Kur'an'ın İbret Verme Yöntemi

04 December 2025 52 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 12

Dördüncü olarak tarihî bir olaya bakarak veya bir hadiseyi müşahede ederek gerçek öğüt alma, kendi konumuyla, o olayda yer alan kişilerin konumunu kıyaslamadan mümkün olmaz. Zira bir olayın zahirî idraki, onun parçaları üzerinde düşünmek ve aralarındaki irtibatların keşfi, her ne kadar bir şeyin tanınması açısından insanın bilgilerini artırsa da, pratikte insana bir fayda sağlamaz. Bu husus, insan kendi konumunu onunla karşılaştırdığında faydalı olacaktır. Böylece olumlu hususlarda benzemek, olumsuz hususlarda da o olayla aynı tarafta ve aynı türde olmaktan kaçınmak için çaba göstermelidir.

Ama öyle görünüyor ki Kur’an-ı Kerim’de ibretin özel bir anlamı da vardır ve o da menfi olaylardan ders ve öğüt almaktır. Başka bir deyişle Allah’ın emirlerine itaatsizlik ederek ilahi azaba uğrayan kavimlerin ve milletlerin tarihinden ve başlarından geçen kötü olaylardan ders almaktır. Zira evvela lügat kaynaklarının çoğunda ibret için öğüt ve nasihat anlamı verilmiştir. İkinci olarak ibretten bahseden ayetlerin çoğunda önce menfi cereyanlara, sonra onlarda ibretin bulunmasına işaret edilmiştir. Üçüncü olarak ibret kelimesine ilaveten başka kelimeler de bu anlama delalet etmektedir. Konunun devamında bu kelimelerin üzerinden kısaca geçeceğiz:

Ayet: Lügatte ayet kelimesi için çeşitli manalar zikredilmiştir: Nişan, alamet, delil, mucize, harikulade şey, deha, ibret, kelime, tek bir manayı ifade eden Kur’an’daki bazı kelime grupları gibi. Ancak onun en temel ve en yaygın manası –ki bütün bu manaların hepsi ona geri döner- alamet, nişan veya insanı kendi ötesindeki bir noktaya hidayet eden ve intikal ettiren bir delil anlamıdır. Diğer bir deyişle “ayet” maksada ulaşmak için vesile olan, teveccüh gösterilen şeydir. Bu mana yukarıdaki manaların tamamında bir şekilde idrak edilebilmektedir.

Ayet Kur’an-ı Kerim’de de muhtelif manalarda kullanılmıştır. Örneğin “İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik.” ayetinde mucize; “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.” ayetinde alamet; “Onun (Kur’an’ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır.” ayetinde Kur’an ayetleri; “Siz, her yüksek tepede, ihtiyacınız olmayan bir yapı kurarak eğlenip durur musunuz?” ayetinde yapı ve bina; “Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız.” ayetinde ibret anlamında kullanılmıştır. Her ne kadar ayet için çeşitli manalar zikredilmişse de bu kelime en fazla ibretle eş anlamlıdır ve mana açısından ona en yakın kelimedir. Belki de onun Kur’an’daki en fazla kullanımı ibret anlamındadır. Özellikle kişilerin ve kavimlerin başından geçen kötü olaylar anlatılırken ve ان فی ذلک لآیه kalıbında bu olayların ibret olması hususuna işaret edilir.

Nikal: Nekl zayıf olmak ve aciz olmak ve de bağlar ve kısıtlamak anlamındadır. Bu sebeple atın ipine ve eyerine nekl denir. Zira atı kısıtlar ve bağlar. Nikal diğerlerinin ibret alması için bir kimseyi aşağılama ve ona karşı hakaretâmiz davranışta bulunmaktır. Örneğin “İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: “Aşağılık maymunlar olun!” dediklerimizi elbette bilmektesiniz. Biz bunu (maymunlaşmış insanları), hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, muttakiler için de bir öğüt vesilesi kıldık.” ayetinde nikal, ibret anlamında kullanılmıştır. Zira Benî İsrail’in itaatsizliğinin ve isyanının sonucu olan bu tahkirin görülmesi, ibret kaynağı ve alıkoyucu olabilir.

Mesel: Mesel için de Kur’an’da delil, benzer, alamet, sıfat, hal, vaziyet ve diğer birçok anlam zikredilmiştir ki bunların kendi yerlerinde incelemeye tabi tutulması gerekir. Bazı ayetlerde mesel, ibret anlamında kullanılmıştır. Örneğin فجعلناهم سلفا و مثلا للاخرین ayetinde bu şekildedir. Bu ayet-i kerimede “Biz Firavun gibilerini geçmiştekiler ve helâk olanlarla beraber saydık ve gelecektekilere bir ibret karar kıldık.” ifadesi beyan edilmiştir. Meselden türeyen kelimeler arasında meselenin cemi olan meselât da vardır ve ibret alınacak belalar anlamında kullanılmıştır: “Hâlbuki onlardan önce ibret alınacak nice azap örnekleri gelip geçmiştir.” Ragıb diyor ki mesele, insana nazil olan bir beladır ve diğerlerinin korkması ve vahşete düşmesi için bir misaldir; diğerlerine ibret kaynağı olan nikal gibi.

Tezkîr: Zikir, kalpte veya dilde (ya da zihinde) bir şeyin bulunması anlamındadır. Tezkîr ise zikrin çokluğu anlamındadır ve manası daha kapsamlıdır. Bu kelime bazı ayetlerde ibret anlamında geçmiştir: “Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var? Şüphe yok ki bunda, gönlü olana yahut görerek kulak verene ibret ve öğüt var elbet.”

Beyan edilenlere teveccühle, öncesinde kavimlerin ve milletlerin başlarına gelen kötü haberlerin beyan edildiği, sonra bunlardaki ibretin varlığına işaret eden ayetlerin çoğunda, ibretin özel bir anlamı ifade ettiği sonucuna ulaşabiliriz. Bu da menfi olaylardan öğüt alınması gerektiğidir.

İbretin Esasları

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar