Allah’ın Tüm Gençlere Mahabbet ve Şefkati: Allah, bütün gençlere saygı ile yaklaşmakta ve gençler onun için son derece değerlidirler. İşte bu yüzden gençlik çağının sonuna değin onların hatalarını görmemesi devam etmektedir.
Allah’ın İbadet Eden Gençlere Olan Sevgisi: Yüce Allah, gençliğini ibadete ayıran gençleri sever ve hatta onları meleklerin ötesinde tutup, melaikenin önünde onlarla iftihar eder. Bunun kendisi bir tür şartlı sevgidir.
Allah’ın Günahkâr Olan Gençlere Karşı Sevgisi: Üçüncü sevgi türü Allah’ın günah işlemiş, günah ve ayıbından pişman olmuş, ardından tövbe ederek O’na sığınmış gençlere olan sevgidir. Açıktır ki, Allah’ın sevgi ve mahabbeti bu kullarını da kapsayacaktır. Önemli olan, gençlere Allah’ın onları sevdiğini ve tövbe edip, geri adım atmalarını anlatabilmektir.
6-7. İşbirliği ve Sorumluluk Vermek
Gençlik dönemi özelliklerinden bahsederken fiziksel güç, dayanıklılık ve bağımsızlık arayışlarından bahsettik. Bu özelliklerden dolayı gençlik çağındaki eğitim, çocukluk döneminden farklı olarak değişik usullere dayandırılmakta ve özel kaide ve esasları bu dönemde hâkim kılmaktadır. Bu usullerden birisi de gençlerle işbirliği ve onlara sorumluluk vermektir. Bu dönemde gençliğin enerji, çaba ve tazeliğinden işlerin yürütülmesi için faydalanmak ve kişiyi ileride alacağı sorumluluk doğrultusunda hayatın gerçek faaliyetleriyle âşina kılmak gerekmektedir. Bu usulleri yerine getirmek, gençlik enerjisi ve fiziksel güç dışında kişinin ruhsal ve psikolojik durumuna da bağlıdır. Kendini üstün göstermek, yeteneklerini sergilemek, çokbilmişlik, kazanma hırsı ve ilgi görmek onların hâlet-i ruhiyelerinin birer göstergesidir. Gençlik çağında olanların bu gereksinimlerini göz ardı etmek, ister istemez ters tepecek ve karşımıza istenmeyen davranışlar olarak çıkacaktır.
Öte yandan, ergen ve gençlere sorumluluk vermek, onu sorgusuz sualsiz hayat faaliyetlerinin içine atmak anlamına gelmez. Eğer gence bu şekilde iş buyurulursa, yapacağı işlerde göstermesi gereken özen ve dikkati gösteremeyecektir. Böyle bir durumda da gencin fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarına cevap verilmiş, fakat onu yönlendirmek adına bir şey yapılmamış olacaktır. Bu yüzden bu işbirliği “Sorumluluk” esasına dayandırılmalıdır. Sorumluluktan maksat, gencin yaptıkları değerlendirilmeli ve bunun doğrultusunda bu işler sorgulanmalıdır. Ama bu da sürekli olarak her şeylerini sorgulamak anlamına gelmemelidir. Kişinin faaliyetleri programlı, düzenli ve ölçülü olarak gerçekleşmeli ve bu şekilde amacına ulaşabilmelidir. Sonuç olarak da genç, düzen ve kaidelere uymayı, yarınlara daha iyimser bakmayı, programlar yaparak, kendi faaliyetlerini ölçmeyi öğrenmelidir. Rivayetlerde bu konuda gençlik genellikle bakanlığa benzetilmektedir. Bakanlık, kişinin, işlerinin yürütülmesini içerirken aynı zamanda usul ve kaidelere uyması ve de üstlerine karşı sorumlu olduğu bir hâldir.
Olumsuz Davranış, Duygu ve Bakış Açısının Düzeltilmesine Dair Usuller
Buraya kadar bahsettiklerimiz, ergen ve gençleri olumlu ve doğru davranışlara sevk edip özendirmek için kullanılan ve uygulanması gereken metodar idi. Başka bir tabirle, buraya kadar bahsedilen usul ve kaideler hataya düşmemiş ergen ve gençler içindi. Elbette bu usullerin diğer gençlerin eğitiminde işe yaramayacağı mânasına gelmemektedir. Zira tüm bu usul ve kaideler, kişinin gelişim evreleri, ruhsal ve toplumsal özellikleri göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Bu açıdan hatalı ve hatasız, suçlu ya da suçsuz genç arasında bir fark yoktur. Fakat hatalı gencin eğitiminde bunların yanı sıra, kendilerini hatadan uzaklaştıracak ve doğruya yönlendirecek usullere de dikkat etmek gerekmektedir. Şimdi burada dinî metinlerin içerisinden seçilmiş en önemli usullere değineceğiz.
Eğitimdeki ikinci usul ve kaideler, ergen ve gençleri yanlış ve olumsuz düşünce, davranış ve duygulardan uzaklaştırmak, onları bir nevi yatıştırmak için kullanılanlardır. Eğitimin önemli boyutlarından birisi, eğitim sistemi tarafından kabul edilmeyen, negatif bakış açısı, duygu ve davranıştan genci koruyan veya vuku bulduysa düzeltilmesine katkı sağlayan usullerden müteşekkildir. Davranışların düzeltilmesi üç boyutta incelenir. Eğitim bilimleri, psikoloji ve adli bilimler. Bu üç boyut arasındaki farklılığa dikkat etmemek, konularda dağılmaya ve olumsuz bakış açıları ve fikirlere yol açacaktır. Bu araştırmada mevzubahis edilenler İslâmî açıdan terbiyeyi ele almaktadır.
Konuya girmeden önce gençlik çağında oluşabilecek olumsuz davranış ve fikirleri, aynı zamanda bunların nedenlerinden de kısaca bahsetmek oldukça önemlidir.
İslâm dinine göre hiçbir fert suçlu ve günahkâr doğmaz. Tam aksine her doğanın ruhu pak ve temizdir. Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurur:
“Her yavru İlâhî fıtrat ile doğar. Ta ki anne ve babası onu, Hristiyanlık, Musevilik ve Zerdüştlük ile tanıştırana kadar.”