ALLAME TABÂTABÂÎ AÇISINDAN İLAHÎ FAİLLİĞİN DUAYA İCABET ARMAĞANINA İNANÇ VE BUNUN DOĞAYA EGEMEN YASALARLA ÇELİŞMEMESİ

04 December 2025 40 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

Bu soruna cevap verirken Allame Tabâtabâî'nin (rh) inancı şudur ki, doğal bir sonucun doğal bir sebebi bulunmaması makul değildir. Buna göre, eğer mucize yoluyla kuru bir ağaç yeşerir ve meyve verirse doğal bir varlık olması nedeniyle bunun doğal bir sebebi bulunmalıdır. Biz o sebebi ister bilelim ister bilmeyelim. Allame, Talak suresi 3. ayetten (Kim Allah'tan sakınırsa [Allah] onun için bir çıkış yolu vareder ve hiç hesaba katmadığı bir yerden ona rızık verir. Kim de Allah'a güvenirse o ona yeter. Allah emrini yerine getirecek olandır. Gerçek şu ki Allah her şey için bir ölçü takdir etmiştir.) istifadeyle şöyle der: Olağanüstü durumlar, ister sihir ve kehanet gibi şerli taraftan olsun, ister duaya icabet ve benzerleri gibi hayırlı taraftan olsun, isterse de mucize olsun normal doğal sebeplere dayanmazlar. Bilakis normal olmayan doğal sebeplere dayanırlar. Yani insanların geneli için hissedilemez olan sebepler. Normal olmayan doğal sebepler de hakiki ve bâtıni sebeplere yakındır ve nihayetinde Allah'ın izin ve iradesine dayalıdırlar. Bir tarafta sihir ve kehanet, diğer tarafta evliyanın dua ve kerameti ve peygamberlerin mucizesi arasındaki fark, birincilerde sebeplerin mağlup olması, ama ikinci kısımda olmamasıdır. (Bkz: Tabâtabâî, 1417 Kameri, c. 1, s. 76-83). Sonuç olarak, maddi durumun yakın sebebi maddidir, velev ki uzak sebebi maddi olmasın. Çünkü maddi varlığın maddi sebep olmaksızın ortaya çıkması mümkün değildir. Bu yüzden doğal belaların ortaya çıkışı veya bu türden belaları defetme ve gidermede manevi sebeplerin nedenselliği de doğal sebepler ve etkenlerin istihdamıyla olur. (Turhan, 1399, s. 57).

Sonuç

İnsanın en derin ihtiyaçlarından biri, Allah'la irtibat ihtiyacıdır. Allah, dua etmeyi bizzat kendisi insanlara öğretmiş ve onları duaya davet etmiştir. Bir taraftan da duaya icabet vaadini üstüne almıştır. Burada Müslüman ve Batılı düşünürlerin karşılaştığı temel güçlük, tabiat ve nedensellik kanunlarına göre duaya icabet sürecinin nasıl analiz edileceğidir. Bu makalede sözkonusu mesele çeşitli açılardan ve farklı görüşlerin yaklaşımlarıyla çözümlenip analiz edilmiştir. Allame Tabâtabâî açısından bu araştırmanın sonucu şudur: Birincisi, varlık evreninde hakiki müessir Allah Teala'dır ve bütün varlıklar onda nihayet bulur. İkincisi, ilahî sünnet ve ilkelerden biri, dünyanın idaresinde akış ve dayanağın nedensellik düzeni olduğudur. Ama işlerin sadece sebepler mecrasında yürümesinin Allah Teala'nın mutlak ve sonsuz kudretini kayıt altına almak anlamına gelmediğine dikkat etmek gerekir. Çünkü o, genel ve mutlak olarak kâdirdir; bütün sebepler ve sonuçlar, nedenler ve müsebbipler Allah Teala'nın elindedir. Bu güzergahta duanın tabiat yatağında etkisini göstermesi tüm sebep-sonuç yasalarıyla tanımlanabilir. Dolayısıyla duadan kaynaklanan bir hadisenin gerçekleşmesi her ne kadar insanın ruhsal gücünden kaynaklanan enerji gibi bilinmeyen doğal sebeplerle analiz ve izah edilebilirse de dua edenin arzusunun gerçekleşme sürecinde doğa ötesi etkenler çok daha açıklayıcıdır. Elbette ki doğal fenomenlerin ortaya çıkışı veya yok oluşunda madde ötesi ve manevi sebeplerin nedensellik süreci, doğal sebepler ve etkenlerin istihdam edilmesiyle gerçekleşmektedir.

KAYNAKLAR

Abbaszade, Abbas ve Ercümendmeneş, Semane (1396), İlm-i Pişin-i İlahî ve İhtiyar-i Ademî ez Didgah-i Molla Sadra, Faslname-i Felsefe ve Kelam- İslamî, Ayine-i Ma'rifet, Dönem 11, Sayı 1 (Ardışık 21), Sayfa 97-116.

Âştiyanî, Seyyid Celaleddin (1372), Şerh-i Mukaddeme-i Kayserî, Kum: İntişarat-i Defter-i Tebligat-i İslamî.

Berzeger Tebrizî, Faize ve Dibacî, Seyyid Muhammedali /1400), Mulahazat-i İntikadî ber Didgah-i Polkinghorne; Nâbesendegi-yi Kavaid-i Fizik-i Nâmuteayyinhâ bera-yi Tebyin-i Âmiliyyet-i İlahî, Endişe-i Felsefî. Dönem 1, Sayı 3, Cilt 1 Sayı 3, Sayfa 213-227.

Buzerî Nejad, Yahya (1390), Tebyin-i Felsefi-yi Mu'cize ve Keramet ez Didgah-i Sühreverdî, Ayine-i Ma'rifet. Dönem 11, Sayı 4-Ardışık Sayı 4.

Cerrahî, Ümmühani ve Keşfî, Abdurresul (1395), Te'sir-i Dua ber Cihan-i Kanunmend ez Didgah-i Üstad Mutahharî ve Eleonore Stump, Pejuheşnâme-i Felsefe-i Din (Name- Hikmet). Dördüncü yıl, Sayı 1 (Ardışık 27).

Cevadî Âmulî (1372), Şerh-i Hikmet-i Mütealiyye, İntişarat-i ez-Zehra.

___________ (1386), Edeb-i Fena-yi Mukarreban, muhakkik: Muhammed Safayî, Dördüncü Baskı, Kum: Merkez-i Neşr-i İsra.

___________ (1400), Tesnim, Birinci Baskı, Kum: Merkez-i Neşr-i İsra.

Erdebilî, Seyyid Abdulgani (1392), Takrirat-i Felsefe-i İmam Humeynî, Tehran: Müessese-i Tanzim ve Neşr- Asar-i İmam Humeynî (rh).

Îcî, Adudiddin (1325), Şerh-i Mevakıf, Şerh-i Seyyid Şerif Ali b. Muhammed Cürcanî, basım yeri belli değil, Matbaatu's-Saadet.

Meymene, Haydar Ali (1387), Mu'cize der Nigah-i Mütekelliman-i Muselman ve Yehud, Faslname-i Felsefe ve Kelam-i İslamî, Ayine-i Ma'rifet, Dönem 8, Sayı 2-Ardışık Sayı 2.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar