8- Gaybet-i Sugra ve Gaybet-i Kubra Dönemi

04 December 2025 56 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 12

İmam Mehdi’nin (a.f.) vasilerin sonuncusu, beşeriyetin kurtarıcısı ve yeryüzünde İslâm dinini dinlerin tamamına galip edecek birisi unvanında zuhur etmesi, kesinlikle dünya insanlarının buna hazır olmasını gerekli kılar. Bu sebeple hedefin gerçekleşmesi için insanlarda bu altyapının oluşması gerekir. Dolayısıyla dünya insanlarının bu özelliğie sahip olmamasını, İmam Mehdi’nin (a.f.) gaybet felsefe ve hikmetlerinden birisi olarak sayabiliriz.

3. Gaybet-i Sugra Dönemi’nin Özellikleri

Önceden açıklandığı gibi baskı dönemi ve İmam Askerî’nin (a.s) vefatından sonra İmam Mehdi (a.f.) için iki gaybet vardır:

1. Gaybet-i Sugra (h. 260-329);

2. Gaybet-i Kubra (h. 329)’dan sonrası.

Gaybet-i Sugra’nın özellikleri şunlardan ibarettir:

a) Gaybet-i Sugra dönemi sınırlıdır, ancak Gaybet-i Kubra Dönemi’ni Allah Teâlâ’dan başkası bilmez;

b) İmam (a.f.) Gaybet-i Sugra Dönemi’nde tamamıyla gizli değildi;

c) Gaybet-i Sugra Dönemi’nde İmam Mehdi (a.f.) vardı;

d) Gaybet-i Sugra Dönemi’nde bazılarının İmam’ı görüp tanıması mümkündü, ancak Gaybet-i Kubra Dönemi’nde onu kimse görmez ve görse bile tanımaz.

Eğer bazı özel insanlar görür ve tanırlarsa İmam’ın (a.f.) izni olmaksızın veya güvenilir fertlerin dışında kimseye söyleyemezler.

4. İmam Askerî’nin (a.s) Şehadetinden Sonraki İhtilaflar

Abbasî halifeleri daha önce zikri geçen özellikler sebebiyle gün geçtikçe kamuoyundaki saygınlık ve sevilmeyi yitiriyorlardı.

Abbasî halifeleri sürekli toplumsal konumlarını kaybederken İmamlar’ın (a.s) sürekli olarak toplumsal konumları güçleniyordu.

İmamlar’ın kabul görülme gidişatının artması, Abbasî halifelerini İmamlar’a karşı daha hırslı olmaya teşvik ediyordu. Halifeler sürekli İmamlar’a zulüm ediyorlardı ve Şialar’ın, Abbasî hükümetinin kontrolü altındaki İmam Hasan Askerî’in (a.s) evine gidemeyecek ve serbest bir irtibat kuramayacakları ölçüde zulümlerini arttırmışlardı.

Halifeler, İmam Hasan Askerî’den (a.s) bir çocuk dünyaya gelirse, onu öldürmeyi hedefliyorlardı. Bu baskıcı ortam İmam Hasan Askerî’yi en had safhada takiyye siyasetine riayet etmeye mecbur etti. İmam Hasan Askerî (a.s) diğer İmamlar’dan daha çok işlerin gizlice yürütülmesine çalıştı ki bunlardan bir tanesi Hz. Mehdi’nin (a.f.) doğumunun gizlenmesiydi.

İmam Mehdi’nin (a.f.) doğumunun gizli oluşu; bazı Şialar’ın, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) şehadetinin başlangıcında Onbirinci ve Onikinci İmam’ın İmameti konusunda tereddüd etmelerine sebep olmuştur. Öyle ki; bazı kitaplarda Onbirinci İmam’ın şahadetinden sonra bu İmam’a tabi olanların 14 veya 15 gruba ayrıldıkları nakledilmiştir. Mes’ûdî gibi tarihçiler, İmam’ın takipçilerinin 20 gruba bölündüklerini ifade etmiştir.

İçinde bulunduğumuz asırda bu fırkaların hiçbirisinin bağlısı yoktur ve kitaplarda bu fırkalardan yalnızca tarihî bir olay olarak söz edilmiştir. Hatta Şeyh Müfid döneminde bile bu fırkaların hiçbirinin zahirî varlığı söz konusu değildir.

5. Dört Nâib’in Atanması

İmam Mehdi (a.f.) Gaybet-i Sugra Dönemi’nde dört kişiyi özel Nâibi unvanında Şialar’a tanıttı. Bu dört Nâib önceki İmamlar’ın ashabından ve Şia’nın takvalı büyük âlimlerindendi. Bu dört Nâib şunlardan ibarettir:

1. Ebu Amr Osman b. Said Amrî;

2. Ebu Cafer Muhammed b. Osman b. Said Amrî;

3. Ebu’l-Kasım Hüseyin b. Ruh Nevbahtî;

4. Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Samerrî.

İmamiyye Şiası İmam Mehdi’nin (a.f.) dört sefirinin hayatları ve çalışmaları hakkında aldığı bilgilerin çoğunu Şeyh Tûsî’nin el-Gaybe isimli eserinden nakletmiştir.

Bu dört zat hakkındaki konuları aşağıdaki başlıklar çerçevesinde işleyeceğiz:

a) Dört özel Nâib;

b) Özel Nâiblerin atanma ölçüleri;

c) Dört özel Nâib’in Şia ile olan iletişimin niteliği;

d) Dört özel Nâib’in görev ve sorumlulukları.

a) Dört Özel Nâib

1- Ebu Amr Osman b. Said Amrî

İmam Mehdi’nin (a.f.) birinci özel Nâibi ve sefiridir. Osman b. Said, Şia’nın nezdinde yüce makama sahipti. Osman b. Said gençlik yaşlarından ismet ve İmamet ocağında hizmet etme iftiharına sahipti. O, İmam Hâdî’nin (a.s) şehadet yılından on yıl öncesi vekâlet makamına sahip ve Vekâlet Teşkilatını gizli bir şekilde yürütmekle yükümlüydü. Daha sonralar ise İmam Mehdi’nin (a.f.) özel Nâib’i oldu.

Şeyh Tûsî diyor ki:

“Osman b. Said Amrî, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) emriyle Yemen Şiaları’nın getirdikleri malları ve şer’î hediyeleri teslim aldı ve orada bulunanların bu girişimle Osman b. Said Amrî’ye daha çok güven duyup itimatları artığında İmam Askerî (a.s) şöyle buyurdu: “Evet! Şahid olunuz ki Osman b. Said Amrî benim vekilim, oğlu Muhammed de oğlum Mehdi’nin (a.f.) vekili olacaktır”.

Başka bir rivayet esasınca İmam Askerî (a.s) itimat edilen Şialar’dan Hüseyin b. Eyyub, Ali b. Bilâl, Ahmed b. Hilâl ve Osman b. Said gibi güvenilir 40 kişiye kendisinden sonraki İmam’ı tanıttı ve onlara bir daha İmam’ı göremeyeceklerini buyurdu. Daha sonra o kırk kişiye Gaybet dönemi süresince vekili olan Osman’a itaat etmelerini emretti.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar