Bazı Şiî kaynaklarda hilafetin saltanata dönüşeceği öngörüsü Muaviye'nin kınanmasıyla ilgili olarak geçmektedir. Rivayete göre İmam Hasan (a), barışı kabul ettiği için ona sitem eden Süfyan'a verdiği cevapta şöyle buyurmuştur: “Biz, Nübüvvetin Ehl-i Beyti, hakkı bulduğumuz yerde hakka sarılırız.” Sonra da babası İmam Ali (a) tarikiyle Rasul-i Ekrem'den (s) Muaviye'nin hükümdarlığını önceden bildiren bir rivayeti nakleder. Bu rivayette Muaviye, hor ve hakir, ilahî rahmetten uzak ve son nefesini verirken yardımdan mahrum kişi olarak tanıtılmıştır. Bundan dolayı her iki grubun da Peygamber'in (s) Muaviye'nin kudrete erişmesi hakkındaki öngörüsünü naklettiği doğrudur. Fakat Ehl-i Sünnet onu hem İmam Hasan (a) hem de Muaviye için övgü saymıştır. Halbuki Şiî kaynakların rivayetinde bu öngörü İmam Hasan'ın (a) yararına ve Muaviye'nin zararınadır.
İmam Hasan'ın (a) insanlarla biatleşirken koştuğu şartla (تسـالمون مـن سـالمت وتحاربـون مـن حاربـت) ilgili rivayetler hakkında denebilir ki, her ne kadar bazı Şiî kaynaklarda da bu şart geçiyorsa da -Medain Sâbât'tan geri dönmek istediği sırada biatın şartını hatırlatarak “تسـالمون مـن سـالمت وتحاربـون مـن حاربـت” buyurmuştu- İmam Ali'nin (a) Haricîlerle barıştan sonra ortaya çıkan sorunları yaşamamak için Hazret'in kendi taraftarları nezdinde hücceti tamamlamak üzere bu şartı öne sürdüğü anlaşılmaktadır.
İmam Hasan'ın (a) kardeşiyle yaşadığı ihtilafla ilgili söylenebilecek olan şudur ki, Şia kaynaklarında İmam Hüseyin (a) tarafından İmam Hasan'ın (a) yaptığı barışa yönelik böyle bir muhalefet bildirilmemiş olması bir yana, bilakis bazı haberlerde bunun tam tersini bulmak mümkündür. Bir rivayete göre Muaviye İmam Hasan'dan (a) biat etmesini istediğinde Hazret biat etti. Daha sonra İmam Hüseyin'den (a) biat etmesini istedi, o da biat etti. Kays b. Sa'd'tan biat istedi. Kays İmam Hüseyin'e (a) baktı. İmam şöyle buyurdu: “یا قیس، انه امامي” Bu sözüyle kendisinin ve kardeşinin biatını onaylamış ve Kays'tan da biat etmesini istemiş oldu. Yine Şiî kaynaklarda çokça tekrarlanmış “الحسن و الحسین امامان قاما أو قعدا” hadisi aynı çerçevede değerlendirilebilir. Çünkü iki imamın şahsiyeti arasında hiçbir farklılık yoktur. Sadece İslam'ın genel maslahatı itibariyle İmam Hasan (a) barış yaptı ve aynı genel maslahat icabı da İmam Hüseyin (a) Yezid'e biat etmedi ve savaştı.
Kan dökülmesini önlemenin felsefesi, bazı Şiî kaynaklarda da nakledilmiştir. Bu çerçevede Hazret şöyle buyurmaktadır: “Ben hilafeti ümmetin maslahatı ve onların kanını korumak için bıraktım.” Yine şöyle buyurur: “Gördüm ki kan dökülmesini önlemek kan dökmekten de daha hayırlıdır. Ben sizin maslahatınızı tercih ettim.” Yine barış yapıldıktan sonra İmam Hasan (a) Medine'ye gitmek üzere Kufe'yi terketmeye hazırlandığında Muaviye ondan, gitmeden önce hilafeti ona bırakmasıyla ilgili olarak insanları bilgilendirmesini istedi. İmam, Allah'a hamd ve senadan sonra, Muaviye'nin muhalefet ettiği hilafet işini kendine ait sayarak sadece kan dökülmesini önleme ve Müslümanların mallarını koruma gerekçesiyle ondan vazgeçtiğini beyan etti. Erbilî de bu sebebi vurgulamaktadır.
Malî motivasyon konusunda denebilir ki, Hasan Basrî'nin rivayetine göre Muaviye İmam Hasan'ın (a) ordusunun gücünü gördükten sonra ona barış yapmayı teklif etmek üzere iki kişiyi onun yanına gönderdi. O iki kişi malî meseleleri gündeme getirince İmam da barış yapmayı kabul etti. Metinleri tenkit kriterleri gözönünde bulundurulduğunda bu hadisin metni Hasan Basrî'nin barışçı ve sufi fikirlerine uygun gözükmektedir. Dolayısıyla zikredilen hadis sonraki zamanlarda ilave edilmiş ve geliştirilmiştir ve bazı kısımları çürütülmüştür.
Muaviye'nin hilafet için liyakat sahibi olduğu meselesi Şia'nın kaynaklarında İmam Hasan'dan (a) nakledilen bir hutbeye dayanılarak reddedilmiştir. Tûsî'nin rivayetine göre, barış yapıldıktan sonra Muaviye'nin çabası, İmam Hasan'ı (a) hilafet için liyakatsiz ve kendisini hak sahibi olarak tanıtma yönündeydi. Bu nedenle Kufe mescidinde halka konuşma yaptı ve İmam Hasan'a (a) değinerek şöyle dedi:
Bu Hasan b. Ali ve Fatıma'nın çocuğu, beni hilafete layık gördü ve kendisini bu iş için liyakatsiz kabul etti. Bu nedenle de herhangi bir zorlama olmaksızın bana biat etti.
Muaviye, İmam'dan bir konuşma yapmasını istediğinde o, Muaviye'nin bu konuşmasına cevaben şöyle buyurdu:
Muaviye b. Sahar, benim onu hilafete layık gördüğümü ve kendimi halifelik işinde liyakatsiz bulduğumu zannediyor. Muaviye yalan söylüyor. Ben, Allah'ın Kitabı ve Nebi'nin sünnetine göre insanlara insanların en evla olanıyım.
Yine şöyle dedi:
Bir kimse hakkını terketme nedeniyle hesaba çekilmez. Bilakis kişi başkasının hakkını elinden aldığında sorgulanır. Hele de ona liyakati yoksa.