Müsteşriklerin en bariz özelliği, bilimsel çalışmalarının metodik olmasıdır. Bilimsel metot bir tür kuşatıcılık, derleme ve denge esasına dayanır. Müsteşrikler hakikate ulaşmak için derecelendirmeyi temel alma ve çıkarım yönteminden oluşan bilimsel metoda riayet ettiler. Şarkiyatçılar, oldukça dikkat çekici kendine özgü niteliklere sahiptir. Sami ve Aryen aslî dillerden yararlanmak bunların arasındadır. Müsteşriklerin ekserisi çok sayıda dile hakimdi. Mesela Spuler 15 dil biliyordu. Bittner 51 dil ve lehçeye vakıftı. Reinhart Dozy Sami, Latin, Fransızca, Arapça ve İspanyolca'ya aşinaydı. Müsteşriklerin bir başka olumlu özelliği uzmanlaşmaya dönük çalışmalarıdır. Bazı Müslüman âlimler gibi bilimsel araştırmalarının sınırlarını geniş tutmazlar. Azimleri herkes nezdinde dillere destandır. Mesela özet Sami diller sözlüğünü yazması oniki yıl süren Edmund Custer günde 16-17 saat çalışırdı. Gerçekten de takdire şayandır. Flügel, İbn Nedim'in el-Fihrist kitabının el yazma nüshasının edisyonunu 25 yılda tamamladı. Bu müspet noktalar bizim için yapıcı olabilir. Şarkiyatçıların Müslümanlara yaklaşımı farklı farklıdır. Müsteşrikin İslam'a ve Kur'an'a bakışı nesneldir. Bilimseldir ve dine dışarıdan bakıştır. Halbuki Müslümanlar İslam hakkında araştırma yaparken kendi önyargılarını işin içine karıştırır ve bakışları içeridendir. Tanınmış şarkiyatçılardan Jacques Waardenburg'un meşhur bir cümlesi vardır: “İslam Müslümanlar için bir norm ve ülküdür. Fakat araştırmacılar için bir araştırma konusu ve tahkikini etrafında topladığı semboldür. İslambilim, İslam dininin normatif olmayan incelemesidir.” Bu nokta Müslümanlar ile müsteşrikleri birbirinden ayırmaktadır.
Konumuz müsteşriklerin Kur'an çevresindeki yeni görüşleri olduğuna göre bu görüşleri liste biçiminde arz edeyim:
Önemli tartışmalardan biri Kur'an'ın toplanmasıdır. Wansbrough, Kur'an'ın toplanmasının Peygamber'den iki veya üç asır sonra gerçekleştiğine inanan müsteşriklerdendir. Daha yakın zamanlara gelirsek bazı müsteşrikler bu düşünceyi olumsuz bulmaktadır. John Burton, nesih meselesi üzerine yazdığı kitabında Kur'an'ın nihai metninin verilen bu dönemden (Wansbrough'nun söylediği) çok daha erken bir zamanda toplandığını belirtir. Harvard Üniversitesi hocası William Graham, Wansbrough'nun görüşlerini reddeder. Andrew Rippin de Wansbrough'nun teorisini reddeder. Estelle Whelan'ın “Unutulan Şahitler” adlı bir makalesi vardır. Orada Kur'an'ın erken zamanda toplandığına dair dayanakları zikreder ve Kur'an'ın hcri birinci yüzyılın başlarında toplandığına üç tarihsel delil getirir. Bu delillerden biri, Beytü'l-Mukaddes'te Abdülmelik b. Mervan'ın halifelik dönemine ait Kur'an yazmalarıdır. Diğeri Velid b. Abdülmelik'in halifelik döneminden kalma Kur'an yazılarıdır. Bunlar Medine Mescidinin duvarlarındaydı. Son olarak tarih kaynaklarında geçen değinilerdir. Bunlardan insaflı bir sonuç çıkarmış ve Kur'an'ın hicri birinci yüzyılın başlarında toplandığını belirtmiştir.
Sunucu:
Sonraki sorum Dr. Mearif'e olacak. Müsteşriklerin araştırmaları karşısında bizim görevimiz nedir?
Dr. Mearif: