İslâm dini, bu konuda en iyi çözüm yolunu evlenmek olarak görmekte ve buna uygun kültürel şartları da sunmaktadır. Gençlerin evlenmeye teşvik edilmesi Masum İmamlar’ın (a.s.) rivayetlerinde çokça görülmektedir. Bu da evlenmenin gençlikteki cinsel buhranın giderilmesinde etkisini göstermektedir. Hz. Muhammed (s.a.a.) gençlere bulunduğu çok değerli bir tavsiyesinde şöyle buyurmaktadır:
“Ey Gençler! Sizlerden evlenme durumu olanlar mutlaka evlensin ki, günah ve şehvete göz kapamada en iyi yol budur.”
Peygamber Efendimizin (s.a.a.) bu sözüne dikkat edildiğinde, rivayette yer alan kelimelerinin kullanılış şeklinin bu yöntemin diğer yollara karşı daha üstün olduğunu göstermektedir. Elbette ki, cinsel sapmalar ile savaş, yalnızca bu iki yolla sınırlı değildir. Fakat önemli olan bu yolun diğer yollara karşı üstünlüğüdür. Örneğin oruç tutmak, spor yapmak, iş, güç ile meşgul olmak da cinsel dürtüyü söndürmeye yönelik eylemlerdendir.
Peygamberimizden (s.a.a.) nakledilen bir diğer hadiste ise cinsel ihtiyaçların şer’î ve mantıkî bir yaklaşım ile karşılanmasının kişinin dindarlığını korumak ve dinde sapmalar yaşamasını önlemek için olduğundan bahsetmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Gençliğinin başında evlenen genç kimse için şeytan şöyle feryat eder: Eyvahlar olsun bana, eyvahlar olsun bana! Dininin üçte ikisini benden korudu. O hâlde kul dinin diğer üçte birisi için de Allah’tan korkmalıdır.”
Evliliğin dinin üçte ikisini koruduğunu bilmek. evliliğin cinsel sapmalara karşı rolünü açıklamada yardımcı olacaktır. Evlilik ve takvanın karşılaştırılmasında evliliğin buradaki olağanüstü olan üstünlüğünü göstermektedir. Başka bir hadiste Allah’ın Resulü (s.a.a.) evliliği tek başına cinsel hataları önlemek için yeterli görüp şöyle buyurmuştur:
““Gençlik döneminde evlenen her genç için Şeytan, şöyle çığlık atar: “Eyvahlar olsun! Dinini benden korudu”.”
Buna göre evliliğin İslâm kaynaklarında bahsedilen en az etkisi, dinin yarısını korumasıdır. Rivayetler bu problemleri önlemek için çok önemli kaide ve yolları bizlere göstermektedirler. Bu da hiç şüphesiz cinsel dürtü ve ihtiyaçların karşılanmasıdır. Açıktır ki, bu önemli kaideyi göz ardı etmek, gençlerin yoldan çıkmasına ve toplumsal çöküntünün yaşanmasına sebep olması demektir. Ehl-i Beyt İmamları’nın sekizincisi olan İmam Rıza’dan (a.s.) nakledilen bir rivayet şöyledir:
““Cebrail, Peygamberimize (s.a.a.) şöyle dedi: Ey Muhammed! Rabbimiz sana selam söyleyip şunu buyuruyor: ”Bayanlar ağaçtaki meyveye benzerler, meyve olgunlaşınca toplamak dışında başka bir yol yoktur, yoksa fazla güneş görmekten çürürler. Kadınlarda cinsî buluğa erişince evlilik dışında bir çare yoktur; aksi hâlde yoldan sapmaktan kendilerini koruyamazlar”. Peygamberimiz (s.a.a.) bunun üzerine minbere çıkmış ve Rabbimizin buyruğunu insanlara aktarmıştır.”
Din Önderleri’nin (Masum İmamlar’ın) evliliği zorlaştıracak isteklerin azaltılması ve gençlerin evliliğinin önünde engel teşkil edecek koşulların kaldırılmasının, bu kaidenin gerçekleşmesine yönelik olduğunu aktarmışlardır. Gerçi günümüz toplumunda buluğ çağında evlilik bazı ekonomik, eğitim vs. konular açısından problemler yaratabilir, fakat bu evliliği geciktirmeye neden olmamalıdır. Zira evliliğin gecikmesi de kültürel ve ahlâkî sorunlara yol açacaktır.
Gençlerin mantıklı istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasına bir diğer örnek de uygun iş imkânlarının sunulmasıdır. Bu dönemde genç fiziksel güce sahip olduğu için çalışmaktan çekinmeyecektir. Özellikle de onun isteğine uygun bir iş ise, bu kişinin kimliğini bulmasında ve birey olarak bağımsızlığına kavuşmasında etkin bir rol oynayacaktır. Tabiî ki böyle bir imkân da yaratılmazsa kişinin hataya düşmesine sebep olabilir. Gençlik evresindeki fazlaca boş zaman ve işsizlik, gençlerin yanlışa sürüklenmesinde önemli bir etkendir.
Gençlerin en önemli ihtiyaçlarından birisi de sıcak ve samimi ilişkiler, mantıklı olarak kabul görülmeleridir. Ruhsal ihtiyaçların karşılanması ve etkili duygusal ilişkilerin karşılıklı kurulması, gençlere özellikle de gençliğin zor dönemlerinde (bu dönemden geçmek tek başına bile kişinin stres ve depresyon içerisinde bocalamasına neden olmaktadır) yardımcı olacaktır. Elbette, bu ilişkiler şer’î sınırları da aşmamalıdır. Gençler ile kurulan bu duygusal diyalog, onları sorumluluk sahibi bireylere, kişiliklerinin oturmasına, bireysel özgürlüklerine yönlendirmesine ve kişiyi gereksiz bağlılık ve boşluğa itmemelidir. Tabiî ki bu önemli konunun gerçekleşmesi gençlik döneminin ve özelliklerinin algılanmasına bağlıdır. Rivayetlerde bahsedilen gençler ile kardeşlik ve mahabbet aynı şekilde yorumlanabilir.