Kur'an'daki Medeniyet Temellerinin Analizi

04 December 2025 36 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 9

İtidali riayet etmek gerekir: İtidalli olmak iktisadi bir kural olarak Kasas suresinin 77. ayetinde ele alınmıştır. Buna göre dünyayı tamamen bırakmak da tümden servet ve lezzete dalmak da yanlıştır, istenmeyen bir tutumdur. (Seyyid Kutub: 1412, 5/2711). Kur’an açısından sahih yolla servete ulaşmak, ancak başkalarının mallarında haksızca yapılacak her türlü tasarruftan sakınmakla mümkündür. (Bakara/188).

Çalışmak gerekir: Yüce Allah Necm suresinin 39. ayetinde insanın [ekonomik] başarısını onun çalışma ve çabasına bağlamıştır.

Servette tekelcilik reddedilmiştir: Haşr suresinin 7. ayetine göre servetin belirli sınıf veya şahısların elinde tekelleştirilmesi yasaklanmıştır. Oysaki her zaman, diğerlerini dışlayacak şekilde zenginliği ve çıkarları tekelleştirmeye çalışan bir zenginler sınıfı olmuştur. (Tabâtabâî: Aynı kaynak, c.19, s.204; Fahri Razi: 1420, c.29, s.507). Bu da toplumda zengin ve fakir olmak üzere iki kutup meydana getirmiş ve bunlar arasında sınıfsal uçurum oluşturmuştur. (Mekarim: Aynı kaynak). Böyle bir durumun oluşmasını önlemenin yolu ise kaynakları doğru kullanmak; aşırıcılıktan, israf ve savurganlıktan kaçınmaktır. (Ğafir/43, Araf/31 ve İsra/27).

1. İktisadın Önemi: İktisat hedef değildir ama ekonomik durum toplumun maddiyat ve maneviyatına direkt etki etmektedir. Ekonomik güç, düşmanın tasallutuna karşı ve onun nüfuzunu önlemede önemli bir etmen olduğu gibi ekonomik zafiyet de yabancıların müdahalesi için uygun zemini oluşturmaktadır. Düşmanın nüfuzu insan bedenindeki en zayıf noktayı hedef alan virüse benzer.

2. Ekonomiyi Güçlendirmek: Doğru planlama, kalite ve bilgiye dayalı seri üretim, adil dağıtım, savurganlık yapmama, içerideki kaynakların, varlıkların ve kapasitelerin kullanımı, halkın katılımı ve yönetimi ne pahasına olursa olsun elde tutmamak (yönetimde paylaşım), ekonomiyi güçlendirir.

3. Ekonomiyi bozan afetleri tanımak ve bu hususta ıslahat yapmak.

4. Direnç ekonomisinin kullanımı da dahil olmak üzere ekonomik zorluklarla mücadele. (Bkz. Beyaniyeyi Gami Dovvom, s.9)

Sosyalist sistemdeki ekonomi, diyalektik materyal felsefesine ve tarihsel materyalizme dayanmaktadır ve kolektif özgünlük, devlet mülkiyeti ve planlama olmak üzere üç ilkeye odaklanmıştır. Bu sistemde ülkenin tüm zenginliği ulusaldır ve devlet tarafından yönetilir, özel mülkiyete yer yoktur. Özel mülkiyetin olduğu kapitalist sisteme karşıdır. Bunun tam karşısında özel mülkiyeti ilke edinmiş kapitalizm vardır. Kapitalist sistem kârın özgünlüğüne dayanmakta ve sermaye edinmede mutlak özgürlükten yana tavır koymaktadır. Bu sistemde bireyin, ekonomik faaliyetlerin ana ekseni haline gelecek kadar özgür olduğu görülmektedir. (Hadeviniya: 1387, c.1, s.45-52 ve Nemazi: 1374, s.24-27).

İslam'da, Kur’an öğretilerine göre ekonomi hem bireyin hem de toplumun karma mülkiyetine dayanır. Ne Kapitalizm gibi sınırsız bir özel mülkiyeti tanır ne de Sosyalizm gibi mülkiyeti tamamen kamuya devreder. Ancak en başından mülkiyeti ve karma ekonomiyi tanır. Bu yoruma göre her türlü adaletsizlik ortadan kalkar ve bir devlet olarak vatandaşlarına sosyal ekonomik adaletin temellerini vaat eder. (Şehid Sadr: 1379, s.49). Buna göre İslam, özel malikiyeti mutlak şekilde kabul etmez, bilakis özel malikiyetteki kullanım sınırlı olup kamu ve devletin malikiyetinin paralelindedir. (Defter-i Hemkariyi Havza ve Danişgah: 1372, s.72).

3.4. Siyaset, Hükümet ve Adalet

Siyaset, hükümet ve toplum, ilkeleri ve özellikleri olan bir şebeke olarak karşımıza çıkmaktadır ki en önemli özellikleri: Adalet ve yolsuzlukla mücadele, istiklal ve hürriyet, millî onur, dış ilişkiler ve düşmanla sınır koymaktır. Bu esaslardan herhangi biri olmazsa çağdaş İslam medeniyeti gerçekleşemez. İslam inkılabı Rehberi, dinin hâkimiyetine inanmaktadır. Yani hâkim ve kanun Allah tarafından tayin edilmelidir. (KHAMENEI. İr) Hükümetin ve yöneticilerinin temel şartı adalet ve yolsuzluktan kaçınmaktır ve özellikle ekonomi yönünden temizlik/saflık, İran İslam Cumhuriyeti'nin tüm yetkililerinin meşruiyetinin şartıdır. (Beyaniyeyi Gami Dovvom, s.9) Şimdi kısaca bu ilkeleri gözden geçirelim:

3.4.1. Yolsuzlukla Mücadele ve Adalet

Birincisi: Çok önemli olan "adalet" kelimesini gerçekleştirmek evrensel bir yükümlülüktür ve İslamî sistemin en önemli hedeflerinden biridir.

İkincisi: "Adalet ve yolsuzlukla mücadele" birbirine bağlıdır. "Ahlâk, iktisat ve siyaset" alanlarındaki adaletsizlik, yolsuzluğa sebep olacak, bu da İslamî sistem ve medeniyetin meşruiyetini ortadan kaldıracaktır.

Üçüncüsü: Yolsuzlukla mücadele etmek ve yolsuzluğun kök salmasını önlemek için temiz bir denetim kurumuna ihtiyaç vardır.

Dördüncüsü: Gerçek adalet, aslında “Adli Muntazar/Beklenen Adalet” olan İmam Zaman'ın (a.s.) zuhur etmesiyle tecelli edecektir, ancak bu söz hiçbir zaman yetkililerin ve yöneticilerin görevini azaltmaz. (Beyaniyeyi Gami Dovvom, 9 ve 10).

3.4.2. Kur’an’da Yolsuzlukla Mücadele ve Adalet

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar