«Sevdikleri yemeği miskine, yetime ve esire yedirirler» ayeti, Ali b. Ebu Talib (a.s), eşi Fatıma (s.a) ve hizmetçileri hakkında nazil olmuştur. Şöyle ki: Onlar, Hz. Peygamberi (s.a.a) ziyaret ettiklerinde Hz. Peygamber (s.a.a) onların her birine 3 kilo yiyecek verdi. Eve döndüklerinde bir sâil geldi ve yardım istedi. Ali (a.s) yiyeceğini ona verdi. Sonra komşularından bir yetim geldi ve Muhammed'in (s.a.a) kızı Fatıma (s.a) kendi yemeğini ona verdi. Bunun üzerine Ali (a.s) eşi Fatıma’ya şöyle dedi: Peygamber (s.a.a), Allah’ın şöyle buyurduğunu söylemişti:
“Andolsun izzet ve celalime ki, Allah’ın kendilerine cennette istediği yerde mesken verdikleri dışında hiç kimse bu dünyada yetim ağlamasına mani olmaz.”
Bir müddet sonra bir esir gelip yiyecek talep etti ve Ali (a.s) hizmetlileri Sevda'ya emretti, o da yemeğini esire verdi. Bunun üzerine «Sevdikleri yemeği miskine, yetime ve esire yedirirler. Biz,sizi sadece Allah’ın rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık istiyoruz ne de teşekkür» ayeti nazil oldu."
Rivayetin İncelenmesi ve Reddi
Necaşî, Fezari’yi hadiste zayıf kabul etmiştir. Şeyh Tusî, onu güvenilir olarak vasıflandırmasına rağmen bazılarının onu zayıf kabul ettiğine de dikkat çekmiştir. Fezarî aynı zamanda Hz. Mehdi’nin (a.s) doğumuyla alakalı garip şeyler nakletmiştir.
Ayrıca, bu rivayet bir önceki rivayetin metninden farklıdır ve rivayete göre Peygamber (s.a.a) her birine 3 kilo yiyecek vermiştir.
İkincisi; bu rivayette Hz. Ali (a.s) kendi payını sâil’e Hz. Fatıma (s.a) ise komşularından bir yetime veriyor. Daha sonra bir esir geliyor ve Hz. Ali (a.s), hizmetlisine payını esire vermesini emrediyor. Hz. Ali’nin (a.s), hizmetlisine payını bağışlamasını emretmesi uzak bir ihtimaldir.
Dördüncü Nakil:
Vahidî, Atâ’dan o da İbn Abbas’tan nakleder ki;
“Hz. Ali (a.s) bir gece bir miktar arpa karşılığında bir hurmalığı sulamıştı. Sabah olunca arpayı alarak evine geldi. Getirdiği arpanın üçte birini öğütüp hazîra (un, süt ve yağla hazırlanan bir yemek) denilen bir yemek yaptılar. Yemek pişince bir yoksul geldi ve yemek istedi. Onlar da pişen yemeği olduğu gibi yoksula verdiler. Sonra arpanın ikinci üçte birini öğütüp yemek yaptılar. Yemek pişince bu sefer bir yetim gelip bir şeyler istedi ve onlarda yemeği yetime verdiler. Arpadan geriye kalan son üçte biri öğütüp tekrar yemek yaptılar. Yemek piştiğinde müşriklerden bir esir geldi ve bir şeyler istedi. Son yemeklerini de ona verdiler ve o günü aç olarak geçirdiler.”
Vahidî’den aynı rivayeti nakleden Erbilî şöyle devam eder:
“Allah, onların iyi ve halis niyetlerini bildi ve onlar hakkında bir ayet inzal etti… Onların infakına karşılık cennet bahçeleri bahşetti ve «Sevdikleri yemeği miskine, yetime ve esire yedirirler.» diye buyurdu.
Rivayetin İncelenmesi ve Reddi
Bu rivayette mürsel olmasına rağmen, Ali b. İbrahim’in sahih ve senetli olarak naklettiği rivayetle uyum gösteriyor.
Sonuç
İnfakın bir gün içinde olduğunu söyleyen rivayetler grubu ve Ali b. İbrahim’in senetli olarak naklettiği konu kabulümüzdür. Ancak Yahudi komşudan arpa ödünç almak, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in (a.s) adağı ve oruç tutması gibi konuların anlatıldığı mürsel veya zayıf ya da meçhul kanalla nakledilen rivayetler kabulümüz değildir. Çünkü:
Hz. Ali (a.s) gibi bir şahsın bir Yahudi’den borç alması doğru olmamakla birlikte Medine'deki Yahudilerin varlığı sabit olmuş bir konu değildir.
O günlerde Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (a.s) henüz 5-6 yaşındaydı ve bu yüzden adak, oruç ve sonrasında onları aç bırakmak caiz değildir.
Ehlibeyt, aç uyumamış yalnızca hazırladıkları özel helvadan tatmamıştır.
İnfakın Üç Gün Yapıldığı Yönündeki Rivayetler
Bazı rivayetlerde de infakın üç gün yapıldığı nakledilmiştir.
Birinci Nakil:
Şeyh Saduk, Muhammed b. İbrahim’den, o da İbn İshak’tan, o da Ebu Ahmed Abdülaziz b. Yahya Celûdî’den, o da Muhammed b. Zekeriya’dan, o da Şuayb b. Vâkıd’dan, o da Kasım b. Behrâm’dan, o da el-Leys’den, o da Mucahid’den, o da İbn Abbas’tan ve ayrıca Muhammed b. İbrahim b. İshak’tan, o da Ebu Ahmed Abdülaziz b. Yahya Celûdî’den, o da Hasan b. Mehran’dan, o da Müselleme b.Hâlid’den İmam Sadık’ın (a.s) babasından «Onlar adaklarını yerine getirirler» ayetinin tefsirinde şöyle buyurduğunu nakleder:
“Hz. Hasan ve Hüseyin (a.s) küçükken hastalanmışlardı. Allah Resulü (s.a.a) beraberinde iki kişi ile onları ziyaret etti. Onlardan birisi: “Ey Ebu’l Hasan! Eğer oğulların için adakta bulunursan Allah onların şifasını verir” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) oğulları iyileşirlerse üç gün oruç tutacaklarına dair adakta bulundular. Hz. Fatıma (a.s), hizmetlisi Fizze, Hz. Hasan (a.s) ve Hz. Hüseyin’de (a.s): “Biz de oruç tutmaya adak adıyoruz” dediler.