Kadı Nurullah'tan önce Handmir Desturü'l-Vüzera'sında (s. 99)Devatdar komutasındaki Bağdat ordusunun Şiî Kereh mahallesine saldırısı dolayısıyla İbn Alkamî'nin Hülagu ile yazıştığına işaret etmiş, ancak bu yazışmanın Hülagu üzerinde etkili olmadığını eklemiştir.
Nasıruddin Tusî'nin Hülagu'yu kışkırtmasıyla ilgili rivayetin Habibü's-Siyer'de (c. 4, s. 106) yer almasının nedeni, o dönemde Şiî tarihçilerin bu rivayeti sıradan bir rivayet gibi nakletmelerinden kaynaklanır. “Alamutluların devletinin temeli Moğol ordusu tarafından kazınınca Hace Nasıruddin Tusî saraydan ayrılıp Hülagu'nun hizmetine girdi ve türlü lütuflara mazhar oldu. Nasıruddin Tusî, Mustasım'ın taassuptaki aşırılığını bildiğinden Hülagu Han'ı Bağdat'a asker çıkarmaya teşvik etti.”
Kadı Nurullah'tan üç asır sonra Muhammed Bâkır Hansarî Isfahanî, Hace Nasıruddin Tusî'nin hal tercümesinin başında, onun Hülagu ile birlikte hareket ettiğinden söz etmiş ve “memleketi ıslah etmek, fesad silsilesini kırmak, zulüm ateşini söndürmek, Abbasîleri uzaklaştırmak” için Bağdat'a geldiğini yazmıştır. (Ravzatü'l-Cennat, c. 6, s. 300-301) Hansarî kitabında bir kez daha Nasıruddin Tusî'nin Hülagu ile işbirliği yapması meselesine değinmiş ve şöyle yazmıştır: “Hülagu'yu Bağdat'ı almaya, şehirleri fethetmeye ve Mustasım'ın kökünü kazımaya teşvik eden Hace Nasıruddin'dir. İşte bu olaydan sonra Hülagu rasathanenin Nasıruddin Tusî'ye verilmesini emretti.” (Ravzatü'l-Cennat, c. 6, s. 315-316) Sadî ise bunu şöyle ifade eder:
Müminlerin emiri Mustasım'ın mülkünün yıkılışından dolayı,
Gök yere kan yağdırsa haklıdır.
Gerçi Mevlana farklı düşünür:
Bir Bağdat'ı viran etmiş olsa da
Her yerde Bağdatlar kurmuştur.
Eblehler eyvah şehri yıktı, dediler,
Âşıklar vallahi adalet getirdi, dediler.
Nasırî tarihinde (c. 1, s. 462) Bağdat'taki Şiî-Sünnî çatışmasına ve Sünnîlerin Kereh'e saldırmasına değinmiş ve şöyle yazmıştır: “Kerehli bir Şiî olan halifenin veziri Müeyyidüddin İbn Alkamî, Hülagu'ya çekilen acıları anlatan bir mektup yazarak onu kışkırttı. Hakimlerin şemsi, dinin ve ümmetin yardımcısı Nasıruddin Tusî tarafından da bu konuda teşvik gören Hülagu Han Bağdat'a hareket etti.”
İran Milliyetçiliği ve Hace Nasıruddin Tusî ile İbn Alkamî'nin suçlanması
Çağdaş İran milliyetçileri de Bağdat'ın düşmesinden hoşnut olmuş, geçmişteki Şiîlerin birçoğu gibi bunun Hace Nasıruddin Tusî'nin eliyle gerçekleşmiş olmasından dolayı memnuniyet duymuşlardır. Ravendî şöyle yazar: “Hülagu'nun saldırısı ve Hace Nasıruddin Tusî'nin tedbir ve talimi sayesinde beş yüz yıllık Abbasî hilafeti yıkıldı ve bu fesad ve komplo merkezi Ortadoğu siyaset sahnesinden ebediyete kadar silindi.” (Tarih-i İctimaî-i İran, c. 4, s. 526)
Zebihullah Safa, Ravendî'den daha fazla bu mesele üzerinde durmuştur. Safa, Moğol dönemine ait kaynaklardan İbn Alkamî ile Abbasî memurları arasındaki ihtilaflara dair rivayetleri nakleder ve ardından “Moğollarla İşbirliği” başlığı altında şunları yazar: “Kanaatimce o dönemde İran ve Irak Şiîleri Sünnî taassubun son kalesi olan Abbasîleri ortadan kaldırmak için Moğolların kudretinden faydalanma noktasında ittifak ettiler.” Devamında ekler: “Aralarında iki ünlü muktedir zat, yani İbn Alkamî ve Nasıruddin Tusî, Hülagu'nun İran'da konakladığı ve Bağdat'a saldırı için hazırlık gördüğü sırada çok güçlüydüler. Hülagu Han'a hem Abbasî hilafetini devirmede yol gösterici oldular, hem de ona halifeyi ve ailesini öldürmeyi sıradan bir şeymiş gibi gösterdiler. Böylelikle hem Bağdat'ı düşmesinin ardından ellerine almış oldular, hem de Hülagu'dan izin alarak orayı mamur edip İslamî vakıfları idarelerine aldılar.” (Tarih-i Edebiyat der İran, c. 3, s. 139)
Burada dikkat edilmesi gereken şey, Safa'nın düşüncesini Kadı Nurullah'ın sözleri üzerine bina ettiğidir. Kadı Nurullah'ın üç asır sonra, Şiî-Sünnî çatışmasının yoğun olarak yaşandığı bir dönemde yaşadığını ve Bağdat'ın düşmesini tek bir boyuttan değerlendirdiğini unutmamak gerekir.
Bağdat'ın düşmesinde Nasıruddin Tusî'nin rolü üzerine kaynakların görüş birliği içerisinde olduklarını yazan Şirin Beyanî'nin ise bu konudaki kaynakları mutaassıp Sünnî müelliflerdir.
Şarkiyatçılar ve Şiîlerin rolü
Bağdat'ın Düşmesi ve Irak'ta Moğol Hâkimiyeti (Meşhed, 1989) kitabının yazarı Rasheed Bağdat'ın sukutu ve Şiîlerin ve Sünnîlerin eskiye dayanan tartışmaları hakkında ayrıntılı bilgiler vermiş olmasına karşın Şiîlerin Moğollarla işbirliği yaptıklarını yazmaz.