Allah'ın hadlerini iptal etti. Zira faili tespit edilmiş hırsızlık için olaya katılan ve işbirlikçi dokuz kişi için had belirlenmesine karşın onlara aracı oldu ve haddin uygulanmasını engelledi. El-Bidaye ve'n-Nihaye sahibi şöyle yazar: “İslam'da icrası engellenen ilk had buydu.” Hac ahkamının da bazı hükümlerini değiştirdi. İhram sırasında koku sürmek gibi. Ramazan ve Kurban bayramlarının namazlarına ezan ve kamet ekledi. Bayram namazı hutbelerini namazdan önce okuma, altın tabakta yemek yeme, ipek giysi giyme, hutbelerden birini dinleme ve diğerinde dikilme vs. gibi bidatler icat etti.
Muaviye Ehl-i Beyt'in azametini azaltmak ve onlara insanların kalbindeki muhabbeti eksiltmek için hadis uyduranlara kendisi ve Osman hakkında hadis üretmeleri talimatını verdi. Böylece Nebi'nin, Ali b. Ebi Talib (a) başta olmak üzere Ehl-i Beyt hakkındaki hadisleri önemsizleşecekti. Birkaç defa memurlarına şöyle yazdı: “Osman taraftarı olan ve onun büyüklüğü ve faziletleri hakkında konuşan râvileri büyük bir dikkatle tanıtın ve onları değerli gösterin. Onların meclislerine katılın, onları yüceltin ve isimlerini Osman ve babası hakkında naklettikleri hadislerle birlikte bana gönderin (انظروا من قبلكم من شيعه عثمان و محبيه و اهل ولايته والذين يرون فضائله).” Anlatan ve rivayet edenler o ve Osman hakkında hadisler yazdıkça Muaviye'den bol miktarda mal elde ediyordu. Bu işin sonunda uydurma hadisler her tarafı kapladı. Muaviye bu siyaseti uzun süre uygulamada tuttu.
Özetlersek, şu konular Muaviye'nin kültürel saldırıları ve bidatlerine örnek verilebilir: 1) Dinde bidatçilik, 2) Hadis uydurmayı teşvik, 3) Haramları alenileştirme.
Muaviye, Allah Rasülü'nün (s) siretini ortadan kaldırmak ve Ehl-i Beyt'i (a) münzevi yapmak için gösterdiği bütün çabaya rağmen o kadar da başarılı olamadı. Çünkü İmam Mücteba (a), dedesinin Medine'sinde İslam için salih ve fedakâr insanlar yetiştirme ve imametin asil ve sahih kültürünü tanıtma yolunu tercih ettiğinde ahalinin ve Müslümanların kalbinde derin bir iz bırakabildi. Onlar, şer'î ahkamı ve gündelik meselelere cevapları Medine'den almak gerektiğini anlamışlardı. İmam Mücteba (a) bazı etkili ve şuursuz kişilere tamamen gizli mektuplar gönderiyordu. Bu mektuplarda hâkim heyetin dedesi Allah Rasülü'nün (s) siretinde yaptığı tahrifatları açıklıyor, birtakım kişileri eğitiyor ve çeşitli şehirlere gönderiyordu. İmam bu faaliyetlerine bir an bile ara vermiyordu. Bu da Muaviye'nin bu faaliyetlerde korkmasına sebep oldu.
Bir gün Muaviye, Medine'den Şam'a gelen kişilere sordu: “Hasan b. Ali (a) ne yapıyor?” Medine'de oturan Kureyşli bir adam dedi ki: “Sabah namazını dedesinin mescidinde kılıyor. Güneş doğana kadar orada oturuyor. Sonra öğleye yakın vakte kadar ilahî ahkamı açıklamakla ve erkekleri eğitmekle meşgul oluyor. Sonra namaz kılıyor ve aynı şekilde kadınlar onun konuşmasından ve hadis rivayetinden istifade ediyor. Bu program her gün böyle devam ediyor.”
On yıllık dönemde İslam'ın asil kültürünün Hasan b. Ali (a) tarafından yayılması İslam'ın yeniden ihya olmasını ve Peygamber Azimüşşan'ın söz, görüş ve amellerinin hatırlanmasını sağladı. Eğer Allah Rasülü'nün (s) sıbt-ı ekberinin kahramanca itidali olmasaydı ve üstelik Peygamber'in (s) haremi ve vahiy merkezinden etrafa yayılmasaydı Muaviye ve memurları İslam'dan ve Ehl-i Beyt'ten (a) geriye bir şey bırakmazdı.
5. Şiîlere siyasî himaye
Muaviye'nin Irak'a hâkim olmasıyla birlikte başta Şiîler ve Ehl-i Beyt'in (a) mevalisi olmak üzere Müslümanlara yönelik cinayet ve ihanetlerin sayısı arttı. Şam'ın zalimliğinin mezaliminden kaçıp Medine'ye gelenler her gün artıyordu. Bu şartlarda Hasan b. Ali (a) sığınmacılar için sağlam bir siyasî himaye oldu. Dedesinin Medine'sindeki ikamet günlerinde onlara yönelik hiçbir himaye ve çabayı esirgemedi.
Ehl-i Beyt'in (a) mevalisinden ve dostlarından Said b. Ebi Serh Kufî, Kufe valisinin (Ziyad b. Ebih) öfke ve gazabına maruz kalmıştı. Sonra da siyasî takibata uğradı. Ziyad onu makamına çağırdı, fakat o Kufe'den kaçıp Medine-i Münevvere'ye gitti ve İmam Mücteba'ya (a) sığındı. Kufe valisi Said'in ailesini (karısı ve çocuklarını) zindana attı. Mallarını müsadere etti ve evini yıktı. Amacı Ehl-i Beyt'in mevalisinin kalbinde korku meydana getirmek ve Said b. Ebi Serh'in teslim olmasını sağlamaktı. Said, Medine'de İmam Mücteba'nın (a) huzurunda otururken mallarının müsadere edildiği ve evinin yıkıldığı haberi geldi. İmam (a) bu durumdan çok rahatsız oldu. Ziyad b. Ebih'in zalimliklerini engellemek ve Said b. Ebi Serh'e eman almak için Ziyad'a hitaben bir mektup yazdı: “Müslümanlardan birini gazap ve öfkene hedef yapmışsın. Halbuki onun faydası Müslümanların faydası, zararı da Müslümanların zararıdır. Evini tahrip etmişsin. Malını almşsın. Ailesini zindana atmışsın. Mektubum sana ulaşır ulaşmaz evini yeniden yap, malını iade et ve onunla ilgili aracılığımı kabul et ki güzel ecir ve ödül senin olsun.”