Dr. S. Ali Ekber Haşimî Kurevî
Dr. Habibullah Babaî
Özet
Adalet meselesi düşünürlerin daima üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Bu makalede Allame Tabâtabâî’nin sosyal adalet hakkındaki görüşüne dair bir inceleme ve analizde bulunduk. Amaç, Allame Tabâtabâî’nin düşüncelerinde sosyal adalet düşüncesinin temellerinin neler olduğunu ve bu temellerden nasıl sosyal adalet teorisine ulaştığının araştırılmasıdır. Bununla birlikte sosyal adaletin iyi oluşunun kökenini, mutlaklığı veya göreceliğini Allame’nin bakış açısından inceledik. Geçerli algılar, faydalanma ve toplum, Allame açısından sosyal adaletin incelenmesi gereken temel altyapılarıdır. Kendini sevme duygusu, insanı tüm menfaatleri kendisinde toplamaya iter. İnsan, şahsi çıkarlarına ulaşabilmesi için sosyal adaleti kabul etmek zorundadır. Mutluluk ve mutsuzluktaki hüsn ve kubh-i zâti/gerçek güzellik ve çirkinliğin ölçüsü, hüsün/güzellik ve kubhun/çirkinliğin kıstası, tabiata uyumlu ve uyumsuz itibari adalettir. Adalet güzeldir; zira beşerin saadeti için gereklidir. Adaletin tanımından bu kavramın felsefî ikinci makul sayıldığı görülür; bu yüzden mutlak şekilde güzeldir.
Anahtar Kelimeler: Geçerli algılar, toplum, hüsün, kubuh, sosyal adalet, itibari adalet.
Giriş
Müslüman düşünürler arasında siyasi felsefe konularına, ezcümle adalet mevzusuna herkesten önce ve en fazla değinen kişi Ebu Nasr Farabi’dir. Gerçi eserlerinde adalet konusuna çok kısa şekilde değindiği ve büyük ölçüde Aristo’nun adalet nazariyesini takip ettiği görülmüştür. (Farabi 1995 Miladi: 152-154 ve 1405 Hicri: 70- 74; Vaizi, 1393: 135). Sonraki düşünürler arasında da bu asgari ve taklitçi yönelim az da olsa göze çarpmaktadır. Allame Tabâtabâî, toplumsal konuları, ezcümle sosyal adaleti ciddiye alan çağdaş din bilginlerinden ve filozoflardan biridir. Ne yazık ki bu çağın ruhuna uygun kapsamlı ve sunuma değer İslami bir adalet nazariyesi bulunmamaktadır. Bu yüzden İslami adalet teorisini tanıtmak adına Müslüman düşünürlerin görüşlerini analiz etmemiz ve bu konuda azami çabayı ortaya koymamız bir zorunluluktur.
Bu araştırmada epistemolojik, antropolojik ve sosyolojik temellere dayalı sistematik bir sunumla Allame’nin adalet teorisini tanıtmak istiyoruz. Burada asıl soru şudur: Allame’nin sosyal adalet teorisinin temelleri nelerdir? Bu asıl soruyu yanıtlamak için birtakım konulara da değinmemiz gerekecektir. Ezcümle Allame açısından hüsün ve kubuhun (güzellik ve çirkinliğin) ölçüsü nedir? Adaletin güzel oluşu neye göredir? Acaba adaletin güzelliği mutlak mıdır yoksa göreceli midir?
1. Temel Dayanakların İncelenmesi
Her teorinin dayandığı temeller ve ön kabuller vardır ki bunların anlaşılması ve doğru şekilde açıklanması esasen o teorinin doğru anlaşılması için bir zarurettir. Bu yüzden öncelikle Allame Tabâtabâî’nin sosyal adalet teorisinin temellerini incelememiz gerekmektedir.
a) Epistemolojik Temel: İtibari Algılar
Allame Tabâtabâî’nin itibari algılar görüşünü ortaya atması ve gerçek algıları itibari algılardan ayırt etmesindeki asıl kaygısı, düşünceleri oluşturan insan ilimleri ve bilimlerinin sabit veya değişken oluşu konusudur. Felsefe Usulü ve Realizm Yöntemi kitabındaki (Tabâtabâî, Bita: 258-264) beşinci makalenin sonlarında Allame, iki zıt şeyin birleşmesi konusundaki üç temel hususa; yani aynilik, sabitlik ve imkânsızlığa değinmiştir. Bu üç husus metafiziğin kabul ettiği ama diyalektik materyalizmin reddettiği temellerdir. Bu makalenin sonunda Allame sabitlik meselesinin aslına dair bazı eleştiriler ortaya atmaktadır. Ezcümle yaşadığı muhitin insanın düşüncelerinin şekillenmesinde rolünün olduğu, bizzat insanın tecrübeyle gözlemlediği bir durumdur. Dolayısıyla tüm insanlar farklı koşullarda muhtelif ilimler, düşünceler ve görüşler elde etmektedirler. Bunun yanı sıra çeşitli eğitimler insanda çeşitli düşünceler oluşturur. Dolayısıyla bilimsel gerçekler, insan tarafından yaratılmış olup ona tabidir; sabit ve değişmez değildir. Allame burada şuna inanıyor ki algı, hariçteki somut karşılığıyla mukayese açısından iki türlüdür: Gerçek algı ve itibari algı. Metafiziğin kabul ettiği sabitlik vasfı, gerçek algıdır. Materyalizmin kabul ettiği değişkenlik ise itibari algılarda geçerlidir. (A.g.e: 263-264)
Şimdi itibari algıların tanımı ve bölümleriyle devam edeceğiz.
İtibari Algıların Tanımı
Allame’nin eserlerinden yola çıkarak itibari algılar hakkında üç çeşit tanım ortaya konabilir. Uygulamalı tanım, ontolojik tanım ve kavramsal tanım. Hüsn-ü kubh (güzel ve çirkin) ve itibari adaletin sadece uygulamalı tanımla anlamı olduğu için diğer iki tanımdan sarfınazar ediyoruz.