6- İnsan suresi

04 December 2025 52 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 12

Ali b. İbrahim, Kum halkı arasında hadisi kabullenemeyen insanlar olmasına rağmen Kufelilerin hadisini nakleden ilk isimdi. Eğer onun güvenirliğinde bir şüphe olsaydı ondan rivayet nakletmez ve naklettiği rivayeti kabul etmezlerdi.

İbrahim b. Hişam, Kamil-uz Ziyarat’ın senetleri arasında yer almış ve İbn Kavliyye, İmam Muhammed Bakır’a (a.s) kadar dayanan senetlerin tamamının güvenilir olduğuna şehadet emiştir.

Senette Ali b. İbrahim’den sonraki isim, Şeyh Tusî’nin İmam Sadık’ın (a.s) dostlarından saydığı Necaşî’nin ise güvenilir biri olarak tanımladığı Abdullah b. Meymûn Kaddâh Mekkî’dir. Dolayısıyla bu rivayetin senedindeki herkes güvenilirdir.

Rivayetin metni hakkında da birkaç konuya işaret etmekte fayda vardır:

İftarlığın hazırlanmasında kullanılan arpa Yahudi komşudan borç alınmamıştır.

Bu rivayet, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in (a.s) adağına ve orucuna işaret etmiyor.

Hz. Zehra (s.a), ekmek pişirmemiş bir çeşit helva hazırlamıştır. Bu nedenle Ehlibeyt'in en iyi yemekleri olan helvayı aynı gün içerisinde ancak üç farklı zamanda miskin, yetim ve esire verip kendilerinin ise sade ekmek yemiş olabilmeleri mümkündür. Zira rivayetin devamında “helvadan tatmadılar” cümlesi hiçbir şey yemedikleri anlamına gelmez.

Ayetin asıl nüzul sebebi Ehlibeyt’in infakıdır ancak bu fazilet benzeri davranışta bulunan her mümin için geçerlidir.

Furât el-Kûfî, Muhammed b. Ahmed b. Ali Hemedanî’den o da, Cafer b. Muhammed b. Alevi’den o da, Muhammed b. Muhammed b.Abdullah b. Abdullah’tan o da, Kelbî’den o da, Ebi Salih’ten o da, Abdullah b. Abbas’tan şöyle nakleder:

“«Sevdikleri yemeği miskine, yetime ve esire yedirirler» ayeti, ellerindeki üç ekmeği miskin, yetim ve esire ikram ederek aç uyuyan Hz Ali (a.s) ve Fatıma Hz. (s.a) hakkında nazil olmuştur."

Rivayetin İncelenmesi ve Reddi

Senet açısından; Hemedanî ve Muhammed b. Muhammed meçhuldür. Muhammed b. Alevi ise Şeyh Tusî tarafından “az rivayet eden” olarak tanıtılmıştır ki el-Ukberî ondan rivayet nakleder. Diğer raviler ise Ehlisünnettir.

Furât el-Kûfî, Ali b. Bâbeveyh'in şeyhlerindedir ve Şeyh Saduk ondan fazlaca rivayet nakletmiştir. Allame Mamakanî şöyle der:

“Şeyhin Vesailu'ş-Şia’daki ve Allame Meclisi’nin ise Bihar'ul Envar’daki rivayetlerinin zahiri ve Şeyh Saduk ile diğerlerinin yaklaşımı Furât el-Kûfî’ye itimat ettiklerinin delilidir. Allame Meclisi Bihar’ul Envar’da, “Her ne kadar âlimler onun hakkındaki övgü ve kınamalara itiraz etmese de onun hadisleri ile bizim elimize ulaşan muteber hadislerin uyuşması ve rivayetlerin naklindeki hassasiyeti onun güvenilir olduğu yönünde hüsnüzan doğurabilir.” demiştir.

Allame Mamakanî sözlerine şöyle devam eder;

“Onun önemli konumunun en basit belirtisi ona karşı duyulan yüksek hüsnüzandır. Zira: 1. Ali b. Babeveyh'in üstatlarındandır. 2. Şeyh Saduk, Şeyh Hürr’ü Amulî ve Allame Meclisi ondan rivayet nakletmiştir."

Mezkûr rivayetten aşağıdaki sonuçlar çıkar:

Bu rivayette de Yahudi komşudan borç alma konusuna değinilmemiştir.

Üç farklı günde yapılan infaka işaret edilmemiştir.

Helva yerine 3 ekmek zikredilmiştir. Ancak Ali b. İbrahim’in naklettiği rivayetin senet açısından daha güçlü olmasından dolayı infakın helva olduğunu söyleyen rivayet tercih edilir.

Bu rivayet, Ali b. İbrahim’in naklettiği rivayetinin aksine “Aç uyuduklarına” işaret ediyor. Ancak senedin zayıf olması nedeniyle aç uyudukları konusu ispat edilmez. İspat edilen tek şey, Ali b. İbrahim'in rivayetine göre infaktan hiçbir şey yemedikleridir ki o da helvadır.

Bu rivayet de Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in (a.s) adağına ve orucuna işaret etmiyor.

Üçüncü Nakil:

Semerkandî, bu ayetin Ali b. Ebu Talib (a.s) ve Hz. Fatıma (s.a) hakkında nazil olduğunu söyleyerek olayı şöyle nakleder:

“Ali b. Ebu Talib (a.s) ve Fatıma (s.a) oruç tutuyordu ve sadece o gün yetecek kadar yiyecekleri vardı. Aniden kapılarını bir sâil (dilenci) çaldı. Yiyeceklerinin bir miktarını ona verdiler. Sonra bir yetim geldi ve ona da biraz yiyecek verdiler. Daha sonra da bir esir geldi ve geri kalan yiyeceklerini de ona verdiler. Allah da onları methederek bu ayeti inzal buyurdu.”

Semerkandî, bu ayetin Ensar'dan birisi hakkında nazil olduğunu söyleyen rivayeti zayıf kabul eder.

Rivayetin İncelenmesi ve Reddi

Bu rivayet mürsel bir şekilde nakledilmiştir. Fakat Ali b. İbrahim'in sahih rivayeti ve senedi ile herhangi bir çelişki yaratmadığı için kabul edilir.

Furât el-Kûfî, başka bir yerde Cafer b. Muhammed b. Fezarî kanalıyla İbn Abbas’tan şöyle rivayet eder:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar