4- İMAM HASAN'IN (A) YAPTIĞI BARIŞIN

04 December 2025 36 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 9

Şeyh Müfid, Hazret'e katılan kimseleri de beş ayrı saikle davranan beş gruba ayırır: 1) Şiîler, 2) Hedefleri yalnızca Muaviye ile savaşmak olan Haricîler, 3) Savaş ganimetleri peşinde koşan tamahkâr fitneci insanlar, 4) İmam Hasan'a (a) sağlam inançları olmayan ikiyüzlüler, 5) Kavim asabiyetiyle hareket edip kabile liderlerine tâbi olan ve başka da bir motivasyonu bulunmayanlar.

2.3. Şiîlerin canını koruma

Şiî azınlığı koruma, İmam Hasan'ın (a) barışı kabul etme nedenlerinden bir diğeridir. Taraftarlarından Ebu Said Akisa'nın itirazına cevap verirken, Muaviye ile yaptığı barışı, Peygamber'in (s) Mekke müşrikleriyle yaptığı barışa ve hikmeti sonraları ortaya çıkan Hızır'ın işlerine benzetmiştir. İmam şöyle buyurur: “Bu girişimim olmasaydı yeryüzündeki tüm Şiîler ve bize tâbi olanlar öldürülürdü.” Yine Hazret'i “müminleri zillete düşüren” şeklinde niteleyen itiraza cevap verirken kendisi için “müminlere izzet kazandıran” sıfatını kullanmış ve hilafetten vazgeçme sebebini, kendisinin ve Şiîlerin bekası olduğunu belirtmiştir. Kendi yaptığını Hızır tarafından geminin delinmesine benzetmiştir. Böylece geminin sahipleri için bâki kalması gibi, kendisi ve ashabı da bâki kalacaktır.

Aynı şekilde, onu “müminleri zillete düşüren” şeklinde niteleyen Hucr b. Adiyy'e cevabında şöyle buyurur: “مه؛ مـا کنـت مذلهـم بـل أنـا معـز المؤمنیـن، و إنمـا اردت الابقـاء علیهـم” Daha sonra veciz biçimde ashabına hilafeti aslında bırakmayabileceğini, ama bunu bilerek yapmadığını gösterdi. Dolayısıyla İmam Hasan'ın (a) yaptığı şey, Şiîler için güneşin doğuşu ve batışından daha iyi ve daha faydalıydı.

2.4. Esaretten kaygı

Muaviye'nin yandaşları tarafından esir alınma kaygısı bazı rivayetlerle sabit olan bir meseledir. Tabersî, İmam Hasan'ın (a) kabile büyükleri tarafından derdest edilip Muaviye'ye verileceğinden endişe duyduğunu savunmaktadır. Çünkü onların bir kısmı Muaviye'ye bu işi yapabileceklerini yazmıştı.

2.5. İslam'ın ve Müslümanların maslahatı

İmam Hasan'ın (a) fiilleri, imam ve masum olması bakımından Müslümanların genelinin maslahatına binaen olmuştur. Komutanların ihaneti ve askerlerin barış yanlısı olması gibi sebepler İmam'ı, barıştan başka çarenin kalmadığı mecburi bir durumla karşı karşıya bıraktı. Barıştan sonra verdiği hutbede bu sebep üzerinde durmuştur. Yine Muaviye'nin de hazır bulunduğu bir ortamda “Muaviye bu işin [hilafet] onun hakkı olduğu konusunda benimle tartıştı. Onun hakkı değildi.” dediği yerde hilafeti ona bırakmasının sebebini “صــلاح الا ُمــة” olarak açıklamıştı. Öte yandan Muaviye de barışın hedefini “الاُلفـة و اجتمـاع الکلمـة و صـلاح الاُمـة و إطفـاء النائـرة” görüyordu.

3. Analiz, inceleme ve sonuç

İmam Hasan'ın (a) Muaviye ile yaptığı barışın felsefesi, bu araştırmada incelendiği gibi Ehl-i Sünnet ve Şia'nın tarih ve hadis kitaplarında farklı şekillerde yansıtılmıştır. Bu haberlerin neticesi şudur ki, Ehl-i Sünnet, İmam Hasan'ın (a) barışçı kişiliğini vurgulamış ve bu konuda çok sayıda rivayet nakletmiştir. Bu rivayetlere göre o, İmam Ali ve İmam Hüseyin'in aksine başından beri barış taraftarıydı ve savaşa karşıydı. Şiî kaynaklarda daha az yer verilen başlıktır bu. Sadece Erbilî, Peygamber'in (s) öngörüde bulunan hadisini merfu olarak nakletmiştir. Ehl-i Sünnet'in kaynaklarında hayli meşhur ve çokça tekrarlanan bu hadisin birbirinden ayrı iki temel bölümü vardır: 1) İmam Hasan (a) Peygamber'in evladı ve seyyiddir. 2) O ve Muaviye arasında barış gerçekleşecektir. Buna bağlı olarak iki Müslüman grup arasında uzlaşma meydana gelecektir. Öyle görünüyor ki birinci kısım aslîdir ve ikinci kısım da ilave edilmiştir. Zira, öncelikle Hasan Basrî tariki bu hadisin nakli için en çok tekrarlanan tariktir ve bu hadis, onun barışçı düşünceleriyle bağdaşmaktadır. İkincisi, İmam Hasan (a) bu hadisten barış karşıtlarını ikna etmek için yararlanmamıştır. Halbuki barıştan sonraki evrede muhalifler için barışın felsefesini tahlil ve izaha ihtiyaç vardı. Bundan dolayı zikredilen iki karine, ikinci kısmın hadise ilave edilmiş olduğu görüşünü desteklemektedir. Onlar, barışın Peygamber (s) tarafından öngörülmesini ve İmam Hasan'ın (a) hilafet evresinin sonu, Muaviye'nin de saltanatın başlangıcı olacağını bildiren hadis-i nebevîyi bu doğrultuda yorumlamaktadırlar. Halbuki bu iki rivayet Şiî kaynaklarda yer almamaktadır. Gerçi bu makalenin hedefi hadislerin senet tahkikini yapmak değildir. Ama şu noktayı açıklamadan da geçmemek gerekir: Ehl-i Sünnet'in bazı âlimleri bu barışı, Peygamber'in (s) İmam Hasan'ın (a) Muaviye ile yaptığı barış hakkındaki öngörüsünün doğrulanması ve “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً، ثُـمَّ تَعُـودُ مُلْـکاً” hadisinin ispatı kabul etmektedir. Bu rivayet başka iki şekilde de gelmiştir: “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً” ve “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً ثُـمَّ تَعُـودُ مُلْـکاً عضوداً”. Fakat her üç biçimi de zayıf ve mevzu hadisler arasında sayılmıştır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar