9- İslam'da Hicabın, Felsefesinin ve Eğitimsel Etkilerinin İncelenmesi

04 December 2025 50 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 11

Şüphesiz bütün toplumların saadeti, o toplumdaki ailelerin saadetine bağlıdır. Aile, toplumun en küçük ve aynı zamanda en hayatî ve değerli çekirdeği ve unsurudur. Aile, gelecek neslin eğitim merkezi ve toplumdaki bireyler için ruhsal ve duygusal bir sığınaktır. Eğer aileler, bireylerini korumak için yeterli cazibeye sahip olmazlarsa, toplum dağılmaya yüz tutar. Aile unsurunun sarsıntıda olduğu bir toplum, içi boş tuğlalarla örülen bir bina gibidir, en ufak bir fırtınada toplum binası çökebilir. Bununla beraber toplumu korumak için ailenin korunması ve kuvvetlendirilmesi yönünde çalışılmalıdır. Batı’nın huzursuzluğunun sırrı da büyük ölçüde bu yapıcı unsura dikkat edilmemesindendir. Kadın ve erkeğin meşru evlilik sınırları içinde cinsel duygularının birbirlerine mahsus kılınması, ailenin korunması, sebatı ve dayanıklılığı üzerinde en önemli etkendir.

Kadınların kendi hicaplarıyla hem kendi ailelerini sağlamlaştırmada, hem de diğer ailelerin sebatını artırmada rollerinin olduğu açık ve net bir konudur. Kadının kendi ailesini sağlamlaştırmasında hicabın rolü, kocasının kendi paklığına güven ve itimadını çekmesi açısındandır. Kesinlikle böyle bir güven ve itimat, ailenin korunmasında müessirdir. Diğer ailelerin sebatındaki rolü ise aile ve evlilik sınırları dışındaki ilişkilerden mahrum kalan erkeklerin doğal olarak kendi eşlerine daha fazla teveccüh etmesi ve neticede ailelerin daha da sağlamlaşması açısındandır.

“Elbette hicabın aileyi sağlamlaştırmak için gerekli bir şart olduğu noktasına dikkat etmeliyiz, yeterli değil. Bununla beraber aile kurumunun sarsılmamasını isteyenler, diğer şartlara da teveccüh göstermelidirler. Yine de şöyle söylenebilir: Hicap, ailevî ilişkilerin sağlamlaştırılmasında en müessir etken iken hicapsızlık da aileyi sarsan etkenlerden en yıkıcı olanıdır.” (Sazman-ı Tebligat-ı İslamî, 1365, s. 56-57)

4- Neslin selameti:

Allah Teala, insan vücuduna, onlar vesilesiyle maddi ve manevi hayatına tekamül kazandırsın diye çeşitli istekler ve ihtiyaçlar yerleştirmiştir. Cinsel istek, aile kurumu şekillensin, neslin bekası, selameti ve de beşer toplumunun hayatının devamı garantilensin diye yüce Allah’ın insan vücuduna yerleştirdiği istek ve içgüdülerden biridir. Dinî öğretiler de bunu gerçekleştirmenin makul ve meşru yollarını belirlemiştir. Eğer cinsel istek, sahih çizgide olursa neslin selametinin korunmasının yanında insan da bedensel, ruhsal kemal yolunda olur ve nihayetinde de huzura kavuşur. Eğer yanlış, sapık ve aşırı çizgiye düşerse de insanın mahvına sebep olur ve beşer neslinin selametine, telafisi olmayan ağır bir darbe vurur. (Hüsrevî, 1370, s. 182)

Bazıları, Bertrand Russell gibi, özgür ilişkilerin önlenmesinin sebebinin sadece erkeğin nesliyle ilgili kafasının rahat olması için olduğunu zannetmişlerdir. Oysa konu sadece neslin paklığı değil, daha önemli bir konudur: Eşler arasında en temiz duyguların icadı ve aile yapısında kâmil ittihat ve birliğin oluşturulmasıdır. İnsanın beş duyu organıyla gerçekleşen cinsel tahriklerin, üreme sistemi üzerinde etkili bir rolü vardır.

Bilim adamları, göz ile meydana gelen tahriklerin hipofiz bezi –beynin altında küçük bir bez- üzerinde etki bıraktığına inanıyorlar. Bu bez, altı hormon üretiyor ve üç tanesinin üreme sistemi üzerinde etkisi var. Örtünmeyen kadınlara bakmanın böyle bir etkisi var ve nihayetinde evlatlar üzerinde olumsuz etkiye ve kalıtsal bozukluklara sebep oluyor.

Anlatılanlara teveccüh edilirse, kendini gösteren kadınlar ve kızlar, kendilerinde bu kalıtsal bozukluklar olmadığı halde, toplumdaki nesillerin selameti üzerinde affedilemeyecek, reva görülemeyecek bir tesir bırakacaklardır. Hicabın felsefesi, böyle etkileri önlemektir.

c) Hicabın toplumsal etkileri

1- Toplum ahlakının sebat ve selameti:

İslam, toplumda ahlak selametini korumak için kadın ve erkeğin ciddi ve metin olmasını önermiştir. Allah, konuşma hususunda, hatta yürüme hususunda kadınları uyarmıştır. Erkeklerin ilgisini çekmeyecek şekilde yürümelerini buyurmuştur (Nur/31). Toplumun selameti, İslam’ın yüce hedeflerindendir. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” İslam’ın büyük rehberinin hekîm beyanına dikkat, toplumun güzel ahlakını tamamlamak için bütün alanlardan faydalanılması gerektiği noktasını aydınlatmaktadır. Buna ortam hazırlayan en önemli etkenlerden biri, kesinlikle hicaptır.

Toplumun iffetinin yara almaması için herkes çaba göstermelidir ve herkes kendi payına toplumdaki iffeti korumakla vazifelidir. Bu sebeple toplumun iffetini korumanın, toplumdaki her ferdin toplumsal vazifesi olduğunu söylüyorlar. Elbette bu boyutta, kadınların payı daha ağırdır.

Şöyle denilebilir: Hicapsızlık ve sınırsızlık birbirinden farklı iki durumdur. Kadının örtüsüz olması, sınırsız olmasını gerektirmez. Aynı şekilde sınırsız olan bir kadın, muhakkak örtüsüzdür de denemez.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar