4- İMAM HASAN'IN (A) YAPTIĞI BARIŞIN

04 December 2025 36 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 9

Onun barışçılığının karinesi olarak zikredilmiş diğer bir konu da etrafındakilere şöyle buyurmasıdır: “Bakın, her ne kadar cemaate kahrediyorsanız da cemaat sizin için tefrikadan hayırlıdır.” Bu konu o kadar barizdi ki, askerlerinden bazısı “Allah'a yeminle, Muaviye ile barış yapmaya kararlı. Beyanı zaaf ve horluğun göstergesi.” diyerek ona saldırdı. İbn Sa'd da İmam Hasan'dan (a) Medain'in Sâbât kasabasında irad edilmiş bir hutbeyi nakletmiştir. Gerçi lafızları itibariyle Belazurî'nin rivayetiyle farklılığı vardır, ama muhteva bakımından farklı değildir. O da İmam Hasan'ın (a) barışa eğilimli olduğuna delalet eder.

g) İktidardan uzak durma

Saltanata mesafeli davranması da İmam Hasan'ın (a) barışçılığının işaretlerinden biri sayılmıştır. Barış karşıtlarından birine cevap verirken şöyle dedi: “و لکني کرهت أن أقتلهم في طلب الملک”

1.2. Barışın gerçekleşeceğinin Peygamber (s) tarafından öngörülmesi

Ehl-i Sünnet âlimleri, İmam Hasan'ın (a) barışçı şahsiyetini ispatlama doğrultusunda Allah Rasülü'nün (s) onun Muaviye ile barış yapacağını öngördüğünü şöyle naklederler: “ابني هذا سید و لعل الله أن یصلح بین فئتین من المسلمین” (Bu evladım seyyiddir. Keşke Allah onu Müslümanlardan iki büyük topluluğun barışına vasıta yapsa)

Bu hadis, Ehl-i Sünnet'in muteber hadis kitaplarının çoğunda geçmektedir. İbn Abdilberr'in görüşüne göre o sabırlı, muttaki ve âlim biriydi. Vera, takva, fazilet ve ilmi onu, ilahî ecir ve mükafatı elde edebilmek için hilafet ve dünyayı terketmeye mecbur bıraktı. Şöyle buyurmuştu:

Yarar ve zararıma olanı anladığım zamandan beri Allah Rasülü'nün ümmetine liderliği yeryüzünde bir damla kan bile dökülecek şekilde elde etmeye alaka duymadım.

Ehl-i Sünnet âlimler, İmam Hasan'ın (a) yaptığı barışı Nebevî hadisin doğrulanması olarak görmüşlerdir. Bu çerçevede:

I. Ebu Süleyman Hattabî (vefatı 388): “وقـد خـرج مصـداق هـذا القـول فیـه بمـا کان من اصلاحه بین اهـل العراق و اهـل الشـام و تخلیـه عـن الامـر خوفاً مـن الفتنة و کراهیـة لاراقة الدم”

II. İbnu'l-Arabî (vefatı 543): “أنه تذکر وعد جده الصادق”

III. Ebu Abdillah Cuzekanî (vefatı 543): “و کان هـذا الفعـل مـن الحسـن احـد مـا اسـتدل بـه و کان هـذا الفعـل مـن الحسـن احـد مـا اسـتدل بـه المسـلمون علی صحة نبـوة محمـد لأنـه اخبـر عما یکـون، فکان”

IV. İbn Teymiyye de Peygamber'in (s) İmam Hasan'ı (a) övmesi ve seyyid olarak adlandırmasının gerekçesini, onun, üstelik de Müslümanların Muaviye ve Ali şiası olarak tefrikaya düşmesinden sonra Muaviye ile barış yapması kabul eder. Aynı şekilde üç yerde daha farklı ifadelerle bu nazariyeyi takviye etmiştir:

a) مـدح النبـي الحسـن بالاصلاح بینهمـا و سـماها مؤمنیـن و هـذا یـدل علـی ان الاصلاح بینهمـا هـو المحمـود ولـو کان القتـال واجبـاً او مسـحتبًا لـم یکـن ترکـه محمـوداً

b) فاصلح الله به بین عسکر علي و عسکر معاویة فدل علی ان کلیهما مسـلمون و دل علـی ان الله یحـب الاصلاح بینهمـا و یثنی علی من فعل ذلک و دل علی ان ما فعله الحسـن کان رضي الله و رسـوله

c) و هذا یدل علی ان ما فعله الحسن من ترک القتال علی الامامة و قصد اصلاح بین المسلمین، کان محبوبا یحبه الله و رسوله

1.3. Hilafetin saltanata dönüşeceğinin Peygamber (s) tarafından öngörülmesi

Bazı Ehl-i Sünnet âlimleri bu barışı Peygamber'in (s) “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً، ثُـمَّ تَعُـودُ مُلْـکاً” hadisiyle tasdik ettiğini savunmaktadır. Bunların görüşüne göre İmam Hasan (a) sadece hilafeti sona erdirip padişahlığı başlatmak üzere gelmiştir. Adeta Peygamber'in (s) sözüne uygulama giysisi giydirmeye memur edilmiştir sadece. İbnu'l-Arabî detay verir: “Hasan'ın hilafeti sekiz aydı. Ne bir gün fazla ne bir gün eksik.”

Başka bir karine de İmam Hasan'ın (a), Muaviye ile yaptığı barış nedeniyle ona sitem eden birisine cevap verirken, “Beni kınamayın” dedikten sonra Nebi'nin (s) hadisini hatırlatıp “Benden sonra Ümeyyeoğulları hükümeti ele alacak” demiş olmasıdır. Bu görüşe göre İmam Hasan (a) Muaviye ile barış yapmalıydı ki Peygamber'in (s) öngörüsü tahakkuk etsin ve hilafet padişahlığa dönüşsün.

1.4. Kan dökülmesinin önlenmesi

Ehl-i Sünnet'in bakışına göre kan dökülmesinin önlenmesi, İmam Hasan'ın (a) Muaviye ile barış yapmasının sebeplerinden biriydi. İbn Sa'd'ın Âmr b. Şerahil Şa'bî'den rivayetine göre barıştan sonra Muaviye İmam Hasan'dan (a) halka bir konuşma yapmasını isteyince “حقـن دمائهـم”u barışı kabul etmenin gerekçelerinden biri olarak saymıştı. Başka bir rivayete göre de eğer barış yapmazsa kıyamet günü yetmiş veya seksen bin kişinin, yahut daha az veya çok insanın damarlarından kan akar halde huzura geleceği ve her birinin Allah'tan, kanının ne için döküldüğünün sorgulamasını isteyeceğinden kaygılıydı. İmam Hasan'ın (a) hutbesindeki “حقـن دمائهـم” cümlesi de bu çerçevede değerlendirilmiştir. Diğer bir rivayette İmam, Muaviye ile savaşı terkedip barışa yönelmeyi Allah'ın rızasını kazanma ve Ümmet-i Muhammed'in (s) kanının dökülmesini önleme olarak görmüştür.

1.5. Dünyaya düşkünlük

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar