Bu özlü sözden anlaşılan, yoldan çıkmışlık ve suçun, genetik ve irsî değildir, daha sonra kazanıla bilirliğidir. Bu yüzden insanın sorgulanması mantıklı ve yerindedir. Eğer insan suçlu doğsaydı, onu sorgu ve sual muhatap kılmak yersiz ve imkânsız olacaktı. Çünkü o, zaten suçlu doğmuş ve bu negatif davranışlar üzerinde bir iradeye sahip değildir.
Suç ve olumsuzluğun kazanılabilir oluşu, insanın fiziksel ve ruhsal durumunun, bu konuda hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmemektedir. Dinî metinleri incelediğimizde, bazı sapmaların köklerinin, insanın fiziki ve ruhî durumunda saklı olduğunu görüyoruz. Bu durum bazı dönemlerde daha da belirgin olmaktadır. Gençliğe geçiş evresi ve gençliğin ilk yılları, insan ruhu ve bedeninin ahlâkî, dinî ve toplumsal kuralları çiğnemeye en müsait olduğu zamandır.
Bu arada aile ve toplum, gencin terbiyesi ve yönlendirmesinde ya da tam tersi isyana sürüklenmesinde oldukça önemli bir paya sahiptir. Toplumdaki her birey ve sorumluların, gençlerin olumsuz davranışları karşısındaki doğru tutum ve davranışları, onların bu tür davranışlardan uzaklaşmasına ve doğruya yönelmelerine sebep olacaktır.
Gençlik çağındaki hatalar, yanlışlar, suça eğilimler karşısında yapılacak şey, öncelikle: bu hata ve yanlışların derecelendirilmesi gerekmekte, ikinci olarak da: bu hataların nedenlerini bulup, onlara yönelik gereken önlemleri almak ve en uygun programı yapmak icap etmektedir. Buna dayanarak gençlikteki hata ve suçları, içerik ve şiddetlerine göre ayırabiliriz.
Bazı olumsuz davranışların nedeni, gençlik döneminin verdiği coşku ve heyecan olabilmektedir. Başka bir deyişle gençlerin davranışlarının bir bölümü, dinî ve hukukî yasalara aykırı olmasa da ebeveynleri (ana-babaları) tarafından hiç de hoş karşılanmamaktadır. Bazı davranışlar, yanlış ve toplumsal ahlâk ve kurallara aykırı olsa da dayanılamayacak kadar şiddetli değildir yani kişi, toplumun ve dinin önem verdiği, olmazsa olmaz dediği kurallarını çiğnemiş sayılmaz. Aynı zamanda bu tür davranışlar, kısa bir dönem için geçerli ve devamlılık arz etmeyen davranışlardır. Aslında bu, eğitimciler ve ailenin doğru yönlendirmeleriyle aşılabilecek bir durumdur. Ama bazen de gençlerin yanlış davranışları, çok önemli toplumsal ve dinî kuralları ihlal etmektedir. Zaten bunun için bu negatif davranışlara bir takım cezalar bile tayin edilmiştir. Sonuç olarak şunu bilmeliyiz ki, ergen ve gençlerin bu hata ve yanlışları büyük bir sahaya dağılmaktadır: suçun derecesi, şiddeti ve bunun ne kadar ileri gittiği konuları gibi. Suçun derecesi, süresi ve şiddeti onu diğer davranışlardan ayıracaktır. Bu yüzden her hataya ve yanlışa karşı farklı tavır sergilemek gerekmektedir.
Dinî açıdan bu yanlış davranış ve sapmaların sınıflandırılması, bunlara karşı nasıl davranılması gerektiği, günümüz toplumlarında farklı olabilir. Örneğin, Peygamber Efendimizin (s.a.a.), gençlerin anne ve babalarına karşı saygısız ve olumsuz davranışlarda bulunmalarına tahammül edemez ve bunu aynı kişinin bir başına iken işlediği suçlardan daha fazla önemserdi. Bu iki davranış şeklinden bir kaide çıkarılabilmesi tartışmaya açıktır ama burada bunu incelemeye gerek görülmemektedir. Ayrıca gençlik dönemine ait hataların değerlendirilmesinde, nedenlerin araştırılması da çok faydalı olacaktır. Bazı negatif davranışların nedeni, ebeveynlerin (anne ve babaların) olumsuz davranış ve tutumlarında saklıdır. Aslında bu tip hatalar, bu olumsuz davranışlara karşı birer tepki ve cevaptır. Çünkü bazı hatalar, mantıklı ve haklı bir takım ihtiyaçların karşılanmaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Tabiî ki bu iki etken dışında başka faktörler de bu davranışlarda etkin bir role sahiptir. Örneğin olumsuz fiziki ve kültürel koşullar, ekonomik yetersizlik, sosyal sınıflar, tahripkâr siyasî ve kültürel akımlar vb. gibi.
Şimdi de bu olumsuz davranışların önünü alabilecek usul ve kaidelerden bahsedeceğiz.
Haklı ve Mantıklı İhtiyaçların Karşılanması
Bazı hata ve olumsuzluklar ergen ve gençlerin fizikî ve ruhsal ihtiyaçlarının karşılanmaması sonucunda oluşmaktadırlar. Örneğin ergenlik evresinin son demleri ve gençlik çağının ilk yıllarında çokça müşahede edilen, uygunsuz cinsel yaklaşımlar, karşı cinse laf atmak vb. gibi eylemler. Bu gibi davranışların nedenleri ruhsal ve cinsel gelişimin bu dönemde hızlı olarak yaşanmasına bağlıdır. Bu dönemdeki cinsel dürtüler ve enerji öylesine fazladır ki, kişiyi kendi ve başkalarının cinsel varlıklarının farkına varmasının dışında cinsel konularda araştırmaya sevk etmekte ve bununla kendini uzun dönemler meşgul etmektedir. Bu durum, ailenin şiddetli ve baskıcı tavırlarına maruz kalırsa daha da alevlenecektir, bunun sonucunda da genç, şüphelerinin ve sorularının yanıtlarını müşfik aile üyelerinde değil, dışarıdan olan kişilerde arayacaktır. Burada önemli olan ve dinî metinlerde de geçen cinsel ihtiyaçların mantıklı ve şer’î kurallara uygun karşılanmasıdır. Bu ise ailelere hâkim olan yanlış ve tutucu tavırlar neticesinde gençler için zor ve imkânsızlaşmaktadır.