8- Hadis Metni Kritiğinde Akli Yöntemin Kullanımı

04 December 2025 24 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 6

8- Uydurma hadisleri teşhis etme yöntemi üzerine inceleme

9- Çelişen hadisler ve onlardan hangisinin tercih edileceğine dair inceleme

Şimdi bu maddelerin her birini ele alalım:

1- Akılla Çelişmemesi

Hadis metninin akla göre ölçülmesi, doğru hadisi doğru olmayan hadisten ayırmanın en önemli yollarından biridir. Gerek Şii gerekse Sünni olsun araştırmacıların geneli bunu kabul ederler. Dr. Subhi Salih, bu konuda şöyle diyor:

"Uydurma hadislerin bilinmesi için birçok kaide vardır. Onların en meşhurları beş tanedir. Bu kaidelerden yalnızca biri hadisi tasdik eder ve o hadisi uydurma olarak adlandırır.’’ (Age. 282)

O, daha sonra akılla çelişmeyi, hadisin uydurma oluşunun kanıtlarından biri olarak sayar ve şunu söyler:

"Üçüncü kaide, hadisin anlamının akla, duyulara, gözlemlere aykırı olması ve tevilinin mümkün olmamasıdır.’’ (Age.284)

O, daha sonra örnek olarak aşağıdaki rivayeti naklediyor:

"Abdurrahman bin Zey’de denildi ki sen babandan ve dedenden Peygamber’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmişsin: Nuh’un gemisi Allah’ın evini tavaf etti. Daha sonra makamın arkasında iki rekat namaz kıldı. Abdurrahman şöyle cevap verdi: Evet ben böyle naklettim. Şu hadis et-Tehzib kitabında Şafii’den naklen yer almıştır: Adamın biri Malik’in yanında munkati bir hadis okudu. Malik o adama dedi ki: Abdurrahman bin Zeyd’in yanına git; çünkü o babası aracılığıyla doğrudan Nuh’tan naklediyor." (Age. 284)

Bu tür rivayetleri akli açıdan imkansız saymak gerekir. Aynı şekilde Allah’ı maddi bir varlığa benzeten rivayetler, sadece Kuran’ın öğretilerine aykırı değil akli açıdan da imkansızdır. Mesela bazı rivayetlerde Peygamber’in (s.a.a) şöyle buyurduğu geçmektedir:

“Rabbimi kızıl tüylü bir deve üstünde gördüm.”

Böylesi bir rivayet, Kur’an’la çeliştiği gibi kesin akli doğrularla da uyumsuzdur.

2- Kesin Bilimsel Gerçeklere Aykırı Olmaması

Hadis kritiğinin ölçütlerinden biri de hadisin deneysel bilimlerin kesin verilerine sunulmasıdır. Deneysel bilimlerin verileri kesinlik kazandığı zaman, ilahi tekvin ve yaratılış defterinin bir bölümünü bize anlatır. Dolayısıyla Masumların (s.a.a) sünneti ve teşriii öğretileri kesin bilimsel verilerle çelişemez. Mesele bir rivayette şöyle geçmektedir:

"Diş fırçalamak insanın fesahatini arttırır.’’ (Meclisi, 48 H. 135/76)

Diş fırçalamakla fesahat arasında hiçbir bilimsel ilginin olmadığı son derece kesin ve açıktır. Dolayısıyla böylesi bir söz hadis olarak telakki edilemez.

3- Arap Dilinin Kaide ve Kurallarına Aykırı Olmaması

Hadis lafızlarında Arapça dil kurallarına aykırılık görülürse veya anlamında bir kabalık söz konusu olursa o, bir hadis olarak kabul edilemez. Çünkü Arapların en fasihi olan Peygamberden (s.a.a) ve fesahatin kaynağı olan İmamlardan (s.a.a) doğru olmayan bir cümle veya kaba bir söz sadır olamaz. (Şaneçi, 124) Dolayısıyla ravi, hadisi Peygamberin (s.a.a) lafızlarıyla naklettiğini söylüyorsa ve lafızlarda yanlışlıklar varsa bu durumda bu hadisin Masumlara (s.a.a) ait olduğundan emin olunamaz.

Şunu hatırlatmak gerekir ki hadislerde "anlam nakline’’ verilen cevaz dikkate alındığında eğer ravi hadisi Masumlardan (s.a.a) birebir lafızlarıyla naklettiğini belirtmiyorsa bu durumda lafız yanlışlığı, hadisin uydurma oluşunun gerekçesi sayılamaz. Çünkü lafız yanlışlığı ravinin kendisinden kaynaklanıyor da olabilir.

Bazen de hadis metninde Masumların (s.a.a) döneminde dilde mevcut olmayan lafızlar kullanılabilir. Bu durumda dilbilgisi kuralları gereğince bunu hadis olarak kabul edemeyiz.

4- Tarihsel Gerçeklerle Çelişmemesi

"Tarihsel kritik yöntemi’’ olarak adlandırılan bu kritere göre tarihsel bir olay veya durumla ilgili bir rivayetle karşılaşıldığında şu sorunun cevabı aranmalıdır: Acaba gerçekten Masumların (s.a.a) döneminde böylesi bir olay yaşandı mı? Bir başka ifadeyle, hadisin içeriğinin tarihsel gerçeklerle ya da Masumların ispat edilmiş siretiyle uyumlu olması, hadisin sıhhat kriterlerinden biridir. Tarihsel gerçeklerin bir kısmı, rivayet şahıslarının doğum ve ölüm kronolojileridir. Eğer bu şahıslar rivayet senedinde ravi olarak söz konusu edilmişse onlardan hadis senedini değerlendirme kriteri olarak bahsedilebilir. Ama metinle ilgili olanlar, metinde karşılıklı konuşan kişilerin kronolojileridir. Tıpkı İmam Seccad’ın (a.s)İsmail adlı bir kişiyle konuşmasını anlatan rivayet gibi. Bazıları bu şahsın ölüm tarihinden dolayı (Yaklaşık olarak Hicri 215) onun İmam Seccad’la (Doğumu H. 95) görüşmesini –uzun ömürlü olduğu varsayımına rağmen- imkansız görmüş ve rivayeti uydurma saymışlardır. (Şuşteri, 1/246)

Bazı rivayetler de Peygamber-i Ekrem (s.a.a) döneminde mevcut olmayan şahısların taraftarlığı sebebiyle uydurulmuştur. Örneğin Peygamberin (s.a.a) dilinden, Muhammed bin İdris Şafii’yi kötüleyen ve Ebu Hanife’ye taraftarlık yapan rivayetler uydurulmuştur. (Ümmetimden Muhammed bin İdris denen bir adam çıkar. O, ümmetime iblisten daha zararlıdır. Ümmetimden Ebu Hanife denen bir adam çıkar o da ümmetimi aydınlatan lambadır’’ (Subhi Salih, 285)

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar