''Arzu'' ve ''irade''yi bir tutmamak gerekir. Arzu, irade ve tercih kategorisinden değildir. Zira arzuların toplamından irade hasıl olmaz. Bazılarına göre irade, güçlü arzunun zayıf arzuya galip gelmesinden ibarettir. Örneğin birinin B'ye değil A'ya irade ettiğini söylemek şu anlama gelir: B'ye de eğilimi olmasına rağmen A'ya daha güçlü bir şekilde meyletmesi onun A'ya yönelik daha güçlü bir irade sergilemesidir. Bununla birlikte, temayül ve irade aynı anlama gelmemektedir. Bu ikisi arasındaki farklılıklardan biri de insanın eğiliminin eyleme dönüşmesidir. Ama irade söz konusu olunca başka arzuların da gerçekleşme veya reddedilme imkanı ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı, Kur'anda deruni arzuların tercih edilmesinden söz edilir. Bu açıklama, iradeyi çeşitli dinamiklerin çekişmesi sürecinin sonucu gören yukarıdaki görüşten tamamen farklıdır. Kabul veya ret unsurunu saymazsak hayvanlar ve hatta fiziksel mekanizmalarda belirli bir enerji serbest bırakıldığında diğer bir enerjiyi mağlup edecektir. Bir mekanizmada iki karşıt enerji varsa iki kutup var demektir. Ama kabul veya ret unsurları da bu iki kutuba eklenirse üçüncü bir kutup söz konusu olacaktır. Bu üçgen, irade ile diğer çatışmaların ayrışma noktasıdır.
Buraya kadar amel'a kaynaklık teşkil eden üç unsurdan söz ettik: bilgi, arzu ve irade. Şimdi ise, bu üç kaynağın önceliği bakımından sıralanmasıdır. Doğrusu bu kaynaklar, öncelikleri bakımından sıralanmaları, açıklamalarını yaptığımız tertip üzerinedir. Yani; birinci kaynak bilgidir: bireyin bir durum karşısındaki düşünme, zannı ve inancı demektir. Sözkonusu düşünme, zann ve inanç işlenen amel ile doğrudan veya dolaylı (müşahede, istidlal ve amelin gerektirdikleri) olarak ilintilidir. İkinci aşamada kaynak arzu ve istektir. Ferdin amele ilişkin bilgisi, onda birtakım arzu ve istekler uyandırır. Bu arada, arzu ve çekicilik arasında farklılık olduğunda hatırlatmakta yarar vardır. Çekicilikten amaç, bireyde içgüdüsel olarak yaratılmış olan bir yönlendirme şeklidir. Çekicilik bu bakımdan, bilgiden önce gelir. Arzudan amaç ise, bilginin çekiciliğe tercüman oluşudur. Birey, bir bilgi elde ettiğinde ve bu bilgi onda birtakım çekiciliklere neden olursa, onda bazı tasavvurlar oluşmaya başlar ve bu tasavvurlar yardımıyla çekicilik ve firar ortaya çıkar. Öyleyse arzu, çekiciliğin bilgi ile yoğrulmasıdır. Bu anlamıyla, arzunun oluşması ancak ona ilişkin bilginin varlığıyla mümkündür. Bundan dolayı, bilginin amel'e temel teşkil etmesi arzunun ona temel teşkil etmesinden önce gelir. Bireyde çeşitli arzular ortaya çıkınca sıra iradenin devreye girmesine gelir. İrade, o arzular arasından tercihte bulunarak birini eyleme dönüştürür. Amel'in meydana gelmesinde bu öncelik sıralaması kimi zaman Kur'anda da dolaylı olarak belirtilmiştir: Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
Bu ayette yer alan ''وَلِتَصْغَی اِلَيْهِ اَفْـِٔدَةُ'' ve ''لِيَرْضَوْهُ'' ve ''لِيَقْتَرِفُوا'' kavramlara göre, işitilen sözler arzu ve istek uyandırıyor sonunda amele dönüşüyor. Kur'an literatüründe amelin kesbi, ameli gerçekleştirecek iradenin ortaya çıkmasına denir. Bundan dolayı, sözkonusu aşamadan sonra onu sorgulamak mümkündür.
Buraya kadar yapılan açıklamar ışında, en azından amelin kaynağının ne olduğu aydınlanmış oldu. Başka bir ifadeyle, ''bilgi, arzu ve irade'' amelin oluşmasına temel teşkil etmektedir. Birinci kaynak olan bilgiyi de bu tabloya sığdırmaya çalışmak istersek, insanın bilgiden yoksun, akıl ve duyulara sahip olduğunu belirtmeliyiz; ona karşı bilginin kaynaklarını oluşturanlar ise, eşya (tabiat), toplumsal örf ve adetler (gelenekler) ve doğrudan ilahi yönlendirmeler (vahiy)'dir. Bunların bilginin kaynakları olduğunu belirtelim. Zira, bilgiye kaynak teşkil ettiklerinden onları insanın ameline temel teşkil eden kaynaklardan saymamamız gerekir. İnsanın amelinin üç kaynağından birincisi olan bilginin de kaynaklarının bunlar olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.
Buraya kadar yapılan açıklamalara istinaden ''amelin gerçek modeli'' olarak adlandırdığımız tabloyu inceleme bakalım:
Amel
İrade Arzu Bilgi İdrak Fiziksel Koşullar Gelenekler İçgüdüsel Eğilimler
Tablo-1: Amel'in temel modeli