyle İbn Teymiyye'ye ağır eleştirilerde bulunmuştur. el-Emin ilk kitabında da bu konuya temas etmiş, İbn Alkamî ve Nasıruddin Tusî'yi kitabın ayrı bölümlerinde incelemiş ( s. 89-106, s. 106-160) ve onların Moğollarla işbirliği yaptıkları suçlamalarını çürütmüştür. Bu kitapta dikkat çeken bir başka husus, Arap dünyasının tanınmış araştırmacılarının İslam dünyası taassup ateşiyle kavrulmadan önce Nasıruddin Tusî'nin İslamî ilimleri ve Müslüman âlimleri korumaya yönelik verdiği mücadeleye dair itiraflarıdır. Arap araştırmacılar Moğolların Ayni Calut'ta yenilgiye uğramadıklarını, aslında onların asıl yenilgisinin kalplerinin fethedilip İslam'ı kabul etmeleriyle gerçekleştiğini itiraf etmişlerdir. (el-İsmailiyyun, s. 47) el-Emin ayrıca birçok Sünnî emirin ve kadının Moğolları Bağdat fethine teşvik ettiklerini gösteren çok sayıda belge sunar.

Sad el-Gamidî ve Nasıruddin Tusî ve İbn Alkamî müdafaası

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar