8- Gaybet-i Sugra ve Gaybet-i Kubra Dönemi

04 December 2025 56 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 12

“Bismillâhirrahmânirrahîm, Ey Ebul-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî! Allah, dinî kardeşlerinin senin ölümün konusunda görecekleri musibette mükâfatlarını bol kılsın. Altı güne kadar öleceksin, hesabını düzene koy ve vefatından sonra kimseye yerinde oturması için vekâlet konusunda vasiyette bulunma; zira İkinci Gaybet (Büyük Gaybet) gelip çatmıştır, bundan sonra Allah’ın izin verdiği güne kadar zuhur gerçekleşmeyecektir, bu durum kalplerin sertleşmesinden ve katılaşmasından, yeryüzünün zulüm ile dolmasından sonra gerçekleşecektir. Kısa zaman içerisinde bazıları, Şiaları’ma beni gördükleri iddiasında bulunacaklardır. Bil ki her kim Süfyani’nin huruç etmesinden ve gökyüzünden gelecek nidadan önce beni gördüğünü (müşahede) iddia ederse yalancıdır. Güç ve kudret yüce yaratıcıya mahsustur”.

Şeyh Sadûk, Ebu Muhammed Hasan b. Ahmed Müketteb’den naklederek şöyle yazmaktadır:

“Biz Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî’nin vefat ettiği yılda İslâm’ın başkenti Bağdad’daydık ve vefatından birkaç gün önce onu ziyaret ettik. O, İmam Mehdi’nin (a.f.) yazdığı mektubu bizlere gösterdi ve bizler o mektubun üzerinden bir nüsha yazarak aldık ve yanından ayrıldık. İmam’ın vade verdiği altıncı gün geldiğinde Samerrî’nin yanına vardık ve onu ölüm hâlinde gördük. Ona senin vasin ve halefin kimdir diye soruldu. Senden sonra İmam Mehdi’nin (a.f.) Nâibi kimdir? O, şöyle cevap verdi: Yüce Allah’ın bir iradesi vardır ve o irade yerine gelecektir (İlâhî irade Küçük Gaybet’in bittiği ve Büyük Gaybet’in başladığı ve bu dönemde İmam’ın özel Nâibi’nin olmayacağı konusudur). Bu cümleyi ifade ettikten sonra canını teslim etti ve bu onun ağzından çıkan en son cümleydi”.

Bu tarihten itibaren İmam Mehdi’yle (a.f.) özel Nâibler arasındaki irtibat bitmiş ve Gaybet-i Kubra dönemi başlamıştı.

Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî’nin ölümünün Hicrî 329 yılı Şaban ayının on beşinci gününde gerçekleştiği bilinmektedir, ancak Şeyh Sadûk, bu zatın vefatının Hicrî 328 yılı Şaban ayının on beşinci günü gerçekleştiğini zikretmiştir.

İmam Mehdi’nin (a.f.) Yazdığı En Son Mektup İle İlgili Birkaç Nokta

1. İmam Mehdi (a.f.), Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî’nin vefatından altı gün önce ölüm haberinin verildiği mektubundan haberdar edilmiş ve vaat edilen günde de Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî vefat etmiştir. İmam Mehdi’nin (a.f.) bu öngörüsü ve vaat edilen günde öngörünün gerçekleşmesi İmamiyye Şiası nezdinde bu mektubun Hz. Mehdi (a.f.) tarafından yazıldığının kesin delilidir.

2. İmam Mehdi (a.f.) Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî’ye, kendisinden sonra halef seçmemesini emrediyor. Bu cümle açıkça İmam Mehdi’yle (a.f.) özel Nâiblerin doğrudan görüşme irtibatının son bulduğunu ve bu tarihten başlayarak halkın Nâibler vesilesiyle sorularını İmam Mehdi’ye (a.f.) soramayacaklarını ortaya koyuyor.

3. Bu mektupta Küçük Gaybet’in son bulduğu ve Büyük Gaybet’in başladığı beyan ediliyor.

4. İmam Mehdi’nin (a.f.) zuhuru Allah’ın izniyle gerçekleşecektir, ancak hangi tarihte gerçekleşeceği bizler için gizlidir.

5. Bu mektupta İmam Mehdi’nin (a.f.) zuhurunun nişanelerinden “Süfyani’nin kıyamı” ve “gökyüzünden gelecek nida” olmak üzere iki alâmete değinilmiştir.

b) Özel Nâiblerin Atanma Ölçüsü

Önceki konularda belirtildiği gibi Ehlibeyt İmamları (a.s.), kendi vekilleri unvanında pek çok kimseyi seçmişlerdi. Onbirinci İmam Dönemi’nde Vekâlet Teşkilatında itimad edilen onlarca şahıs bu teşkilatta faaliyet göstemesinin yanında Gaybet-i Sugra Dönemi’nde sadece dört kişi nasıl özel Nâib olmuştur? Bu sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: İmam Mehdi’nin (a.f.) özel Nâibleri’nin iman, takva, dirayet ve Allah’a kulluk gibi şartları bulundurmaları yanında aşağıda açıklanacak özel ölçülere de sahiptiler:

1- Sır Saklama Konusunda Zirvede Olmaları:

Hüseyin b. Ruh Nevbahtî, o zamanın zor koşullarında takiyye ve sır saklamanın en tepe noktasındaydı. Öyle ki İslâm mezheplerinin her birisi Hüseyin b. Ruh’u kendilerine nisbet veriyorlardı. Hüseyin b. Ruh takiyeye riayet edip koruması cihetiyle kendi memurlarından birisini yalnızca Muaviye’ye lanet ettiği için görevinden aldı.

Hüseyin b. Ruh, meclislerin birisinde takiyye doğrultusunda Hulefa-yi Raşidi’ni iyilikle anıyordu. Onun bu sözü dostlarından birisinin şaşırmasına sebep oldu ve elinde olmayacak gülümsedi. İbn Ruh, mecliste gülmesinden dolayı bu arkadaşını uyardı. Şayet bu şekilde davranmak takiyye yöntemini tehlikeye atabilirdi.

İmam Mehdi’nin (a.f.) birinci Nâibi Osman b. Said takiyye aracılığıyla kendisini Abbasî halifelerinin teftişinden uzak tutmağa çalışıyordu. O, bu durum üzerine hiçbir şekilde mezhebî ve siyasî tartışmaya aleni bir şekilde girmiyordu.

2- Sabır ve Direnişin Timsali Olmaları:

Düşman, İmam Mehdi’ye (a.f.) ulaşmak doğrultusunda çaba sarfediyordu ve İmam Mehdi’nin (a.s) özel Nâiblerinin gösterecekleri her türlü zayıflık ve gevşeklik, bu hareketin çıkmaza düşmesine sebep olabilirdi. Dolayısıyla İmam Mehdi’nin (a.f.) Nâibleri’nin başkalarından çok daha sabırlı ve dayanıklı olmaları gerekiyordu.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar