4- Kur'an'da ‘Tevhid-i Ef'alî’ Eğitiminin Yöntemleri

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

Aynı şekilde Hz. İbrahim (a), rububiyette tevhidi öğretirken putperestlerin putlara tapmayla ilgili hislerini harekete geçirerek onları zaafa uğratmış ve tereddüde düşürmüştür. Şöyle ki, birincisi, onların mabudlarını “temâsil” (yontulmuş heykeller) olarak anmıştır. İkincisi, onlar yaptıkları işi babalarını taklit olarak adlandırınca onlara ve babalarına aşikar sapkınlık nispet etmiştir. (Bkz: Enbiya 52-56).

Bu metoddaki eğitimin önemli noktası, birtakım mevzuların duygu ve hisleri harekete geçirip vicdanı uyandıracak şekilde gündeme getirilmesi gerektiğidir. Mesela ikinci ayette, sahte tanrıların bir sineği bile yaratmaya muktedir olmadıkları misal verilmiştir. Çünkü bazı müfessirler açısından sinek, o zamanın insanları nezdinde hyvanların en zayıfıydı. (Tabersî, 1408 kameri, c. 7, s. 152; Tabatabaî, 1417 kameri, c. 14, s. 408). Onu yaratmaya güç yetirememeleri ve sinekten bir şeyi alamayacak kadar zayıf olmaları, gerçekten de mabudlarının zayıflığıyla ilgili duygularını harekete geçirebilmişti.

Diğer eğitim özelliği, hususen çok küçük ve zayıf hayvanları yaratmaya dahi muktedir olmadıklarına örnek vererek uygulandığında genel muhataba hâlikıyette tevhid eğitimi vermede model alınacak ve etkin kabiliyettedir. Son ayetin başındaki hitap da (يَا أَيُّهَا النَّاسُ) bu noktayı teyit eder.

4.7. Nesnel Örnekler Gösterme Ve Geçmişten Gerçek Öyküler Nakletme

Kur'an'da tevhid-i ef'alî eğitimin son metodu, nesnl örnekler gösterme ve geçmişten gerçek öyküler nakletmedir. Bu metodda, mesela hâlikıyette tevhid eğitimi için, zâhirde insanın işi olan ama aslında yalnızca Allah Teala'nın tekvinî izniyle gerçekleşen (ayette Allah'ın izniyle tahakkuk tekeli özellikle belirtilmiştir) yaratmaya benzer bir varetmenin nesnel ve gerçek örneği zikredilmiştir. Bu metodun hak bir inancın öğretilmesinde kullanılması, onu güçlendirmeyi sağlayacak ve onunla ilgili itminan duygusu hasıl olacaktır.

Bu örnek, Hz. İsa'nın (a) mucizelerinden biridir. Örnekte çamurdan bazı kuşların şeklinde bir şey yapılmış ve ona üflenmiş, bunun üzerine Allah'ın izniyle gerçek bir kuş haline gelmiştir. (Âl-i İmran 49).

Bazı Ehl-i Sünnet müfessirlerinin (Reşid Rıza, tarihsiz, c. 3, s. 311) aksine, Allame Tabatabaî (Tabatabaî, 1417 kameri, c. 3, s. 200) ve diğer bazı Şii müfessirlerin (Cevadi Âmulî, 1378, c. 14, s. 331-334) inancına göre ayetin zâhiri bu olayın haricî süduru olduğunu, sadece sözlü ve meydan okumaya ihtiyaç için olmadığını göstermektedir. Çünkü, birincisi, eğer böyle olsaydı bu tahsis edilmiş manaya delalet için kayıtlı varlık gerekirdi. İkincisi, başka bir ayette bu olay, kıyamet günü Hazret'in (a) geçmişteki fiilinin hikayesi biçiminde Allah tarafından aktarılacağı geçmektedir:

“وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي "

"Yine sen, Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar ve içine üflerdin de, Benim iznimle bir kuş oluverirdi.” (Maide 110)

İkinci ayetin özelliği, çamurun kuşa dönüşme aşamasına ilaveten, ilk aşamanın, yani Hz. İsa (a) tarafından çamurdan kuş gibi bir şey yapılması merhalesinin de -zâhirde sadece İsa'nın yaptığı bir şeydir, Allah'ın işi değil- Allah'ı izniyle kayıt altına alınmasıdır: “وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي”. Bu da göstermektedir ki, bu gerçek misalde o kuşun tüm yaratılış merhaleleri, başından sonuna dek Allah'ın izniyle gerçekleşmiştir.

Gerçek kuşa dönüşme aşamasına nispetle İsa (a) tarafından çamurdan kuşun yapılması aşamasında bu iznin lüzumunun belirtilmesi, yaratmanın Allah'a münhasır olduğuna daha fazla delalet etmektedir. Çünkü bu aşamada bütün işler zâhiren İsa (a) tarafından gerçekleştirilmiş ve orada bulunanlar, onun çamurdan kuş yapmak için sarfettiği bedensel faaliyeti ve el hareketlerini ve nihayetinde de kuşun meydana gelmesini onun faaliyetinin sonucu görmüşlerdir. Halbuki bu işler ve onun neticesi, tümü Allah'ın iznine bağlıdır. Öyle ki, o yapmış gibi görünen işlerin tamamı aslında Allah'ın herşeyi yaratan tek hâlik olduğunu göstermektedir.

Bu metod mâlikiyette tevhidin öğretimi için de kullanılmıştır. Allah tarafından bazı peygamberlere ve başka kişilere mülk ihsan edildiğine ilişin gerçek öyküler ve onun mutlak mâlikiyetinin bu yolla gösterildiği nakledilmiştir. Bu ayetler göstermektedir ki bazı kimseler peygamberler gibi mülk ve hakimiyet sahibi olduysa o mülk Allah tarafından onlara lütfedilmiştir.

Kur'an'da anlatılan gerçek öykülerden biri Talut ve Davud'la (a) ilgilidir. Bu konuyla ilgili ayetlerde mülkün Allah tarafından onlara verildiğine işaret edilmiştir. (Bkz: Bakara 246-247, 250-251).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar