7- Genç ve Ergen Terbiyesindeki Yöntem ve Metodlar

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 13

Gençlerin eğitilmesindeki en önemli üçüncü husus ise iyi niyettir. Öğretmen ve eğitmenler başta olmak üzere gençleri yönlendirip eğitebilecek herkesin, gençlerin iyiliğini istemek dışında hiçbir gayesi olmamalıdır. Gençlerin eğitilmesindeki iyi niyetten amaç, gençlerin doğru yeteneklerinin açığa çıkmasına ve yüksek derecelere ulaşmasına yardımcı olmaktır. Bu amaç dışında çocuk ve gençler, kişisel, siyasal amaçlar ve grup çıkarları için kesinlikle kullanılmamalıdırlar. Çocuk ve genç, eğitmenin iyi niyet konumunda olduğunu hissederse olumsuzluklara karşı daha sabırlı olacaktır. Bunun yanında eğer ki genç içinde bulunduğu ortamda ona karşı saygı duyulmadığını hissederse istenilen veya istenilmeyen, kabul görmek veya görmemek, övgüler ve söylemlerin, onun başkalarını memnun etme düzeyine bağlı olduğunu hisseder ve dolayısıyla içinde bulunduğu eğitim ortamını yapay bir ortam olarak algılayacak, göstereceği tepkileri buna göre verecektir. Eğer eğitim, iyi niyet ve hayrı isteme üzerine kurulu olursa; genç, eğitmenin isteklerine o düzeyde olumlu yanıt verecektir. Buradaki en önemli nokta, genç her zaman bu iyi niyetin farkında olmayabilir, ama eğitmen en azından asgari düzeyde de olsa bunu gence hissettirmeye çalışmalıdır. Eğitmenin davranışları, konuşma şekli, beden dili, hayat tarzı, düşünceleri öyle olmalıdır ki, onun iyi niyetinden kimse şüphe duymamalıdır. Eğitimcinin iyi niyetli olması onun gençlere karşı kinci tavırlar içinde olmasını engelleyecek ve bu durumda eğittiği kişileri küçümsemeyip, zor duruma düşmelerini istemeyecektir ve onların eğitimi için en iyi yöntemlerin ve programların uygulanması için çabalayacaktır. İyi niyetli bir eğitimci, eğitim verdiği kişilere karşı her zaman adaletli olmalı ve onların davranışlarına karşı âdil bir tavır içerisinde olmalıdır. İslâmî metinlerde de defalarca gençler ile olan çalışmaların temelinde iyi niyet olması hususundan bahsedilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.a.) çok değerli bir hadisinde şöyle buyurur:

“Sizi, gençlere karşı iyi niyetli olmaya çağırıyorum.”

Din Önderleri’nin (Masum İmamlar) gençlere karşı iyi niyetli olduklarını, onların davranış ve söylemlerinden anlamak mümkündür. Örneğin; Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Yahudi olan bir gencin ölüm döşeğinde iken yanında bulunarak onu İslâm’a davet etmiştir. Ondan iman ederek hayata veda etmesini istemiş ve öyle de olmuştur. Bir başka gencin de, ölümünden hemen önce annesinin rızasını almasını sağlaması, o gencin rahat bir şekilde can vermesine sebep olmuştur. İmam Zeynu’l-Âbidîn’in de (a.s.) gençler için ettiği hayır dolu duaları hiçbir şekilde unutmamak gerekir. Daha önce Hz. Muhammed’in (s.a.a.) “İslâm’a ilk inananlar, gençlerden ibretti, yaşlılar değil” sözüne de değinmiştik. Bu gerçeğin açıklanmasında Hz. Muhammed’in (s.a.a.) iyi niyetinden ve bu iyi niyetin gençler tarafından daha kolay algılanmasından bahsedilebilir.

Gençlik döneminde henüz kirlenmemiş kalpler ve temiz yürekleri, bu iyi niyeti daha kolay algılayabilmelerini sağlamaktadır. Fakat yaş ilerleyip, istek ve arzular, içinde bulundukları ortamdan kaynaklanan yanlış algılama ve yorumlamalar, bu temiz fıtrî bilinci engellemektedir. Bu konuya delil olarak İmam Cafer-i Sâdık (a.s.) ile Ebu Cafer Ehvel’in konuşmaları gösterilebilir. İmam, Ebu Cafer’e sorar:

Basra’ya gittin mi?

Evet.

Peki, insanların imamete olan bakışı ve onların bunu kabulünü nasıl buldun?

Allah’a ant olsun ki, Şii’ler azınlıkta ve bu yolda çabaları olmasına rağmen o da kâfi değildir.

Öyleyse gençlere iyi davran ve onlara karşı anlayışlı ol, çünkü onlar iyiliği almakta istekli ve hızlılar.

Eğitimin gençlikte iyi niyet üzerine kurulu olması, ileri yaşta eğitim gerekmediği anlamına gelmiyor. Şöyle ki, eğitimin kendisi bir tür iyi niyet ve hayırdır. Yalnızca verilen öğüt ve nasihatlerin gençlik döneminde daha fazla önem arz ettiğidir.

Olumlu Düşünce

Önceki konumuzda gençlere karşı iyi niyetten söz ettik. İyi niyetin gerçekleşmesinde destek olacak faktörlerden birisi müsbet ve olumlu düşüncelerdir. Ama olumlu düşünce iyi niyetin mutlak şartı değildir.

Olumlu düşünceden maksat, gencin kişiliğine, duygularına, hislerine, davranış ve düşüncelerine olumlu yaklaşımdır. Ama unutulmamalıdır ki, olumlu düşünmek, bunların kabulü anlamına gelmez, belki onların doğal ve insanî boyutlar olduklarını bizlere anlatır. Örneğin; gençlerin güzel ve şık giyinmesi, bakımlı olması gibi fiillerin, onların temizlik ve güzelliğe olan ilgileri olarak görülebilir veyahut tam aksine karşı cinsi etkileme arzusu olarak yorumlanabilir. Başka bir örnek olarak da, gençlerin inat ve dik başlılıklarını, onların özgür ve bağımsız bir birey olma isteğine bağlayabilir ve bunu bir tür doğru yoldan çıkma olarak addedebiliriz.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar