AÇIK OTURUM MÜSTEŞRİKLERİN KUR'AN ÇEVRESİNDEKİ EN YENİ GÖRÜŞLERİ

04 December 2025 50 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 11 / 13

Peki, müsteşrikler karşısında bizim vazifemiz nedir? Tüm düşünce ve enerjimizi müsteşriklerin görüşlerini eleştirmeye sarfetmemeliyiz. Zira bir şeyle haddinden fazla uğraşmamız uygun olmayabilir. Birinci derecede görevimiz Kur'an'ı olduğu şekliyle sunmaktır. İmam Rıza (a.s) bir hadiste “رحم الله من یحیی أمرنا” buyurur. Yani “İşimizi ihya eden kimseye Allah rahmet etsin.” İşi ihya etmenin nasıl olacağı sorulduğunda şöyle buyurur:

“İlimlerimizi iyi öğrenen ve Kur'an'ı doğru nakleden kimse. İnsanlar söz ve mantığımızın güzellikleri arasında yer alırsa kesinlikle bizi takip etmiş olur.”

Vaktimizin yarısını müsteşriklerin sorun ve tahlilleriyle uğraşmaya, kalan yarısını da Kur'an'ın mantıksal beyan ve sunumuna ve onun güzelliklerine ayırmamız gerektiğini söyleyebilirim.

Bu nedenle iki görevimiz var: Biri, Kur'an'ı olduğu gibi ve olması gerektiğine inandığımız şekilde tanıtmamız ve dünyayı Kur'an'a davet etmeye zemin hazırlamamızdır. (Kur'an'ı Müslümanlar tercüme etmeli ve sunmalıdır. Çünkü Müslümanların İslamî hassasiyet ve gayreti vardır ve sapkın bir bilgiyle tahlil edilmemesine dikkat eder.) Enerjimizin yarısı müsteşriklerin inancını tanımaya ayrılmalı ve o inancın prensiplerine odaklanılmalıdır. Kur'an-ı Kerim, Peygamber'in mucizesi olarak meydan okumakta ve benzerini getirmeye çağırmaktadır. Bu meydan okuyuş günümüzde de güçlü biçimde yerinde durmaktadır. Bizim Kur'an'a bakışımızın mucize olması ile bir dâhinin düşüncesinin ürünü olması arasında büyük fark vardır. Bu, Kur'an'a karşı iki çeşit tutumdur. Bu nedenle müsteşriklerin fikirlerini ve o fikirlerin prensiplerini tanımalı; onların araştırma, temellendirme ve çıkarım yöntemlerini inceleyip konu konu eleştirmeliyiz. Tabii ki günümüzde bu iş oldukça etkilidir. Çünkü tekfir, tard ve sansür devri geride kalmıştır. Teoriyi çıplak haliyle ele almak, temellerine bakmak, analiz etmek ve mantıksal eleştirisini yapmak gerekir.

Sunucu:

Girişte söylediğim gibi, şarkiyatbilimin son döneminde veya ikinci dünya savaşından sonra başlayan dördüncü devrede müsteşriklerin İslam'a bakışı bir miktar incelmiş ve eski maksatlı görüş, yerini daha ılımlı ve yumuşak ifadelere bırakmıştır. İslam kelimesini kullanmaktan bile kaçınan ve “Muhammed'in ekolü” ifadesini kullanan önceki müsteşrikler şimdi İslam kelimesini tercih ediyor. Günümüzde Kur'an, dinî metin mesabesinde inceleme ve araştırmaya konu ediliyor. Müsteşriklerin Kur'an Ansiklopedisi'ne de yansıyan yeni yaklaşımı nispeten bu yeni tutumu gösteriyor. Hadis bahsinde de geçtiği gibi, hadisleri tümüyle sorgulayan çoğunluktaki müsteşrikler yeni teorilerinde müşterek râviyi ve hadisin silsile kökünü bulabilmek için hadisin tarihsel eleştirisine yönelmiş durumdadır.

Bu nedenle Dr. Zemanî'den bu konunun devamında müsteşriklerin yeni görüşlerinin bir listesini çıkarmasını rica ediyorum.

Dr. Zemanî:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar