8- Gaybet-i Sugra ve Gaybet-i Kubra Dönemi

04 December 2025 56 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 12

İsraf ve Ölçüsüz Savurganlıkların Artması: Abbasî hâkimlerinin yaşamlarındaki israf ve savurganlıklarının akılları durduracak ölçüde genşilediğini nakletmişlerdir. Üçüncü bölümde bu israf ve savurganlıkların bazılarına değinmemiz hasebiyle sözün uzamaması için burada tekrar etmeyeceğiz.

c) Fikrî Konum

Bu dönemin fikrî durumuyla ilgili yalnızca iki noktanın hatırlatılmasıyla yetineceğiz:

1- Eş’arî Ekolünün Ortaya Çıkışı

Hicret’in İkinci Asrı’nın ilk yarısında İslâm âleminde iki fikir ve ekol ortaya çıktı. Fikrî akımın birisinde akıl değersizdi ve İslâmî mesele ve öğretilerinin anlaşılmasında ayet ve rivayetlerin zahiriyle yetiniliyordu. Öyle ki; ayet ve rivayetlerin zahiri, aklın hükmüyle çelişmesi durumunda bu fikrî akım, aklın derinliğine inmeksizin ayet ve hadislerin zahirine inanıyor ve bağlanıyordu. Örneğin Kur’ân-ı Kerim’de “Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir” ayetinde geçen “Yed/El” kelimesinin anlamına dikkat etmeksizin Allah’ın elinin olduğunu söylüyorlardı. Hâlbuki bu ayet, Allah’ın kudretini açıklamaktadır. Allah, aza ve organları olan bir cisim değildir. Söz konusu bu gruba “Ehl-i Hadis” diyorlardı.

Bu grubun karşısında akla çok değer veren başka bir grup ortaya çıktı. Bu grup Memun’un halifelik zamanında çok fazla güce ulaşarak “Ehl-i Hadis” grubu karşısında başarıya ulaştı. Bu ikinci gruba “Mutezile” veya “İ’tizal Mezhebi” diyorlardı. Bu fikrî akımlar Gaybet asrı öncesiyle alâkalı bölümde açıklandı.

Gaybet-i Sugra öncesi döneminde bu iki ekolün birbirleriyle mücadelesi patlak veriyor; bazen Mutezile ekolü Abbasî halifelerinin bazılarının desteğini arkasına alıp Ehl-i Hadis’i yenilgiye uğratırken bazen de durum değişiyor ve Ehl-i Hadis grubu başka halifelerin desteğini arkasına alarak Mutezile grubunu yenilgiye uğratıyordu. Gaybet-i Sugra Dönemi’nde bu durum Dördüncü Asrın yarısında Ebu’l Hasan Eş’arî’nin ortaya çıkmasına kadar devam etti. Kırk yaşına kadar Mutezile mektebine tabi olan Eş’arî, kırk yaşından sonra Mutezile’den yüz çevirdi ve Ehl-i Hadis akımının temel ilkeleri üzerinde yeni bir ekol kurarak Eş’arî veya Eşaire mektebinin kurucusu unvanıyla tanındı. Bu ekol, Abbasî halifelerinden Muktedir’in yirmi beş yıllık yönetimi döneminde (h. 295 ila 320) itizal ekolüne açtığı savaş sonrası Eş’arîler’e verdiği destekle şekillenmeğe başladı. Bu tarihten sonra Mutezile mektebi gündemden düşerek mağlup olmuş bir ekol durumuna geldi ve Eşaire ekolü rakipsiz olarak baki kaldı.

2- Hadis Kitaplarının Yazılması

Birinci Asır’da İkinci Halife Ömer’in emriyle hadis ve tarih hakkında kitap yazmak yasaklandı ve Birinci Asrın tamamında bu siyaset devam ettirildi. İkinci Asrın başlarında Emevî halifelerinden Ömer b. Abdulaziz bu yasayı kaldırdı ve Medine Valisi Ebubekr b. Hazm’a bir mektup yazarak âlimlerin hadis ve tarihi kaleme almaları konusunda çaba göstermelerini emretti. İkinci Asrın ilk yarısında bu siyaset rağbet görmedi. Abbasîler’in birinci asrında özellikle Me’mun döneminde kitap yazma kültürü yaygınlaşarak birçok kitap kaleme alındı.

Gaybet-i Sugra Dönemi’nde de bu durum devam ederek âlimler tarafından birçok kitap kaleme alındı. Ehlisünnet’in meşhur Kütüb-i Sitte mecmuasından dördü bu dönemde yazıldı.

1. Muhammed b. Yezid İbn Mâce Kazvinî aracılığıyla, Sünen (h. 207-273 veya 275);

2. Ebu Davud Suleyman b. Eş’as Sicistanî aracılığıyla, Sünen (H. 275 ö.);

3. Muhammed b. İsa b. Sevre Tirmizî aracılığyla Sünen-i Tirmizî olarak bilinen el-Câmiu’s-Sahih (h. 209-297);

4. Ahmed b. Şuayb Nesaî’nin kaleme aldığı, Sünen-i Nesaiî(h. 214 veya 215- 303).

Bu kitapların yanı sıra yüzlerce değerli eser kaleme alındı. Bu kitaplardan bazıları şunlardır: “Futuhu’l-Buldan ve Ensabu’l-Eşraf”, Belazurî (h. 289 ö.), “Ahbaru’t-Tival”, Dinaverî (h. 282 ö.), “Tarihu Yakubî”, Ahmed b. Vazih Yakubî (h. 284 ö.), “Tarih-i Taberî” ve “Tefsir-i Taberî”, İbn Cerir Taberî (h. 310 ö.) ve “el-Futuh”, Ahmed b. Asam Kûfî (h. 314 ö.).

2. Gaybetin Tarihî ve Başlangıç Şekli

a) Gaybetin Başlangıcı

Gaybet-i Sugra İmam Hasan Askerî’nin (a.s.)’ın şehadetinden itibaren başlamaktadır ve bu dönemin iki özelliği vardır: Birincisi İmam Mehdi’nin (a.f.) İmameti ve diğeri dört özel Nâib’in vekilliğidir. Bu iki özellik dikkate alındığında gizlilik döneminin Gaybet-i Sugra Dönemi’nin bir parçası olmadığı anlaşılmaktadır.

b) İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Şehadeti

Abbasî halifelerinden Mutemid sürekli İmam Hasan Askerî’nin (a.s) toplumsal konumundan rahatsızdı ve onca sınırlandırmalara rağmen onun toplum içindeki yeri ve mânevî nüfuzunun azalmadığı, bilakis toplumun gönlündeki sevgisinin gün be gün arttığını öğrenince İmam’dan korkusu daha bir arttı ve sonuç itibariyle öldürmeye karar vererek gizemli bir şekilde zehirletti. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) şahadetiyle Şia toplumu onun hidayet nurlarından mahrum kaldı. Bu şekilde şehid etme, geçmişte de vardı ve Emevî ve Abbasî halifeleri bu siyaseti uyguluyor ve İmamlar da onların çirkin planlarının ortaya çıkıp toplum nezdinde gerçek çehrelerinin ortaya konulması için gayret ediyorlardı.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar