Elbette eğer gelecekten haber veren rivayetler mezhebi taassuplardan uzaksa ve farklı kaynaklardan gelmişse kabul edilebilir olacaktır.
Bazı rivayetler de vardır ki onlarda o dönemde asla tanınıp bilinmeyen birtakım şeyler geçmektedir. Örneğin hamamla ilgili olan rivayetler bu türdendir. Çünkü o dönemde böylesi bir şey Araplar arasında bilinmemektedir. Dolayısıyla bu tür rivayetler, tarihsel açıdan gerçekliğe sahip olmadıkları için kabul edilemezler. Mesela, İmam Ali’den (a.s)şöyle rivayet edilmiştir: "Be’s el-beyt el-hamam tekşef fihil avrat ve terfe fihi’l esvat, vela takra fihi ay emin kitabullah’’ (Hac Hasan, 2/38)
Bazen de hadisin sahte oluşunun belirtilerinden biri, daha sonraki dönemlerde fıkıh ve kelam konularında veya toplumsal alanlarda kullanılan kelimeleri içermesidir. Mesela eğer Peygamber’den (s.a.a) nakledilen bir hadiste, Mürciye, Kaderiye, Rafızilik ve Haricilik gibi çeşitli kelami mezheplerden söz ediliyorsa, bunu hadis olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü bu terimler, Peygamber’in (s.a.a) zamanında mevcut değildi. Bu tür hadislerin mezhebi taassuplar sebebiyle uydurulduğu açıktır.
5- Hadis Metinlerinin Birbiriyle Çelişmemesi
Bazı hadislerin metninde diğer hadislerin metniyle çelişen ifadeler yer alabiliyor. Bu durumda onlardan birinin kabul edilmesi, diğerinin reddedilmesini gerektirir. Mesela "Hadra adası / Yeşil ada" ile ilgili gelen ve bu adanın Hz. Mehdi’nin evlatlarının veya dostlarının yaşadığı yer olarak bildiren hadis, (Meclisi, 21 H, 159/52) Hz. Mehdi’nin gaybet döneminde eşinin ve çocuklarının olmadığına dair rivayetle (Şuşteri, 1/48) çelişmektedir. Bu hadislerin her ikisini birden kabul etmek mümkün değildir.
6- İnanç İlkeleriyle Çelişmemesi
Bir hadisin kabul edilmesinin kriterlerinden biri, onun dini inanç ilkelerine uygun olmasıdır; aksi halde onun kabulü mümkün olmayacaktır. Seyyid Murtaza, bu konuda ve hadis kritiğinin zarureti konusunda şöyle demektedir:
"Şia hadis kitaplarında ve diğer İslami mezheplerin hadis kitaplarında nakledilen bazı hadisler, çeşitli yanlışlar içermektedir ve içerdikleri imkansız hususlar ve onların fasit olduğuna dair sahip olduğumuz kesin deliller onların batıl olduğunu kesin kılmaktadır. Cebir, Allah’ın görülmesi, Allah için kadim sıfatların varlığına dair sözler, vs. bizi, bu hadisleri kritik etmek zorunda bırakıyor.’’ (Şaneçi, 93)
7- Hadis Uydurma Amacının Olması
Doğru hadisleri doğru olmayan hadislerden ayırmanın kriterlerinden biri, hadis uydurma konusunda bir amacın bulunup bulunmadığının incelenmesine dikkat edilmesidir. Bir başka deyişle hadis uydurma sebebinin ve amacının incelenmesi, hadis metinlerinin incelenmesi konusunda bir okuma biçimi kazandırabilir ki hadis metnini inceleyerek bu okumanın müdahil olup olmadığına dikkat edilebilir. Hadis uydurmanın bazı amaçları, şunlardır: (Şaneçi, 95-96)
a) Hilafet meselesi ve Peygamber’den (s.a.a) sonra yerine kimin geçeceği.
b) Muaviye’nin halife olması ve Ümeyye Oğullarının faziletlerine dair uydurma hadislerin yaygınlaşması.
c) Hariciler, kendi inançlarının temellerini güçlendirmek için hadis uydurdular. Bazıları da onlara karşı hadis uydurdu.
d) Mezhebi taassuplar ve çeşitli fırkaların inanç ve görüşleri.
e) Sevap kazanmak amacıyla hadis uydurmak.
f) Birbirleriyle rekabetten dolayı Ehl-i Sünnetin dört mezhep imamının faziletleriyle ilgili hadis uydurulması.
g) Abbasiler tarafından yönetimin desteklenmesi için hadis uydurulması.
h) Kabileleriyle ve beldeleriyle övünmelerin hadis uydurmaya kadar vardırılması.
I) İnsanların dini amellere teşvik edilmesi için hadis uydurulması.
i) Sultanların dikkatinin çekilmesi için hadis uydurulması.
j) Fıkhi mezhepler arsındaki ihtilaflar ve şahsi görüşlerin teyidi.
k) İsrailiyatın girişi ve Yahudi kavmine ait kıssaların nakledilmesi.
l) Siyasi veya kavmi taraftarlıklar.
Bir hadis incelenirken yukarıdaki etkenlerden her biri bir karine olarak göz önünde tutulabilir. Hadis uydurma karinelerinden birinin zemininin olduğu hissedilirse aklen o hadis bir kenara bırakılabilir.
8- Uydurma Hadisleri Belirleme Yöntem ve Kurallarından Yararlanma
Hadis metni kritiğinde yararlanmak üzere uydurma hadisleri belirlemede kullanılan bazı kurallar şunlardır:
a) Bir hadiste küçük ve önemsiz bir mesele aşırı bir şekilde abartılmışsa o hadis uydurma hadislerden sayılır. Mesela bazı müstehapların yapılması ya da bazı duaların okunması konusunda abartıya kaçılmıştır. Bunlar daha çok menkıbeciler ya da cahil yazarlar tarafından uydurulup nakledilmiştir. (Şaneçi, 124)
b) Bir hadis eğer Şari’nin (Kanun koyucu) maksadına ve hedefine aykırı ise onu hadis olarak kabul etmek mümkün değildir. Mesela şöyle deniyorsa: "İkinci asırdan sonraki en iyi Müslüman, karısı ve çocuğu olmayandır.’’ Bu ifade yaratılış prensibiyle çelişmektedir ve Şari’nin maksadına aykırıdır bu yüzden de kabul edilmesi mümkün değildir. (Şaneçi, 125)