Hasan Basrî'nin rivayetine göre, Muaviye İmam Hasan'ın (a) ordusunun gücünü gördükten sonra iki kişiyi barış teklif etmek üzere ona gönderdi. Bu iki kişi malî konuyu gündeme getirince İmam da barışı kabul etti.
1.6. Muaviye'nin hilafete layık olması
Ehl-i Sünnet'in tarih kaynaklarında, İmam Hasan (a) hilafeti Muaviye'ye bırakırken onu hilafete kendinden daha layık gördüğü bilgisine yer verilmiştir. İmam Hasan'ın (a) Muaviye'ye hitaben sarfettiği “و إنـي رأیـت أن أصلح بیـن امة محمد و کنت أحقهم بذلک” cümlesi ve halka hitaben “إنـي أ کـره النـاس لأول هـذا امـر و أنـا أصلحـت آخـره لـذي حـق أدیتـه إلیـه حقـه أحق به منـي” beyanı bu görüşü ifade etmektedir.
1.7. Haricîlerin hâkim olma tehlikesi
Ehl-i Sünnet'ten bir muhaddis, Haricîlerin İslam beldelerine hâkim olma tehlikesini İmam Hasan'ın (a) barış yapmasının sebeplerinden biri kabul etmektedir. Onun inancına göre İmam Hasan (a) Haricîlerin etrafını sardığını gördü. Eğer Muaviye ile savaşmayı sürdürürse Haricîler İslam memleketlerini ele geçirecekti. Haricîlerle savaşırsa da Muaviye onun hükümeti altındaki bölgeleri ele geçirecekti. Bundan dolayı Muaviye ile barış yapmayı tercih etti.
1.8. İslam'ın ve Müslümanların maslahatı
Tarihsel rivayetlere dayanan Ehl-i Sünnet'in bakışaçısından İmam Hasan'ın (a) yaptığı barışın felsefesi “İslam'ın ve Müslümanların maslahatı” olarak ifade edilmiştir. Bazı kaynaklara göre o, Muaviye ve Kufe halkının huzurunda yaptığı barıştan sonraki ilk konuşmasında hilafeti Muaviye'ye bırakmasının gerekçesini “صلاح هـذه الامـة” şeklinde ifade etmiştir. Barışın ardından İmam Hasan (a) Medine'ye dönmeye hazırlandığı sırada ve Muaviye'nin taraftarları şaşkın haldeyken Haricî İbnu'l-Husa Taî, Muaviye'ye huruc etti. Muaviye bir mektupla İmam Hasan'dan (a) yardım istedi. Ama o, “Seninle savaşmayı ümmetin maslahatı ve aralarında ülfet için terkettim. Savaş benim için helal olmasına rağmen. Fakat şimdi senin cephende savaşmamı istiyorsun.” diyerek red cevabı verdi.
2. Şiî rivayetlere göre İmam Hasan'ın (a) barış yapmasının sebepleri
2.1 Askerlerin motivasyonsuzluğu ve çöküntü hali
Başkaları ise barışın gerekçelerini analiz ederken Muaviye'nin taraftarlarındaki güçlü motivasyon, buna karşılık İmam Hasan'ın (a) askerlerindeki isteksizlik ve moral çöküntü halinin İmam'ın taraftarlarının çoğunun savaştan çekilmesine neden olduğunu savunmaktadır. Şia kaynakları, İmam Hasan'ın (a) komutanlarından bazısının Muaviye'ye katılması nedeniyle askerlerin psikolojisinin bozulduğuna ve artık direnecek güçleri kalmadığına dikkat çekmektedir. Kinde kabilesinden bir komutanın 500 bin dirhem karşılığında, Murad kabilesinden bir emirin de 500 bin dirhem karşılığında ihanet ettiği tarihî bilgiler arasında yer almaktadır. Şeyh Müfid'in görüşüne göre İmam Hasan'ın (a) Sâbât'ta yaralanmasından ve Medain'e nakledilmesinden sonra kabilelerin reisleri tarafından Muaviye'ye ona itaat edeceklerine, hatta İmam'ı ona teslim etmeye hazır olduklarına dair mektup yazması ve Ubeydullah b. Abbas'ın 100 bin dirhem karşılığında ihanet etmesi üzerine İmam Hasan (a) halkın onu tahkir edip yalnız bıraktığını anladı. Haricîler kanını mübah görerek mallarını yağmaladı. Bunlar bir yana, küçük bir grubu oluşturan ve Şamlılar karşısında mukavemet edecek gücü bulunmayan has Şiileri dışında çevresinde kimse kalmamıştı. Dolayısıyla “Neden bu azgınla barış yaptın” diyen siteml itirazlara cevaben şöyle buyurdu:
Allah'a yeminle, bana yardım edecek birileri olsaydı hükümet işini ona [Muaviye] bırakmazdım. Ensarım olsaydı Allah benimle onun arasında hükmünü verene dek gece gündüz onunla savaşırdım.
2.2. İnsanların savaşa sırt çevirmesi
Şia'nın görüşüne göre insanların İmam'ı desteklemedeki gevşekliği barış yapılmasının önemli sebeplerinden biridir. İmam Ali'nin (a) şehadetinden sonra halk, İmam Hasan'ın (a) söylediği herşeyi yapmaya hazır olduğunu ilan etti. Hazret, “Allah'a yeminle, yalan söylüyorsunuz. Nasıl olur da bana vefalı davranacağınızı ilan edebilirsiniz, oysa benden daha iyisine, Emirulmüminin'e (a) vefa göstermediniz.” diyerek hepsinden ertesi gün onunla birlikte Medain'e gelmesini istedi. Ertesi gün çok sayıda kişi sözünü tutmayıp vefa göstermedi ve Hazret'le birlikte yola çıkmadı. İmam da onları kınadı.
Nu'man Mağribî, “Esbabu Sulhi'l-Hasen” başlığı altındaki bölümde insanların dünyaya düşkünlükle sırt çevirmesini barışı kabul etmenin nedenlerinden biri saymaktadır. İmam Hasan (a) bir hutbede, “Muaviye beni izzet ve insafın olmadığı bir şeye davet etti” diyerek halkın görüşünü anlamaya çalıştı. Hep bir ağızdan feryat ettiler: “البقیـة البقیـة”, yani “biz yaşamak istiyoruz, barışı kabul et”. Barış yapıldıktan sonra İmam, Muaviye'nin hazır bulunduğu sırada insanların sırt çevirdiğini hatırlattı ve yaptıkları işi Harun'u tezyif edip ona düşmanca davranan Musa'nın kavmine benzetti. Yine bir rivayete göre İmam Hasan (a), Hucr b. Adiyy'i, halkı cihat için harekete geçirmek üzere valilerine gönderdi. Ama onlar daha başta işi ağırdan aldılar ve ihmal ettiler.