islami psikolojinin varsayımları

04 December 2025 31 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 8

İnsan ontolojisine dair bu bakışaçısına göre, bir bireyi tanımak isteyen kimse o bireyin amellerini incelemelidir. İslami insan biliminde ''amel''in yeri ve konumunu esas alarak İslami psikolojinin konusunu bu temel kavram ekseninde incelemek gerekir. Başka bir ifadeyle, bireyin ''ameli' islami psikolojinin konusu olarak belirlenebilir. Daha önce de belirtildiği üzere, islami psikolojinin konusu, bireyin nefsi olarak da gözönünde bulundurulabilir. Ancak burada kastedilen nefs, bireyin amelinde tecelli eden nefs'tir. Bu durumda, bireyin ameli inceleme ve araştırma konusu ise, aslında o amelde tecelli eden nefs, incelemeye konu olmuş demektir. İnsanın nefsini bir şeylderde somutlaştırmak istersek, buna en uygun şey bireyin amlleri ve elde ettikleridir.

Amel ve Kaynağı (Başlangıcı)

Şimdi, ''Amel nedir?'' sorusuna yanıt vermek gerekir. Birincisi, amel ile fiil'i birbirinden ayırmak gerekir. ''Fiil'', ister insan isterse hayvan veya cansız bir varlık tarafından bilerek veya bilmeyerek belirli bir amaç doğrultusunda veya amaçsızca sadır olan eylemin etkisine denir. Ancak ''amel'' ise, belirli bir temele dayanan fiillere denir. Aşağıda bu temellerin neler olduğunu inceleyecek, varlık ve etkilerinin sonucunda hangi fiil'in ''amel'' olarak nitelenebileceği açıklanacaktır.

Kur'an insanın amelinden söz ederken, onu bazen ferdin zannı olarak analiz eder ve açıklar. Başka bir ifadeyle amelin amel olması, temel bir zanna dayanmaktadır. Bundan dolayı etkili bir benzetme ile, susayan kimsenin çölde serap görerek onu su sanmasına benzetilmiştir. Serap; susamış olan ferdin onu varsayması sonucu su şeklinde tezahür etmesi gibi amel de failin varsayımına dayanır. Servet ve mal biriktiren kimsenin, her zaman mal ve servetini saymakla meşgul olmasından dolayı, varlık ve bekasını mal ve servetinde görmektedir. Sözkonusu zannı esas almadan bu ferdin sayma fiili amelden sayılamayacağı gibi anlaşılması da mümkün olmayacaktır. Bazen de insanın ameli ''zannına'' esas alınarak incelenir. Sanmak ve fikir, her ikisi de zıddının muhtemel olduğu bir şey hakkında yargıda bulunmaktır. Ancak ikisinin farkı şudur: birey fikirde karşıt bir tarafı tercih etmez iken, sanı'da iki seçenek de dikkate alınarak aralarından birini tercih etmektedir. Amel ile sanı arasındaki ilişki hemfikir olduğu arkadaşları arasından sarhoş olan bireyi ve sarhoşluğunun da sanı'sından kaynaklandığını, durumunda bir değişiklik olmayacağını aslında peşinde olduğu şeyin kendisi olduğuna benzetilmiştir. O sarhoşluğun temelinde bu sanı yatmaktadır. Bu sanı olmadan o sarhoşluk anlaşılmayacaktır. Bundan dolayı, sarhoşluk ve sanı arasındaki ilişki onun temelini oluşturduğundan onu amel'e eşdereğer görmektedir.

Amel bazen de inanmak/yakîn ile ilişkili olarak incelenir. Fikir ve sanı'nın aksine, inançta artık ikinci bir ihtimale yer olmadığından karşıtı düşünülemez ve birey sağlam ve kesin bir inançla yargıda bulunur. Bunun için verilebilecek örnek sabır ve kararlılık, yakîn'in ışığında tezahür eder. Temelinin bu inanç olduğu kararlı duruş, amel sayılmakta ve o da ancak bu inancın ışığında anlaşılabilir.

Fikir, zan, inanç ve benzeri kavramları aynı kategoriden sayıp amel'in temeli şeklinde gözönünde bulundurmak mümkündür. Amel'in bu kaynağını ''marifet/bilgi'' olarak isimlendireceğiz. Daha önce de belirtildiği gibi amel, belirli bir kaynağa dayandığı için fiilden ayrışmaktadır. Buraya kadar yapılan açıklamalardan amelin sözkonusu kaynaklarından birinin marifet/bilgi olduğu ortaya çıkmıştır. Şimdi, diğer kaynakları da biraz inceleyelim.

Kur'an bazı konularda insanın amelini açıklarken, amele temel teşkil eden çekici veya itici bazı eğilimlerden söz eder. Çekicilik hususunu açıklarken herkesin işlediği ameli güzel ve çekici bulduğunu belirtir. Fert işleyeceği amele ilişkin kayıtsız değildir. Aksine o amel, kendisine çekici ve güzel geldiği için onu yerine getirmekte istekli ve heveslidir. İşte bu heves ve istek onu harekete geçirmekte ve o ameli işlemek ve gerçekleştirmek üzere harekete geçirmektedir. Bu çekicilik yavaş ve mülayim olabileceği gibi sert ve ani de olabilir. Kur'an, ferdin amelini yumuşak olan çekici yönleriyle açıklarken ''ümit, hoşnutluk, rıza, sevgi ve gönül bağlamak'' gibi kavramları kullanmaktadır. Örneğin ibadet eden ferdin ameli, Allah'ın rahmetine beslediği umuda bağlanmaktadır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar