Optimist (iyimser) düşüncenin önemi, insan kişiliğinin gelişim evrelerine ve bunun dışa yansımasına bakıldığında daha iyi anlaşılmaktadır. Gençlik, arzu ve isteklerin aklın önüne geçtiği bir evre ise Platon’un dediği “Sarhoşluk Dönemi” veya Hz. Muhammed’in (s.a.a.) buyurduğu “İnsanın bilgisi gençlikte az ve cahilliği de bir hayli fazladır” sözleri yerini bulacaktır. Öyleyse bu hesaba göre gençlerden doğru davranmaları ve hatasız olmalarını beklemek oldukça yersiz olacak ve onları fazlalık ve isyankâr görmemiz de mânasını yitirecektir. Aslında bizlerin, onların davranışlarına olumlu düşünce ve gerçekçi bir bakış ile kendilerine yaklaşmamız gerekmektedir. Böyle bir bakış ile bakıldığında, yenilikçi düşünceleri ve güzelliği istemeyi, gencin hakkı olarak görebiliriz. Emîru’l-Mü’minîn Ali (a.s.) ve o Hazret’in genç hizmetkârı Kanber’in kıyafet alışverişi sırasındaki şu konuşmalarından bu konu açıkça müşahede edilmektedir:
“İmam (a.s.), üç dirhem değerindeki kıyafeti Kanber’e ve iki dirhemlik kıyafeti ise kendisine alır. Üç dirhem eden kıyafet size yakışır diyen Kanber’e İmam şöyle buyurur: “Sen gençsin ve senin gençlik ihtiyaçların var. Kendimi senden üstün tuttuğum takdirde ben Allah’tan utanırım.”
Eğer gençlere olumlu yaklaşılırsa, gencin bizlere göre hoşa gitmeyen birçok davranışı, artık doğal karşılanabilir ve zaten kişinin gençlikte böyle davranışları yoksa, asıl o zaman hayrete düşülmelidir. Allah’ın Resulü (s.a.a.) şöyle buyurur:
“Yüce Allah, gençliğini yaşamayan gence hayret eder.”
Dinî metinlerde bu konu hakkında birçok örnekler mevcuttur. Ama buradaki en önemli nokta, pozitif yaklaşımların sınırlarını iyi bilmektir. Hiçbir zaman olumlu düşünce, yanlış davranışların onayı gibi algılanmamalıdır. Hoş olmayan ve öğretilere aykırı davranışların gençlik döneminde doğal karşılanması ve bu davranışları kötüye yormamak ile bu davranışları onaylamak arasında büyük bir fark vardır. Maalesef gençlerin davranışlarına mukabil birçok aile ve eğitmenin yaptığı hata ise olumlu düşüncenin yanlış yorumlanması olmaktadır. Örneğin; gencin süslenme ve güzel görünme isteği, onun giyim şekli ve kendini algılayışını belirler, fakat bu istek örf ve adetlerin, toplumun ahlâk ananelerinin ötesine geçtiğinde, bu artık bir hata ve yoldan sapma olarak yorumlanmalı ve onu düzeltme yoluna gidilmelidir. Kızların hicapsız olmaları ve İslâm öğretilerine aykırı giyinmelerini onaylamak, olumlu düşünce sonucu olamaz, Batı gençliğindeki gibi giyinip, süslenmek, Türkiye ve İranlı Müslüman bir gence yakışmayacaktır.
Sevgi ve Mahabbete Dayanan Eğitim
Eğitimin usul ve kaideleri, aslında o eğitimin kökünde saklıdır. Temeller gerçekleri yansıtır, usul ve kaideler ise olması gerekenlerden bahseder. Eğitim temelleri arasında beşerî konular, en önemli ve ehemmiyet arz eden konulardandır. Çünkü “İnsan”, eğitimin asıl konusudur. Eğitimde insanî konuları göz ardı etmek, tümüyle gerçek eğitimden vazgeçmek ve faaliyetlerin merkezine bir ağaç, bir hayvan ya da bir madenî unsuru yerleştirmek demektir. Açıktır ki böyle bir eğitim, amacına ulaşamayacağı gibi onun için harcanan sermayeyi de yok edecektir ve maddî, mânevî tüm kaynakları yok etmek dışında herhangi bir sonucu olamayacaktır. Bu yüzden insan hayatındaki evrelerin ve her evrenin getirdiği fiziksel ve ruhsal özelliklerin bilinmesi, eğitim faaliyetlerinin en önemli ve mühim önceliklerindedir. Bu konuya gerekli önemi vermeyen veya tam olarak algılayamayan eğitmen ve eğitim kurumları muhakkak yenilgiyi tadacaklardır.