4- Kur'an'da ‘Tevhid-i Ef'alî’ Eğitiminin Yöntemleri

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 11

Rububiyet ve hâlikıyetin birbirinin icabı olduğuna istidlal, rab ve hâlikın putperestler tarafından birbirinden ayrılmasını ve evrenin işlerini idarede çok sayıda rabbe itikadı bâtıl kılmaktadır. Çünkü bir tek yaratıcının hâlikıyetine itikatlarının icabı, bir tek rabbi ve onun mutlak rububiyetini kabul etmeleridir. Bu yüzden istidlale dayalı bu metod, önceki yöntem gibi, Kur'an'ın, Allah'ın hâlikıyetine ve onda tevhide inanan muhataplara rububiyette tevhidi öğretmede en temel ve en iyi istidlal metodlarından biridir.

Şu ayette de bu tür bir istidlal göze çarpmaktadır:

“اللَّهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اللَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ اللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ "

"Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi ve -görmeniz ve rızık aramanız için de- gündüzü var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sınırsız bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.” (Ğafir 61-62).

Bu ayetlerin ilkinde Allah'ın, geceyi insanın dinlenmesi ve gündüzü çalışıp çabalama için varettiğine dikkat çekilerek ikinci ayetin başında onun rububiyeti belirtilmiştir. (Tabatabaî, 1417 kameri, c. 17, s. 345). Fakat rububiyet hâlikıyetin icabı olduğundan ara vermeden sonraki kısımda Allah'ın mutlak hâlikıyeti belirtilmiştir. Bazı müfessirlerin bu icaplık ilişkisini açıklaması şöyledir: Allah'ın hâlikıyeti, sadece, mahluk varetmesi ve onu kendi haline bırakması şeklinde değildir. Bilakis devamında da feyz-i ilahî her anda sürekli biçimde mahlukata akmaktadır. Diğer bir ifadeyle denebilir ki, “خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ” ifadesi “ذَٰلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ”un delilidir. (Mekarim Şirazî, 1421, c. 15, s. 304). Dolayısıyla Allame Tabatabaî'nin çıkardığı sonuçta olduğu gibi, hâlikıyette tevhidin farzedilmesi ve rububiyet ile hâlikıyetin birbirinin icabı olmasının ona ilave edilmesi rububiyette tevhidi ispatlar. (Tabatabaî, 1417 kameri, c. 17).

Hâlikıyette tevhid muhtevasıyla rububiyette tevhid öğretiminin muhtelif istidlallerinden anlaşılmaktadır ki, itikadi konuların eğitiminde bile karmaşık ve çok sayıda muhtevanın kullanımı lazım değildir. Sabit ve sade bir tek muhtevayla da çeşitli istidlaller ikame edilebilir.

Aynı şekilde, hâlikıyette tevhidin müşrikler tarafından kabul edildiğini gözönünde bulundurarak onun rububiyette tevhidin öğretimindeki istidlallerde kullanılması, istidlalin muhtevası muhatap tarafından ne kadar güçlü kabul edilirse onun sonucunu kabul etmenin de onun için o kadar kolay olacağını göstermektedir. Öyleyse eğitim öğretim makamında bulunan bir mürebbi ve muallim, lüzumu halinde istidlal ikame edebilmek için ilkin muhatabın ön kabullerini tanımalıdır. Böylece onlarda azami ölçüde yararlanabilecektir.

4.6. Duygu ve Hisleri Harekete Geçirme

Tefekkür ve istidlalin ardından hak bir itikadı sağlamlaştırmak için çeşitli inançlarla ilgili duygu ve hisleri harekete geçirerek onları zayıflatmak mümkündür.

Bu metod Kur'an'da tevhid-i ef'alî eğitiminde kullanılmıştır. Mesela hâlikıyette tevhid eğitiminin bazı ayetleri, Allah'tan başkasında yaratma kudreti bulunmadığına nispetle kullanılmıştır. Her ne kadar tüm müfessirlerin, özellikle de Allame Tabatabaî'nin görüşüne göre bu metodla ilgili ayetlerin aslî maksadı rububiyette tevhid ise de (Tabatabaî, 1417 kameri, c. 8, s. 377) muhatapların duygu ve hislerini harekete geçirme ve vicdanını uyandırmak için ilahların kudreti olmadığını belirtmedeki rolünü hâlikıyette tevhid eğitimi için gözardı etmek imkansızdır.

Bazı ayetlerde sahte tanrıların zaten kendisinin yaratılmış olduğuna işaret edilerek onların yaratmada hiçbir güçlerinin olmadığı vurgulanmıştır. (Tûsî, tarihsiz, c. 7, s. 471):

“وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ اللّهِ لاَ يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ "

"Allah'tan başka yakardıkları -taptıkları- hiçbir şeyi yaratamaz, üstelik kendileri yaratılmaktadır.” (Nahl 20).

“وَهُمْ يُخْلَقُونَ” cümlesinde bu tanrıların mahluk olduğuna işaret edilmesi, muhatapların duygu ve hislerini sahte tanrılara karşı harekete geçirmeye hayli yardımcı olacaktır. Zira şaşkınlık içinde kendilerine soracaklardır: Bunlar nasıl tanrılar ki, bir şeyi yaratma kudretine sahip olmamaları bir yana, üstelik kendileri bile bir başka varlık tarafından yaratılmıştır.

Bu metod, bu ayetlerin bazısında, en zayıf ve en güçsüz bir canlıyı bile yaratmaya güç yetiremediklerine verilmiş örnekle (sinek) daha somut ve etkili hale getirilmiştir:

“يَا أَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ إِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ لَن يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ وَإِن يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لَّا يَسْتَنقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ "

"Ey insanlar, size bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de.” (Hac 73).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar