Kuran, özel bir zarafetle ev ortamındaki örtünün ve ilişkilerin sınırını da biçimlendiriyor ve en küçük meselelere bile teveccüh gösteriyor. Nur suresinin 58 ve 59. ayetlerinde şöyle buyruluyor:
“Ey iman edenler! Ellerinizin altındakiler (köle ve cariyeleriniz) ve sizden henüz ergenliğe ermemiş olanlar (yanınıza girmek için) üç vakitte sizden izin istesinler: Sabah namazından önce, öğle vakti elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin için üç mahremiyet vaktidir. Bunların dışında (izinsiz yanınıza girmelerinde) sizin için de onlar için de bir sakınca yoktur. Onlar etrafınızda dolaşırlar; birbirinizin yanına girip çıkarsınız. İşte Allah size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hekimdir. Sizden olan çocuklar ergenliğe erdiklerinde artık kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hekimdir.”
Ev ortamında hicaba ve iffete riayet etmek çok önem taşır. Çünkü çocukların karakterlerinin alacağı şeklin temeli, kurallarla aşina olmak ve örtünün türüne ve sınırlarına alışmak çocukluk yıllarında oturur. Anne ve babanın rolü ve çocukların önünde birbirlerine davranış şekilleri bellidir.
Bu konunun sonunda üç noktaya işaret etmeliyiz:
a) Kadının toplumdaki özgürlüğüyle hicabın ilişkisi
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Kim şehvetleri terk ederse özgür olacaktır.” Özgürlüğün düşünceyi ifade, siyasi faaliyet ve diğer dalları vardır. Hicap hangi özgürlüğü kadının elinden alıyor? Kadının toplumda bulunmasının yasaklanmadığını, aksine bunun arzu edilen bir şey olduğunu söyledik. Kadın ve erkeğin, iki insan olarak bir arada bulunmasının da haram olmadığını, haram olanın kadın ve erkek cinsiyetlerinin birbirine karışması olduğunu da söyledik. Kadının toplumsal ve siyasi faaliyette bulunması önünde bir engel yoktur. Öyleyse hicap, kadının hangi özgürlüğünü elinden alıyor? Kastedilen özgürlük, cinsel sefahat ve içgüdülerde sınır tanımamak ise elbette hicap bu özgürlüğü sınırlandırıyor. Zaten hicabın amacı da budur.
b) Giysi ve toplumda modanın etkisi
Giysi sadece toplum kültürünün etkisi altında değildir, tek tek kişilerin şahsiyetlerini de tanıtmaktadır. Elbette kişilerin şahsiyeti ve toplumun genel kültürü arasında da kuvvetli bir irtibat vardır. Manevi ve insani yüce değerlerin itibarsızlaştığı ve insanın iç âleminin dış görünüşünden kazandığı haysiyet ve anlamdan ibaret olduğu bir toplumda, muhakkak insanın bütün şahsiyeti, diğerlerinin kendisi hakkındaki görüşlerine ve teveccühlerine göre şekil alır. Böyle bir toplumdaki kişilerin, üzerlerine giydikleri giysiler gibi her vesileyle kendilerine şahsiyet kazandırmaya çalışacakları ortadadır.
Moda ve giysilerde görülen sürekli değişim, kişilerin ruhları ve zamirleri üzerinde böyle bir etki bırakmaktadır. Kişi kendisini mantıklı ve makul yollardan mümtaz ve müşahhas kılamadığında giysilerindeki değişikliklerle ve makyaj şekilleriyle diğerlerinin dikkatini çekebileceği her türlü yola başvurur.
c) Şöhret giysisinin haram oluşu
İslam, kadınların ve erkeklerin aynı ağırlığa ve toplumsal meşruiyete sahip olmasını istiyor. Giysileri sıradan ve her türlü dikkati çekmekten uzak olmalıdır. Kişinin toplumda ayrıcalığına sebep olacak giysi giymesi bile yasaklanmıştır. Eğer bir giysi bir kimsenin şöhretine sebep olursa onu haram ilan ederek, bunu kişinin aşağılığının ve alçaklığının alameti olarak görmüştür. Bununla ilgili İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Kişinin şahsiyetsizliği(ni göstermek) için onu meşhur edecek bir giysi giymesi veya bir bineğe binmesi yeterlidir.” (Hürr Âmulî, 1363, c. 3, s. 152)
Hicabın Eğitimsel Etkileri
Hicabın kadın üzerinde bıraktığı etki, önce onun ruhunda görülür. Zira kişi özgürce kendisine bir örtü seçtiğinde, ona saygı gösterdiğinde ve mukaddes kabul ettiğinde, kesinlikle kendisini huzurlu ve başı dik hisseder. Bu, Müslüman kadında insanî değerlerin korunmasıdır. Ancak kadın, ziynetini ve bedenini namahremlerin gözü önüne serip göstererek, kendisini bir sanat tablosuna çevirip aşağılık ve alçaklık duvarına asarsa etrafında sinekler uçuşmaya başlar ki neticesi onun insanî şahsiyetinin çiğnenmesinden başka bir şey değildir.
Hanımlar sınırları koruyarak, başkalarının haklarını gözeterek ve hemcinslerinin ruhunu ve bedenini tahrip etmeyerek içinde var oldukları bir toplumda gençler için emin ve huzurlu bir ortam oluştururlar. Ruhsal sağlığa ve mutluluğa doğru ilerlerler. İslam’ın hedefi de kadın ve erkek Müslümanların sakin bir ruha, düzgün bir morale ve temiz göz ve kulağa sahip olmalarıdır. Şimdi hicaba doğru şekilde riayet edilmesinin neticelerini kişisel, ailevî ve toplumsal olmak üzere üç boyutta inceleyeceğiz:
a) Hicabın kişisel etkileri
1) Manevî başarılar: