7- İmam Seccâd’ın (as) Duâ Diliyle Kültür İnşâsı

04 December 2025 49 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 11

İmam (as), insanı Allah Teâlâ’nın dergâhına duâya yönlendiren ve insana zeval bulmayan Hakk’ın kudretini düşünme tevfiki bahşeden etkenleri Sahîfe-i Seccâdiye’nin birçok yerinde saymaktadır. Örneğin İmam (as), insanın duâya yönelme sebepleri arasında aşağıdaki bâtınî ve ruhsal unsurların olduğunu söylemektedir:

1- Allah’ın fazlına ve ihsânına dair bilgi ve inanç.

2- Allah Teâlâ’ya karşı hüsnüzan beslemek ve O’na itimat etmek.

“…Sana yönelenlere, hüsnüzanla dergâhına gelenlere olan lütuf ve fazlını görünce senden istekte bulunmaya cür’et ediyorum…” (12/4, s. 66) “Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın bana kılavuzluk etmiştir. O halde kutsal zâtın ve Muhammed ile Ehl-i Beytinin (as) hürmetine beni istediğini elde edememiş, ümitleri boşa çıkmış bir halde dergâhından geri çevirme.” (13/25, s. 74)

3- Allah’ın mutlak gani olduğunu ve her işe yalnız O’nun kâdir olduğunu bilmek ve buna yakîn etmek.

4- Allah’ın istemeye ve duâya teşvik ve emretmesi.

5- Allah’ın ibadete layık olduğunu bilmek ve buna yakîn etmek.

“…Sen kullarına gayb âleminden öyle gerçekler bildirmiş, onları öyle şeylere özendirmiş o yüce mâbudsun… Buyurmuşsun ki: “…Beni çağırın, size icabet edeyim…” (45/16, s. 200)

2.2.3. Duâdan Alıkoyan Etkenler:

İmam Seccâd’a (as) göre çeşitli birçok etkenler insanı duâdan ve ihtiyaçsız olanın dergâhına yönelmekten alıkoyar. Onlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

1- İstikbar, insanı duâdan alıkoyan en önemli etkendir.

“…Böylece duâyı ibadet, terkini de istikbar (büyüklük taslamak) olarak adlandırmışsın…” (45/15, s. 199)

2- Allah’ın emrini yerine getirmede yavaşlık.

3- Allah’ın men ettiklerini ve günahları işlemede acele.

4- Hak Teâlâ’nın nimetlerine şükrü ihmal etme.

Son üç etken, İmam’ın bir duâsında insanı duâdan alıkoyan etkenler unvanıyla zikrettiği etkenlerdir.

“Allah’ım! Üç haslet, senden (bir şey) istememe engel oluyor… Yerine getirmediğim, getirmekte ağır davrandığım emirlerine, tereddüt etmeden işlediğim yasaklarına ve şükrünü eda etmekte kusur ettiğim nimetlerine bakınca senden (bir şey) istemeye utanıyorum…” (12/1-2, s. 66)

2.2.4. Duânın Olmazsa Olmaz Temel Rükünleri:

İmam (as) duânın nasıl olması gerektiğini öğretirken ve duâ kültürünü oluştururken, duânın olmazsa olmaz rükünlerini anlatır. Hakikatte ibadet, zikir ve fakirin ganiye ittisali demek olan arzu edilen duâ, şu dört temel ve genel rükne sahip olmalıdır.

1- Duâ edilenin, yani Allah Teâlâ’nın, tavsif edilmesi ve övülmesi.

2- Aracıların ve vesilelerin, yani Hz. Muhammed (saa) ve Ehl-i Beytinin tavsif edilmesi ve övülmesi.

3- Duâ edenin tavsif ve tahkiri.

4- Hacetin ve isteklerin arzı.

Sahîfe-i Seccâdiye’deki bütün duâların yapısı, bu dört rüknü içermektedir. Üstelik bazı örneklerde İmam (as) evliyânın ve hakiki duâcıların halini anlatırken onların duâlarını yukarıda zikrettiğimiz dört rüknü içerecek şekilde tavsif eder.

a) Duâ edilenin övüldüğü tavsif örneği: Sahîfe-i Seccâdiye’de duâ edilen ve ihtiyaçlarla hacetlerin sunulduğu merci unvanıyla Allah Teâlâ’nın tavsif edildiği ve övüldüğü örnekler oldukça fazladır ve bu duâların hepsi bahsi geçen dört rükün üzeredir. (51/5, s. 259), (7/7, s. 57), (13/1, s. 709), (13/19, s. 72), (54/2, s. 267), (13/20, s. 73), (12/10, s. 68), (13/1-12, s. 71), (13/25, s. 74).

“Allah, günahları bağışlaması kendisine ağır olmayandır -kötü cinayetlere tahammül O’na ağır gelmez- duâ edenler O’nu zahmete düşürmezler.” (46/1-25, s. 210-214), (44/1-6, s. 189), (47/1-32, s. 47-218) ve (49/14, s. 254).

b) Vasıtaların tavsifine örnek: Sahîfe duâları, Peygamber’e (saa) ve ailesine salavatla doludur. Sanki salavatsız duâ, duâ değildir. Peygamber’i (saa) ve Ehl-i Beyti (as) salavat ile tavsif etmek ve övmeye ilaveten, İmam (as) duâ diliyle, Peygamber’in (saa) ve ailesinin sıfatlarını, tarihî olaylarını, Allah Teâlâ katındaki makam ve menzillerini zikretme gibi muhtelif mazmunlarla onları tavsif etmekte ve övmektedir. Böylece duânın ikinci ve temel rüknünü bize öğretmekte, Allah’tan onları duâlarının kabulünde vesile ve şefaatçi kılmasını istemektedir. (48/6, s. 244), (45/56, s. 209), (14. Duâ, s. 74) ve (13/24, s. 74)

c) Kendini tavsif ve tahkir etmeye örnek: Sahîfe-i Seccâdiye’deki duâların büyük bir bölümü duâ edeni tavsif eder. Duâ eden, duâ ederken kendisini fakir, noksan, aciz, cahil, günahkâr… gösterir ve arzda bulunur. Hakikatte duâların bu bölümü bir tür kişisel kendinle mücadele ve kibri kendinden uzaklaştırma eylemidir. Bu da bize öğretilen, anlamsızlık ve kimliksizlik duygusundan kaçmak için bir tür ruhsal rahatlama metodudur. Böyle bir ikrar Allah Teâlâ nezdinde bir tür hayatın anlamını bulmadır.

Duâcının kendi nefsini kırma ve içsel kibrinden uzaklaşma ruhuna sahip olmayan bir duâ, gerçekte duâ değildir. İmam Seccâd (as) hakiki duânın bu esasını bize doğrudan ve dolaylı yollardan öğretmektedir. Duâların birçok bölümünde İmam (as) “Ben şöyleyim…” (47/74 ila 86, s. 229) şeklinde başlayarak kendini anlatma çabasındadır. (21/7, s. 107), (13/21, s. 73), (16/13, s. 81), (1/7, s. 107), 12/14, s. 69).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar