Allâme Tabâtabâî’nin Burhân-ı Sıddîkîn’inin Sistematikliği

04 December 2025 42 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 10

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Allâme’nin argümanı hiçbir nazariyeye dayanmamaktadır. Yine aynı şekilde eğer iddia bedihî olur ya da evvelî bedîhî önermelere dayanırsa bunun olumsuzlanmasının paradoksu gerektireceğini de eklemiştik. Paradoksun olumsuzlanması ise aklın bedîhî çıkarımlarımdandır. Dolayısıyla eğer bir kimse Allâme’nin argümanının belli bir nazariyeye dayanmadığını iddia ediyorsa, bu öncüllerden hangisinin özel bir nazariyeye dayandığını ispatlamak zorundadır. Eğer o bu iddiayı olumsuzlarsa, Allâme’nin burhanının –tamamiyeti halinde– bedîhiyât-ı evveliyeye (temel/ilk aksiyomlar) dayanan ilk aklî mesele olmadığını kanıtlamış demektir. Ancak müşahede edildiği üzere onun argümanı ilk açılımda/takrirde ikinci öncülden beşinci öncüle kadar, ikinci açılımda birinci öncülden sekizinci öncüle kadar, sonuncu açılımda ise birinci öncülden dördüncü öncüle kadar hiçbir nazariyeye dayanmamıştır.

Allâme’nin Argümanında “Sıdk” ve “Nefsü’l-emr” Nazariyeleri

Bize göre Allâme’nin burhanı ve açılımını yaptığımız diğer burhanlar hiçbir bâbda “sıdk” ve “nefsü’l-emr” gibi muteber nazariyelere dayandırılmamış, bu bağlamda itibarları için (bu burhanlara itibar katacak) hiçbir nazariyeye ihtiyaç duyulmamıştır. Burada mezkûr burhanın “sıdk” bâbında bir nazariyeye bağlı olduğu sanılabilir. Öncelikle sıdkın alternatif ve ikinci teoriler değil, mutabakat anlamına geldiğini kabul etmemiz gerekir. Dolayısıyla bu burhanın mutabakattan hangi nazariyeyle uyuştuğunu ortaya çıkarmak için mutabakatın muhtelif nazariyelerini gözden geçirmemiz gerekir. Burada bazı tenkitçilerin karşılaştığı problem, olumsuz (salibe) önermelerin, özellikle “Simurg gerçekten de mevcut değildir” kabilindeki heliyye-i basîtelerin doğruluklarıdır. O öncelikle bir önermenin doğruluğunun “diğer alternatif nazariyeler” değil, “mutabakat” anlamına geldiğini kabul etmektedir. Çünkü ona göre “mutabakat” nazariyeleri bazı durumlarda tamamen merkezcil ve makul görünmektedir. Ancak diğer durumlarda –örneğin olumsuz (selbî) önermeler (özellikle olumsuz heliyye-i basitelerde ya da mevzularında veya mahmullerinde “adem (yokluk)” kavramının geçtiği önermelerde)– durum o kadar da net değildir. Devamında muhterem eleştirmen İslâm felsefesi geleneğindeki “nefsü’l-emr” nazariyesine işaret etmiş ve onu bağımlı ve bağımsız –olmak üzere– iki nazariyeye ayırmıştır. Bağımsız görüşü şehit Sadr’a nispet etmiş ve bu görüşe (bağımsız görüş) göre Allâme’nin burhanının eksik olduğunu iddia etmiştir. Sonrasında nefsü’l-emrin bağımlı nazariyesine yönelerek Allâme’yi bu nazariyenin en önemli taraftarlarından biri olarak tanıtmıştır. Aynı zamanda Allâme’nin varlık âleminde her nefsü’l-emrî önermeye (örneğin, “İlletin yokluğu, malûlün yokluğunun illetidir” önermesi gibi) karşılık gelen/uygun düşen başka bir doğru önermenin (örneğin, “İlletin varlığı, malûlün varlığının illetidir” gibi) olduğuna inandığını iddia etmiştir. Birinci önermenin mutabık olduğu şey, ikinci önermenin mutabık olduğu şeye göre [veya şey esasınca] var olmaktadır. Eleştirmene göre Allâme Tabâtabâî’nin argümanı nefsü’l-emrin bağımlı nazariyesine göre tamdır ve burada söz konusu nazariyenin olumsuz heliyye-i basîtelerin doğrulanmasına uygun bir açıklama teşkil etmediği [gerçeği] dışında eleştirilecek bir husus bulunmamaktadır. O bu minvalde şunları söylemiştir:

Bu bakış açısı da birtakım problemlerle karşı karşıyadır. Zira Allâme’nin “İlletin yokluğu, malûlün yokluğunun illetidir” gibi önermeler hakkındaki görüşünü/nazariyesini kabul etsek dahi, bu kabul diğer önermeler için işlevsiz olacaktır. Örneğin “Simurg mevcut değildir” önermesini dikkate alınız! Bu önermenin mutabık olduğu şey hangi mevcut gerçekliğe dayanmaktadır?

Allâme’nin Burhanı Nazariyeler İçin Bir Ölçüdür (Referans Noktasıdır); Tersi Değil

Allâme’nin iddiası, argümanının öncüllerinin doğru evvelî önermelerden oluştuğu ve [kullandığı] “burhan” formunun da mantıken doğru olduğu yönündedir. Dolayısıyla bunun neticesi de mantıken doğru olacaktır. O halde bu iddianın doğru olduğunu ve gerçekte Allâme’nin argümanının hiçbir nazariyeye dayanmadığını ispatlamak gerekir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar