4- Kur'an'ın bâtını ve tevili

04 December 2025 52 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 12

İkincisi, Üstad Ma'rifet, bâtınlara sahip olmayı, teville tenkıh ve genelleme yaptığımız ve umumi mana çıkardığımız belli durumlarda ve münasebetlerle nazil olmuş ayetlerle sınırlıyor. Ama Kur'an'ın bâtın ve zâhirini sözkonusu eden rivayetlerin büyük bölümü belirtisiz lisanla nefy siyakında söylenmiştir. Kitabın 30. sayfasında nakledilmiş haber gibi:

“ما فی القرآن آیة الا و لها ظهر و بطن”.

Yine Emirulmüminin'in sözünde geçtiği gibi:

“إنی سمعت رسول الله (ص) یقول: لیس من القرآن آیة الا و لها ظهر و بطن”

Nefy siyakında belirtisiz söyleyişin umum ifade etmeye yönelik olduğunu biliyoruz. Hz. Emir'in (a.s) mübarek lisanından dökülen Nebevî kelam, “ظهر و بطن”ın, Kur'an ayetlerinin tamamını kapsama özelliğine sahip olduğuna açıklıkla ortaya koymaktadır. Bu da, Kur'an'ın bazı ayetlerinin değil, hepsinin tevil edilebilir bâtınî manalar içerdiği anlamına gelmez mi?

İlaveten, acaba Kur'an ayetlerinin tamamı, Üstad'ın buyurduğu mana ve metodla tevil edilebilecek belli durumlar için ve özel münasebetlerle nazil olmamış mıdır?! Kur'an ayetlerinin hepsi, tevili, kendisinin dile getirdiği mana ve mantıkla yansıtmakta mıdır? Mesela tathir ayeti veya mübahele ayeti ve benzerleri tenkıh edilip genelleştirilebilir mi? Yoksa bütün ayetler mi tenkıh edilip genelleştirilmek üzere belli bir nüzul sebebine sahiptir ve vakıa eksenlidir?

Üçüncüsü, müteşabihler, sadece tevil güzergâhında neyi kastettikleri anlaşılıp bilinebilecek tevile muhtaç ve bâtın sahibi ayetler cümlesindendir. Acaba müteşabih ayetler, teşabüh durumundan çıkarıp muhkem hale getirebilmek için teville mananın halis hale getirilip tenkıh-i menât ile genelleştirilecek belli örnekler ve münasebetlerle nazil olmuş durumlara atfedilebilir mi? Tevil eğer Üstad tarafından iki anlam veya kısımdan başka şey olarak gözönünde bulundurulmuyorsa müteşabihin tevili iki manadan hangisine girmektedir? Müteşabihlerin tevili Üstad'ın önerdiği anlamlardan hiçbirine uymuyor görünmüyor mu?

Dördüncüsü, rivayetlerin çoğu -Üstad da bunların bir kısmını kitabında nakletmiştir- kendisinin de açıkladığı gibi zâhir ve bâtın, tefsir ve tevil konusuna delalet etmiyor. Bilakis kimisi üstelik Üstad'ın görüşünü reddediyor.

“ظهره تنزیله و بطنه تأویله”

Buyuran İmam Bâkır'ın (a.s) sözünde teville ilgili tercih edilen manaya hiçbir şekilde delalet yoktur.

Bazı rivayetlerin, zâhiri tenzil manasında ve bâtını tevil manasında kabul ettiği doğrudur. Ama tevilden muradın, sözü tarihsel, coğrafi donatılarla süslemek, manayı halisleştirip tenkıh-i menât yapmak olduğuna işaret edilmemiştir. Üstad istişhad babının 49. sayfası ve devamında, kastettiği manaya şahitlik etmeyen birtakım rivayetler nakletmiştir. İmam Sâdık'ın (a.s) “mizan”ın manasını soran soruya verdiği cevap tevil değil, tefsir ve şerh olabilir. Tevil bile olsa Üstad'ın kastettiği manada tevil değildir.

“وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ” ayetinin “اطیعوا الامام و لا تبخسوه من حقه” ile tefsir edilmesi, ayetin genellendiği anlamına mı gelir? Acaba İmam (a.s), önce “mizan”ı genelleştirip onun asrındaki özel manayı halisleştirdi de, sonra Masum İmam'a itaate mi atfetti? Yoksa “mizan” kelimesini genelleştirmeksizin aynen imam anlamında mı kabul etti? Acaba “adl” manasındaki “kıst” özel bir anlama gelmektedir de Emirulmüminin manasında genel bir anlam mı taşımaktadır? Genel bir anlam farzederek mecburen onun için çok sayıda harici tezahürü kastedip sonra da kelimeyi başka bir özel anlama hamletmekte çekilen tevilin manasını açıklarkenki bunca sıkıntı gerekli midir, hatta doğru mudur? Bilakis bazen genel ve kapsayıcı rivayetlerin lisanıdır ama tevile sıra geldiğinde özel anlamla amel edilmiştir.

Örneğin “مسؤولون عن ولایة علی” şeklinde tevil edilmiş “وَقِفُوهُمْ إِنَّهُمْ مَسْؤُلُونَ” ayeti gibi (a.g.e., s. 50). “فَمَن يَأْتِيكُم بِمَاءٍ مَّعِينٍ”, yani “یأتیکم بعلم الامام”.

Üstad şöyle buyurmuştur: “مَاءٍ مَّعِينٍ, faydalı ilim için istiaredir.” Acaba istiare, ilintili medlülden midir, yoksa kendisinin bâtın ve tevilin manasına ilişkin görüşüne delalet edebilmesi için mananın genelleştirilmesi, halis hale getirilmesi ve tenkıh edilmesi mi?!

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar